Yeni bir MİT ajanı ve suikastçiyi deşifre ediyoruz!

1590

Türk devleti Avrupa’daki Kürt kurumlarını takip etmek, kurum çalışanlarını izlemek ve Avrupa’nın değişik ülkelerinde siyasi oturum haklarına sahip olan Kürt siyasetçilerini infaz etmek için ajan faaliyetlerini yaygınlaştırdığına ve bu faaliyetleri giderek ciddi ve oldukça tehlikeli bir örgütleme haline getirdiğine dair daha önce birçok kez açıklamalarda bulunmuştuk. Bu konuda Fransa, Almanya ve Belçika yetkililerine gerekli somut bilgilendirmede bulunmuş, bu ülkelerde “Osmanlı Ocakları” adı altında yapılandırılan kriminal çete örgütüne üye bazı kişilerin somut isimleri de verilmiştir. Israrlarımız üzerine yapılan operasyonla Kürt politikacılarını öldürmek amacıyla Türk istihbaratı tarafından özel olarak görevlendirilen Mehmet Fatih Sayan tutuklanmış ve şu an Almanya’nın Hamburg kentinde yargılanmaktadır.

Fransa’da da Türk istihbaratı tarafından kullanılan ve Kürt politikacıları takip etmek ve onlara suikast düzenlemek amacıyla Fransa’da yaşayan E… isimli kişi de aynı amaçla görevlendirilmiştir katil adayı olarak şu an hala Fransa’da yasamaktadır.

Bu çetelerin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından özel olarak görevlendirildiğini de gayet iyi bilmekteyiz. Avrupa’da bazı Türk Konsoloslukları ve Büyük Elçiliklerinin Erdoğan tarafından özel olarak vazifelendirildiğini, yine Erdoğan’ın Kürt politikacılarına karsı suikast yapma konusunda başarılı olan kişi ve elçilikleri ödüllendireceği konusunda da bazı özel görüşmeler yaptığını da biliyoruz.

Somut örneklerden birisi de Almanya’da, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski danışmanı Muhammed Taha Gergerlioğlu ve onun basını çektiği üç ajanın Almanya’da suçüstü yakalanması, Erdoğan ve Türk konsolosluklarının Avrupa’da Kürtlere karsı nasıl çalıştıklarını artık bilinen bir durumdur. Bu dört kişiden birisi olan Muhammed Taha Gergerlioğlu’nun bizzat Erdoğan’ın danışmanlarından olması, Türk devletinin ve onun bası olan Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupa’da Kürtlere karsı cinayet isleme konusunda nasılda rahat davrandıkları açığa çıkan başka bir durum olmuştur. Somut bir bilgi de Muhammed Taha Gergerlioğlu’nun MİT Müsteşarı Hakan Fidan tarafından özel olarak görevlendirilmiş olmasıdır.

Çok daha vahim bir olan Türk lider Recep Tayyip Erdoğan Kürtleri kastederek; “bölücüler nerede olursa olsunlar gidip inlerine girip hak ettikleri cezaları vereceğiz” demesidir. Avrupa’da örgütlendirilmiş katil adaylarını bizzat onun tarafından yönlendirildiği açıkça ortaya koymaktadır. Yine farklı bir zamanda Avrupa ülkelerine seslenerek; “ey Avrupa ya PKK’lileri bize teslim edeceksiniz ya da sonuçlarına katlanırsınız” diyerek, tüm Kürt kurumları ve Kürt politikacılarını, örgütlendirdiği çetelerine bir anlamda vur emri vermiştir. Buna hukuk dilinde “suça azmettirme” denir ve cezai karşılığı vardır.

Avrupalı yetkililere hep sunu söyledik: Avrupa’daki konsolosluk ve elçilikler, diplomat kimliği adı altında ajanlaştırma faaliyetleri yürüten, Kürt kurumları ve Kürt siyasetçileri hakkında bilgi toplama ve toplanan bilgileri Milli İstihbarat Teşkilatı’na vermek için özel çalışma yerleri haline dönüştürülmüştür. Türk Elçilik ve Konsoloslukları adeta MİT merkezlerine dönüştürülmüştür. Aynı zamanda Cami, “Kültür-sanat” dernekleri, ekonomik-ticari, turizm gibi bürolardaki kimi görevliler, yine Elçilik ve Konsolosluklarda çalışan çok sayıda görevli, Kürt siyasetçilerinin pesine takılan ajanlar haline getirilmiştir. Avrupa’da değişik nedenlerden dolayı mağdur durumunda olan birçok insan bu amaçla kullanılmıştır. Para karşılığında ya da değişik vaatlerle kullanılan bu kişiler ajan olarak Kürt derneklerinden bilgi alınmaya çalışılmıştır. Alman makamlarına göre bugün Türk Konsolosluklarında ve DITIB camilerinde görev yapan ajanların dışında Almanya’da 6.000’den fazla ispiyoncu Türk MİT’ine bilgi ve belge akısını sağlamaktadır. Recep Tayyip Erdoğan’ın başında bulunduğu Türk hükümeti, başta Kürt siyasetçiler olmak üzere muhalifleri infaz etmek için gönderdiği infaz timlerinin dışında ‘Osmanlı Ocakları’ gibi paramiliter çete örgütlerini de devreye koyarak, Kürt siyasetçilerini ve muhalifleri bertaraf etmeyi planlamaktadır .

Bir çok bilgiyi Almanya yetkilileri ile paylaşmış bulunuyoruz.

Şunu çok açık bir biçimde belirtelim ki KCDK-E olarak, Türk devletinin Avrupa’ya Kürt siyasetçilerine suikast düzenlemek amacıyla gönderdiği bazı kişi, bilgi ve belgeleri Alman Federal savcısı ve ilgili kurumlarla paylaştık. Bunun somut örneği Mehmet Fatih Sayan’a ilişkin bilgi ve belgelerdir. Bu kişi ile ilgili elimizdeki bilgi ve belgeleri Federal savcı ve güvenlik birimleri ile paylaştık. Açılan bu dava göstermiştir ki, Türk devleti Kürt siyasetçilerini öldürmek ve onlara suikast yapmak için ne gerekiyorsa onu yapmıştır.

Avrupa devletleri uyarılarımızı dikkate almadı

Sadece son birkaç yıldır değil, çok önceleri de Avrupa devletlerini uyarmış, Türk devletinin gönderdiği özel timlerle Kürt politikacılarına dönük bazı eylemlerde bulunma riskinin yüksek olduğunu söylemiştik. Ancak Avrupa devletleri bazı ekonomik ve siyasi çıkarlarından dolayı tedbir almadıkları için 2013 yılında Fransa’da Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez, Türk devleti tarafından katledilmişlerdir.

Bir Türk ajanını daha deşifre ediyoruz

Türk devletinin kirli savasını Avrupa’ya nasıl taşımaya çalıştığını, Kürt politikacılarına nasıl suikast planlaması yaptığını, Kürt kurumlarına sızılarak oralardan nasıl sahte bilgi alıp Kürtleri kriminalize etme çabasına giriştiğini göstermek amacıyla bir Türk ajanını daha deşifre ediyoruz.

Türk devletine çalışan bu ajan, Almanya’nın Hamburg kentinde yasamaktadır. Bu MİT ajanın özelliği, Kürt siyasetçilerden Zübeyir Aydar’ın, KCDK-E’nin Eş başkanı Yüksel Koç’un, Almanya Sol Parti Milletvekili Cansu Özdemir’in, yine HDP Eski Milletvekili Sevahir Bayındır’ın özel olarak seçilmiş olmasıdır. Ayrıca bu ajan diğer ajanlardan ayrı değildir, onlarla bir biçimde ilişkilidir. Daha doğrusu kendisinin içinde bulunduğu cinayet çetesi ile direkt ilişkilidir. Örneğin şu an Almanya’da tutuklu bulunan ve yargılanan Türk ajanı Mehmet Fatih Sayan’la direkt ilişkide olduğu bizzat kendisi tarafından belirtilmektedir. “Mehmet Fatih Sayan benimle görüşmeye gelirken Hamburg’da yakalanmıştır” diyerek, aynı cinayet hücresinde ve aynı vurucu timde yer aldığını bizzat kendisi itiraf etmektedir.

Bu Türk ajanı 7 yıldır Hamburg’da bulunan Kürt Demokratik Toplum Merkezimizle ilişkilidir. İki yıl da derneğimizin yönetiminde bulunmuştur. Anonim olarak bize ulaşan bir ses kaydından açığa çıkan bu kişi ile ilgili çok somut bilgileri Hamburg savcısına ve ilgili birimlere vermiş olmamıza rağmen, şimdiye kadar herhangi bir tedbir alınmadığı gibi gelişmelerle ilgili herhangi bir bilgi de tarafımıza verilmemiştir.

Hamburg’da yaşayan Mustafa K. adlı ajanın Hamburg’da Türk MİT elemanları ile yaptığı gizli bir görüşmenin ses kayıtlarında nasıl anlaştığını, neler yaptığını, önce Alman istihbaratına bilgi verdiğini, sonradan da Türk devleti ile çalıştığını, Türk MİT’inin de kendisine para vereceğini, vereceği para karşılığında Kürt derneğinde ve adı geçen politikacılar hakkında bilgi akışını sağlayacağını somut bir biçimde ifade etmektedir.

Sadece kendisi değil, aile olarak Türk devletine çalışmaktadır. Kendisi MİT’e, Türk kontrgerilla güçlerine, Erdoğan tarafından kurulan “Osmanlı Ocaklarına” çalışırken çocukları da IŞİD’in hizmetinde çalışan katiller güruhu olarak Almanya’da yaşamaktadırlar. Oğlunun IŞİD saflarında çalıştığını, karanlık işleri yaptığını, bazen günlerce, aylarca eve gelmediğini, takip ettiğinde Türk camilerine gidip geldiğini ve etrafındakilerin hepsinin de IŞİD militanları olduğunu bizzat kendisi birçok kez farklı mekanlarda anlatmıştır.

Değerli Basın Mensupları

Sizlere Mustafa K. denilen Türk ajanın bizzat kendi dili ve sesiyle anlatarak, Türk devletinin Kürdistan’daki kirli savaşını nasıl Avrupa’ya taşırdığını göstermek açısından onun konuşmasından bazı kesitler sunacağız. Elimizde Türk MİT’i ile yapmış olduğu görüşmedeki ses kaydı da mevcuttur. Gerek duyulduğunda bu ses kaydını da sizlerle paylaşacağız. Ses kaydında Mustafa K.ın Kürt politikacıları ve kurumlarının “güvenini” kazanmak için nasıl çalıştığını, yine Türk devletinin yöneticilerimizi nasıl hedef gösterdiğini ve nasıl infaz edileceklerini, infazdan 3 saat önce bilmelerinin yeterli olduğuna dair nasıl taktik geliştirdiklerini görmekteyiz.

Yakın tarihte Türk MİT’inin elinde vurulacak Kürt politikacılarının isim listesi yakalanmış ve Almanya hükümeti bu listeyi açıklamadığı gibi sorunu geçiştirerek olayın üstünü kapatma çabasına girmiştir. Ancak Türk ajanı Mustafa K. vuracağı kişilerin isim listesini teker teker Türk MİT’ine verdiği bu ses kaydında mevcuttur.

Mustafa K. ile MİT arasındaki diyalogda da görüldüğü gibi Türk MİT’inin Kürtleri öldürmek için oldukça örgütlü ve organizeli olduğunu göstermektedir. Belli bir emir-komuta zinciri içerisinde yapılan bir takip, bilgi alma ve vurma çalışmasıdır. Mustafa K. ile diyalog halinde olan MİT elemanı, Mustafa K.’ın getirdiği bilgilerden hareketle “getirdiğin bilgileri beyefendiye verdim, ilgili yerlere ileteceğim” demesi, Kürlere karşı cinayet işleme çalışmasının ne kadar sistematik ve emir komuta ilişkilerinin temelinde yürütüldüğünü görmek açısından önemli bir bilgi notudur…

Mustafa K. ile Türk MİT arasındaki diyalogdan bazı örnekler:

MİT görevlisi: Mustafa Bey, biz sizden aldığım bu bilgiyi, belgeleri dökümanlı olarak bize gelecek veya biz sizden gelip alacağız. Neresi olursa olsun fark etmez. Ben her şekilde gelebilirim, yani hiç problem değil. Beni bugün böyle görürsünüz yarın farklı olarak…

Mustafa K.: Öyle olması lazım…

MIT görevlisi: Böyle de görebilirsiniz. Bunlar hiç sorun değil. Zaten vazifemizi bilen bir iki kişi var. Fazla yok, olmasına da gerek yok. Biz gerekli yerlerle gerekli görüşmeleri de yapacağız. Sizin için destek konusunda bir alternatif üretilecek, bu konuda sorun yok, ekonomik boyut sorun olmaz.

MİT görevlisi: Bize lazım olan bilgi ve belgeleri bize ulaştırmak istersen ben gelip alırım, ne biçimde olursa olsun

…..
MİT görevlisi: Zübeyir Aydar’la ilgili bir bilgi, bir şey yaptın mı?

Mustafa K.: Zübeyir Aydar ile ilgili bilgim yok. Yüksel Koç’u iyi tanıyorum. NAV-DEM başkanı şimdi KCDK-E başkanı olmuş.

MİT görevlisi: Şuan KCDK-E‘nin başkanı olmuş, öyle mi?.

Mustafa K.: Onunla birebir görüşüyoruz geldiği zaman. ….

Mustafa: K.: Yüksel ile Cansu geldi. Ali Ülger dedi “bunları sen şeye (hautbanof)a kadar götür”. Korkuları da var, yani suikast korkusu olduğu için ben onlardan olmadığım için bana güvenmiyorlar.

MİT görevlisi: O bizim arama listesindeki mesele benim burada önemli olan şeylerden bir tanesi bu listeler. Üst düzeydeki listeler, bunlar önemli bağlantılar.

Mustafa K.: Bağlantılar Hamburg konusunda şimdi üyelik komisyonu isteyeceğim ilkin, zaten sizin bugünlerde geleceğinizi sanmıyordum. Nisan da şey var, dernek kongresi var, yeni bir görev isteyeceğim.

….

Mustafa K.: Kendini göstermek zorundasın, bu işlerde mutlaka kendini göstermek mecburiyetin var. Dernek çevresinden bazı insanlara maddi ve manevi destek veriyorum, Bunlardan çok önemli bilgiler alabiliyorum. Gelenlerin geniş bilgilerini. Bunlarla ben hep samimiyetimi korudum.

MİT görevlisi: Şimdi abi bizim için zaten …. zaten Doğu bey şey yapıyor. Şimdi senin o devlet ile ilişkilerin, Alman devleti ile olan ilişkilerin…

Mustafa K. : Alman Devleti bunları kesinlikle koruyor. Ne kadar yasak olsa da kontrol altında tutarak bunları sürekli koruyor.

MİT görevlisi: O içeri attırdığınız isimler var mesela… O isimler, onların haricinde üç dört kişi daha olması lazım

Mustafa K.: Ben sana listeyi verdim ya…

MİT görevlisi: Evet, evet ben beyefendiye ilettim onu ama…

Mustafa K.: O gazetedeki isimler…

MİT görevlisi: Ben onu Cemil Beye ilettim efendim. Cemil Beye iletim ben o bilgileri…

Mustafa K.: Sizden önce aslında Uğur S.’e, pazartesi tekrar geliyor buraya, o arkadaş dedi sen, baktım bana çok laf vuruyor, benim dernekten çıktığımı gördüğü için, yahu senin gibi bir adamın, Anadolu‘dan olan bir insanın nasıl olur da bu Köpeklerin içine girer. En son patladım dedim yaw bizden vatan haini çıkar mi?

MİT görevlisi: Evet

Mustafa K.: O zaman dedi “ben seni birileri ile tanıştıracağım.” O tam getireceği hafta buradan bir arkadaş bu Mehmet Fatih Sayan yakalanmasıyla çekinceye girdi, bana dedi “Mustafa uzak dur, şimdi iş ters, pazartesi geliyorum“ diye, bana mesaj atmış. Ondan bir miktar para aldım.

….
Mustafa K.: Bizim beş kişi burada görev yapan arkadaşlar var…

MİT görevlisi: Niye bunları, buraya verdiğinizde bizim oraya vermediler?
…..

Mustafa K.: Bunların içine giriyorum. Ben vatanın bölünmesinden taraf değilim…

MİT görevlisi: Evet

Mustafa K.: Yani gördüğünüz zaman “Mustafa’yı hain” diye ilan etmeyin…

MİT görevlisi: Evet

Mustafa K.: İşte ben dedim ki ‚ben bunların içine bunların anasını bellemek için giriyorum“. Başka kimseye de söylemedim. Deşifre de olmak istemiyorum. Ben buna kendi isteğim ile giriyorum. …

Mustafa K.: Ben yedi yıldır bunların içindeyim…

….

Mustafa K.: Bunların hepsini size resim olarak da isim olarak da verebilirim…

……

MİT görevlisi: Şimdi bu bilgileri siz dostunuza hepsini iletebilirsiniz veya başka bir şekilde yapabiliriz. Tekrar sizinle bir görüşme yapabilirim…

Mustafa K.: Tamam.

MİT görevlisi: Ama ben, siz bana haber verirsiniz zaten… Size ulaşmam için bir şeyler olması gerekiyor.

Mustafa K.: Ben bunun hepsinin dokümanlarını şey yaparım.

MİT görevlisi: Evet

Mustafa K.: Türkiye‘den… JITEM‘den benim bayağı tanıdıklarım var. Yeni tanıştığım. … var. Binali Kacak (?) var… bende iki yıllığına şu an o da istihbaratta. Bir arkadaş. Bunlarla ben istihbarat onlar beni iyi tanıyorlar, bana da kimliklerini açıklamıyorlar. Biz dediler “senden bir şey isteyeceğiz. Sen bize dost olacaksın sadece.“

MİT görevlisi: Evet

Mustafa K.: Vatansever olduğumu bildikleri için. Bizden zaten hain çıkmaz. Benim bir yeğenim de istihbaratçı…

MİT görevlisi: Bu işe niye girdiniz ya…

Mustafa K.: Ben bu işe, yeğenim istihbaratçı, askeri istihbarata uzman çavuş…

MİT görevlisi: Evet

Mustafa K.: Bir tanesi özel timde. Vatan hainlerine karşı savaşıyorlar. Ben bunlara gıcık kaptım, vatanımı koruma maksadıyla girdim. Ben bu MHP’lilere 200 tane belge götürdüm.

MİT görevlisi: 200 tane örgüt dokümanları ile ilgili belge götürmüştü, fakat biz ulaşamadık onlara… ….

MİT görevlisi: Bu belgelere o zaman biz, yani yüz metre değil ben sizin kapınıza da gelirim, kapınızdan da alırım. Dilenci gibi de gelirim, çöpçü gibi de gelirim yine alırım, bunlar sorun değil…

Mustafa K.: Vallahi üç ay alamadılar, MHPli arkadaşa verdim…

MİT görevlisi: Ben size söylüyorum, ben gelirim. Çöpçü gibi gelirim, buzdolabı tamircisi gibi gelirim, istediğim şekilde gelirim, onu alırım, bunlar sorun değil.

……….

MİT görevlisi: Şimdi ben şöyle söyleyeyim. Ben kısa bir süre içinde bir Lahey‘ye uçacam, gelecem. Oradaki bizim üst düzeylerle bu konunun bütün ayrıntılarını görüşecem…

…
MİT görevlisi: Sevahir Bayındı..

Mustafa K.: Sevahir Bayindir şu anda …‘in kadın sorumlusu..(…)

MİT görevlisi: Bütün Avrupa’nın..

Mustafa K.: Birebir devamlı görüşüyorum, haftada bir iki…

MİT görevlisi: Evet

Mustafa K.: Cansu ile ben uzun süre birlikte çalıştım. Benim çocuk biraz radikal…

MİT görevlisi: Ama Sevahir Bayindir ile ilgili nokta atışı yapma durumumuz yok, yani bize kesin bilgi, katı bilgi, yani en azından üç saat öncesinde bile bir bilgi verme şansı eksikliği var hani. Bugün nerede kalacağı, yarın nerede kalacağı belli değil.

Mustafa K.: Hep değiştiriyor yerini, hep misafir olarak kalıyor. Onu ben Zorla söyledim. Savahir Bayındır bir milletvekili olduğu için ona hiç dokunmuyor. Cansu hakkında bir bilgi verdiğim zaman hiçbir şekilde şey yapmıyorlar, yanaşmıyorlar yani…

MİT görevlisi: Koruma mı yapıyorlar onlara?

Mustafa K.: Korkuyorlar, kanundan korkuyorlar, yani yeri geldiğinde…

MİT görevlisi: Yani üst siyaset onları koruyor anladığım kadarıyla

Mustafa K.: Evet üst siyaset koruyor. Cansu benimle, eyalet parlamentosunda Stern dergisine götürdü, Özgür Politikada benim röportajım çıktı. NDR‘de röportajım çıktı…

Bazı sorular ve taleplerimiz

Türk MİT’i ile ajan Mustafa K. arasında geçen diyalogda da anlaşıldığı gibi, Türk devletinin Avrupa’da ve özellikle de Almanya’da yaşayan Kürt politikacılarına karşı suikast hazırlığı içerisinde olduğunu ve bunu sistemli, örgütlü ve oldukça para harcayarak gerçekleştirme çabasında olduğunu göstermektedir. Diyalog Türk MİT’in hazırlamaya ve planlamaya çalıştığı büyük bir cinayet hazırlığıdır. Suikast yapmak istediği Kürt politikacıları hakkında somut bilgi isteme, kaldıkları yerleri belirleme, hangi saatlerde bulundukları yerlere girip oradan çıkma gibi neredeyse kroki hazırlama gayreti içerisinde olduğu çok açık ve somuttur. Eski HDP Milletvekili Sevahir Bayındır ile ilgili sorulan sorular ve kaldığı mekan hakkında ayrıntılı bilgi isteyen Türk MİT’inin tek başına böylesi riskli ve siyasi sonuçları çok ağır olacağı bir cinayet planlaması içerisinde olması düşünülemez. Bu, bir devletin planlaması olabilir ancak. Bir devlet büyük riskleri göze alarak böylesi bir cinayetti işleyebilir ancak. Türk devleti ve onun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu riski zaten çok önceden göze almıştır. Erdoğan’ın “ey Avrupa onları bize verin yoksa sonra pişman olursunuz” açıklaması, bu riskin göze alındığının en somut kanıtı olmaktadır.

Bu durum dolayısıyla bazı sorular sormak istiyoruz.

Bir; bu ajanın iki tarafı çalıştığı anlaşılmaktadır. Alman makamları, ajan Mustafa K.’ın Türk devletine de çalıştığına ve Kürt politikacılarının isim listesini ve onlara ait görüntüleri Türk MİT’ine verdiğine dair herhangi bir bilgiye sahip midir?

İki; Ajan Mustafa K.’ın “evet, evet ben o listeyi beyefendiye ilettim” dediği ‘beyefendi kimdir? Bu “beyefendi bir Türk ajanı mıdır, Tük devleti adına kiralık bir katil midir, Türk konsolosluk veya Büyükelçilik sorumlusu mudur, ya da bu kurumlarda görevli bazı memur kılıklı farklı bir kişi midir? Ajan Mustafa K.’ın “o listeyi ve bilgileri Cemil beye gönderdim” dediği Cemil Bey kimdir? Almanya’da yaşayan bir çete başı mı, bir kontrgerilla mı, kiralık bir katil mi, ‘Osmanlı Ocakları’nın bir başkanı mı, yoksa MİT üyesi bir suikastçı mi?

Üç; Türk ajanı Mustafa K.’ın MİT görevlisi ile yapmış olduğu diyalogda “Binali” diye bir kişiden bahsetmektedir. Binali denilen bu kişi kimdir? Bu kişi bir ajan mıdır, bir suikastçı mi, bir konsolosluk görevlisi mi, yoksa herhangi bir Türk camisinde veya okulunda bir ‘hoca’ mi?

Dört; Türk ajanı Mustafa K.’ın diyalogunun bir yerinde “bunların hepsinin isimlerini de fotoğraflarını da verebilirim” demektedir. Kast ettiği fotoğraf ve listenin Kürt siyasetçilere ait olduğu açıktır. Almanya hükûmetinin bu isimlerden ve fotoğraflardan haberi var mı? Basında çıkan “Kürt politikacılarının isim listesi Türk MİT’inin elindedir, Almanya hükümeti de bunu bilmektedir” haberi doğru mudur? Gerçekten de Almanya hükümeti bu liste ve fotoğraflardan haberdar mı?

Beş; Türk ajanı Mustafa K.’ın diyalogunda “Bu ilişkilere istihbaratçı görevinde bulunan uzman çavuş yeğenim vasıtasıyla girdim” dediği kişi, yani yeğeni olan uzman çavuş denilen kişi Almanya’da mı yaşıyor veya “diplomat” pasaportuyla Almanya’ya gidip gelme durumu yaşanmış mi?

Altı; “200’den fazla belge götürüp verdim” dediği Milliyetçi Hareket Parti’sinden olan bu kişi kimdir, Almanya’da mı yaşıyor, yoksa sık sık Almanya’ya gidip gelen Türk ‘diplomat pasaportu’ taşıyan bir “memur” mu?

Yedi; MİT görevlisinin “Lahey’de üst düzeydekilerle görüşüp geleceğim” dediği “üst düzey” dekiler kimlerdir? Lahey Türk devleti ve Recep Tayyip Erdoğan tarafından örgütlendirdiği suikastçıları yönlendiren ‘Şef’lerinin barındığı merkez mi?

Sekiz; MİT görevlisinin anlatımında, “Sevahir Bayındır ile ilgili nokta atışı yapma” ve “3 saat önceden haber almamız gerek” diye geçen belirlemenin anlamı açık olmasına rağmen neden hala ajan Mustafa K. ile yukarıda adı geçen MİT elemanları ile ilgili en ufak bir girişim bile söz konusu olmamaktadır?

Tüm bunlardan hareketle talep ve önerilerimiz:

  • 1-  Türkiye’ye bir nota verilerek bir an önce Avrupa’daki bu kirli faaliyetlerine son vermesi,
  • 2-  Yukarda izah etmeye çalıştığımız nedenler ve ajan Mustafa K. ile MİT arasındaki diyalogda adı geçen Türk yetkililer hakkında işlem yapılması. Somut suç delilerinden dolayı Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Almanya geldikleri taktirde tutuklanması,

3- Mehmet Fatih Sayan ile ilgili soruşturmanın derinleştirilmesi, sadece bilgi ve istihbaratı toplayan değil aynı zamanda suikastı düzenlemek isteyen kişi olarak değerlendirmeye

tabi tutulması, onunla bağlantı içerisinde olan tüm kişilerin sorgulanması, Berlin ve Hamburg’da bulunan tüm Türk kurum ve Konsolosluklarda bulunan sorumlu şahısların sorgulamaya tabi tutulması, bu işlere karıştığı tespit edilen Türk diplomatların istenmeyen kişi olarak ilan edilip sınır dışı edilmesi,

  • 4-  Mehmet Fatih Sayan ve Mustafa K. davaları ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski danışmanı olan Muhammed Taha Gergerlioğlu davasının birleştirilmesi, tüm bu eylem ve organizasyonların bir merkez tarafından (MİT) tarafından yönlendirildiğine dair soruşturmanın derinleştirilmesi,
  • 5-  BND’nin ve Almanya’nın diğer güvenlik birimleri ile MIT ve Türkiye güvenlik birimleri ile yapılan tüm anlaşmaların gözden geçirilmesi,
  • 6-  MİT’in Almanya’da takip etiği Kürt siyasetçileri ve muhaliflerin içinde olduğu ikinci listenin de kamuoyuna açık hale getirilmesi,

7- Türk devleti ve onun Avrupa’da kirli işleri yürüten MİT’in Kürt kurum ve siyasetçilerini Kriminalize etme politikasına alet olunmaması, Almanya hükûmetinin bu konuda daha doğru ve tarafız bir politika ekseninde Kürtlere yaklaşım göstermesi.

KCDK-E (Avrupa Kürdistanlılar Demokratik Toplum Kongresi) Eş başkanları Temmuz 2017