YJK-E, CENİ: Tüm kadınları ‘G20’ protestolarına çağırıyoruz

373

YJK-E ve CENİ, bütün kadınları G20’ye karşı yapılacak protesto gösterilerine çağırdı.

Almanya Kürdistan Kadınlar Birliği (YJK-E) ve Kürt Kadın Barış Bürosu CENİ, G20 Zirvesi’ne ilişkin bugün yazılı açıklamada bulundu.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Temmuz ayının başında Hamburg’da bir araya gelecek olan kapitalist ekonomi ve sömürünün temsilcileri olan hükümet yetkililerinin hedefi, finans krizi sonucu oluşmuş zararlarını bu krizden en az sorumlu olan sivil insanlara yüklemektir. Rosa Luxemburg, ‘kapitalizmin kendisini henüz kapitalist olmayan kaynakları tüketerek ve sömürerek fethetmeden sürdüremeyeceğini’ dile getirirken bu sistemin sömürü karakterine vurgu yapmaktadır. Bu nedenle finans sistemi her zaman insan yaşamının tüm alanlarına daha fazla nüfuz etmeye çalışır.

Özellikle erkek egemenlikli sistem ve baskın olan sosyal, siyasal ve ekonomik sorunlar arasındaki bağı görmek büyük önem ifade etmektedir. Erkek egemen sistem baskı ve sömürünün ilk sistematik biçimidir. Erkeğin kadın üzerindeki egemenliği toplumu ilk kez ‘sömüren’ ve ‘sömürülen’ diye iki parçaya bölmüştür. Bu iktidar ilişkilerine dayalı olarak ataerkillik kendisini farklı sömürü ve baskı yapıları biçiminde geliştirmiştir. Bu yüzden ataerkillik bütün güç ve iktidar ilişkileri ile bağlantılıdır. Toplumun erkek egemen sistem tarafından bölünmesi ilk cinsiyetçi işbölümüne ve buna bağlı olarak sınıflı toplumun oluşmasına neden olmuştur. Kölelik ve sömürü düzeni erkek egemen sistemin kadınlar üzerindeki deneyimine dayanarak gelişirken, kapitalizm de ilk olarak cinsiyete dayalı sömürü üzerinden gelişmiş ve bu baskı ve sömürü ilişkisi üzerinden kendisini halen sürdürmeye devam etmektedir. Dolayısıyla ataerkil sistem içerisinde sömürünün farklı biçimleri kendisini göstermektedir. Bu anlamda cinsiyet özgürlükçü mücadele, kapitalist sistemin tüm sömürü ve baskı biçimlerine karşı mücadeledir.

Mevcut dünya sistemi ve politikaları G20 ülkeleri tarafında belirlenmektedir. Kapitalizmin sömürü ve baskı yöntemleri sadece bunlar ile sınırlı kalmamakta aynı zamanda ekonomik çıkarlar nedeniyle savaşlar başlatılmaktadır. Yeryüzünün kolonyal ve ırkçı bir biçimde bölünmesine uygun olarak batılı ekonomi sistemi başka kıtaların tarımından elde edilen tonlarca besin maddesini kendisi için almakta ve bu şekilde mono kültüre sebebiyet vermektedir. Öte yandan yerel üretim çıkarının ve çalışma performansının gerilemesi söz konusudur. Tarım arazisinin işlevi ‘Biyodizel’ ve çiçekçilik için –tabii ki Avrupa uğruna- değiştirilmektedir. ‘Buna karşılık’ da Avrupa sanayisinin üretim atıkları ve elektronik atıkları Afrika ülkelerine satılmaktadır. Batılı şirketler ‘eskiden’ sömürgeleştirilmiş ülkelerin yeraltı hammaddelerini emmektedirler. G20 ülkeleri tam da bu düzen için varlar: (Neo-)kolonyalizm, cinsiyetçilik ve sömürü.”

‘KADINLAR MÜCADELESİNİ YÜKSELTİYOR’

Açıklamada, kadınların dünyanın her yerinde bu siyasete karşı silahları, sözleri ya da fikirleri ile kendilerini örgütleyerek mücadelelerini yükseltmekte olduklarına dikkat çekilerek, şöyle devam edildi:

“Kürt Kadın Hareketinin Özsavunma Birlikleri yıllardan beridir IŞID’in paralı ordusuna karşı Rojava başta olmak üzere Kuzey Suriye’de bölgeyi köy-köy, kasaba-kasaba özgürleştirmektedir. Kürt Kadın Hareketi faşizm ve emperyalizme karşı mücadeleyi kazandıktan sonra kadın özgürlük mücadelesinin sürdürülmesi ve demokratik sistemin oturtulması için bölgede yaşayan tüm yurttaşlar ile özerk kooperatifler kurmakta, özgün eğitim sistemi ve özerk yönetimi ile küresel sermaye sisteminden olabildiğince bağımsız kendi öz yönetim sistemini gerçekleştirmektedir. Bunun için kadınlar meclis yapılanması ile cinsiyet özgürlükçü, sömürü ve egemenlikten arınmış kendilerinin belirlediği özgür bir yaşamı inşa etmektedirler. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından temel hatları oluşturulmuş bu modeli ‘Demokratik Konfederalizm’ olarak adlandırıyoruz.”

KATILIM ÇAĞRISI

“G20 ülkelerinin yöneticileri özellikle kadınların kendilerini örgütlemelerini, beraber alternatif bir sistem arayışlarını ve özgür bir toplumu gerçekleştirme mücadelelerini engellemek istemektedirler” vurgusunun yapıldığı açıklamada, şunlar da kaydedildi:

“Bu yıl Hamburg kentinde gerçekleştirilecek G20 ülkelerinin bir araya geldiği zirvede hükümet başkanlarının da hazır bulunacağı ve tartışacakları konular arasında “kadınları destekleme” konusu da yer almaktadır. Bu konuyu kuşkusuz ki gerçekten cinsiyet özgürlükçü bir toplumun yaratılması için değil, kadınları daha fazla kapitalist sisteme entegre etmek için ele almaktadırlar. Buna karşı mücadelemizi sokaklara taşırarak sesimizi yükselteceğiz. Gerçek bir cinsiyet özgürlükçü toplum reformlarla değil, kapitalizmin, ırkçılığın ve cinsiyetçiliğin olmadığı özgür ve ortak demokratik yaşamın inşası ile yaratılır.

Ataerkilliğe ve egemen sisteme karşı kadınların ve herkesin ortak örgütlülüğünü geliştirelim!

Bütün kadınları G20’ye karşı Hamburg’da yapılacak protesto gösterilerine davet ediyor ve 8 Temmuz’da saat 11.00’da Deichtorplatz’da (Hauptbahnhof’a yakın) yapılacak olan “sınırsız dayanışma” adlı büyük protesto yürüyüşünde berxwedan jiyane 2. Blok içindeki kadın blokumuzda yer almaya çağırıyoruz.”