Uluslararası konferans: Kadın sömürge olmaktan çıkarılmalı

30

Frankfurt’ta düzenlenen “Yapım aşamasındaki Devrim” konulu konferansta konuşan Debbie Boockhin, “Kapitalizmi yıkmaklı, ekolojik, feminist bir dünya yaratmak istiyorsak mücadeleyi yükseltmeliyiz” dedi.

Dünyanın farklı ülkelerinden yaklaşık 500 kadının katılımı ile düzenlenen Uluslararası Kadın Konferansı’nın ilk oturumunda kadının, coğrafyanın, suyun, ormanın, gölün sömürge olmaktan çıkarılması konuları ele alındı.

Her toplumdan kadınların kendi rengi ile katıldığı konferans, renkli bir açılış ile start aldı.

Kürt, İspanyol-Güney Amerikalı, Afrikalı, Kuzey Amerikalı, Afgan, Êzidî, Arjantin, Brezilya, Tamil Elam tek tek verdikleri mesajlarla direnişe, kadın mücadelesine dikkat çekti.

Katılımcıları selamlayan her kadın kendi ulusal kıyafetleriyle ana dillerinde konuşmalar yaptı.

Kadınların kısa konuşma ve kareografisinden sonra hazırlık komitesinden Dilber Aydın, açılış konuşmasını yaptı. Kadınların şu anda tarihi fırsatlar ile karşı karşıya olduğunu belirten Aydın, sistemin krizlerinin kadının özgürlüğü için fırsat sunduğunu belirtti.

Kadının mücadelesi yükseldikçe erkek egemenlikli sistemin saldırılarının da arttığına vurgu yapan Aydın, “Önder Abdullah Öcalan 21. yüzyılı kadın yüzyılı olarak nitelendirdi. Kürt kadınları da bunun mücadelesini yürütüyor” dedi.

“Kadının özgürlük mücadelesi, bütün mücadelelerin merkezine konmalı” diye devam eden Aydın kadının devrimi sahiplenerek, mücadelesini sürdürmesinin önemine dikkat çekti.

Mısır’dan Avrupa’ya, Avrupa’dan Güney Amerika’ya, Avustralya’ya kadar kadın mücadelesinin büyüdüğünü vurgulayan Aydın, yan yana mücadeleden ziyade ortak mücadelenin önemine dikkat çekti.

İlk uluslararası konferans ile kadının perspektifini belirlemek istediklerini söyleyen Aydın, “Örgütlenme ve örgütlenme şekilleri üzerinde durmak istiyoruz” dedi.

İLK OTURUMDA KADININ DEKOLONİZASYONU ELE ALINDI

Konferans açılış konuşması ardından “Ataerkil sistemin kadınlara karşı sistematik savaşı” başlıklı oturumla devam etti. Oturumun moderatörlüğünü gazeteci Debbie Bookchin yaptı.

Cinsiyetçilik, ırkçılığın hakim olduğu bir toplumda yaşanıldığına dikkat çeken Bookchin, “Kapitalizmi yıkmalı, ekolojik, feminist bir dünya yaratmak istiyorsak mücadeleyi yükseltmeliyiz” dedi.

Honduraslı siyahilerin örgütlenmesi olan OFRANEH isimli örgütten olan Miriam Miranda, “Ataerkilliğin yoğunluğu: Kapitalizmin mizojinliği” konulu bir sunum yaptı.

Miranda, medeniyet, ekonomik, vb. kriz konusunu değerlendirdi. Havaalanında yiyecek almaya çalıştığını, ancak “Özür dileriz, sizin banka kartınız çalışmıyor, yiyecek satamayız” biçiminde bir yanıt aldığını söyledi. Kapitalizmin bu sistemi kadınların sömürüsü üzerine kurduğunu vurgulayan Miranda şöyle konuştu: “Krizler döneminde biz kadınlar diğerlerinden iki ya da üç kez daha fazla acı çekiyoruz. Erkekler krizler döneminde bütün öfkelerini kadınlara yönlendiriyor. Biz her türlü şiddete maruz kalıyoruz. Kadına yönelik şiddet kaynağını sistemin şiddetinden alıyor. Orta Amerika en çok kadın katliamının olduğu bölgedir de aynı zamanda.”

Sosyalist ülkelerde doğa katliamının olduğunu da belirten Miranda, kadının tarihten bu yana toprakta çalıştığını, erkek egemenlikli sisteme karşı mücadele ettiğini de belirtti. Ama kadınların buna rağmen de katledildiğini sözlerine ekledi.

Şu anda ekolojik bir kriz olduğunu da dile getiren Miranda “Yeni dünyayı inşa ederken, bu sorunları hesaba katmalıyız” dedi.

Kadınların yaratıcı olması gerektiğini de kaydeden Miranda şöyle devam etti: “Kapitalizm ve erkek egemenlikli sistemin oluşturduğu sistemde yaşamamız mümkün değil. Bugünden farklı yaşamak istiyorsak, sosyalist sistem olmalı, alternatifimizi oluşturmalıyız. Mültimilyonerler şu anda Ay’da ya da Dünya dışında nasıl yaşayabileceklerinin hesabını yapıyorlar. Biz de sorunlarla mücadele edip, yaşam kurmalıyız. Kendimizi sömürge olmaktan çıkarmalıyız ki yaşayabilelim. Değişmeliyiz, dünyanın farklı yerlerinde kadınların maruz kaldığı muameleleri değiştirmeliyiz. Kapitalist sistemin değerlerinden kurtulmalıyız. Daha az kirlenmiş ve hepimiz için yer olan bir dünya sistemi kurmalıyız.”

SÖMÜRGECİLİK HER ALANDA VARLIĞINI SÜRDÜRÜYOR

Arjantinli gazeteci, eğitmen ve feminist Claudia Korol da “21. Yüzyılın yıkılışı: Kadınlar fırsatları değerlendiriyor” başlıklı bir sunum yaptı. Abalala’nın güneyinden Batılıların işgali ardından Amerika olarak isimlendirilen kıtanın güneyinden geldiğini belirten Korol, ataerkil ve kapitalist sistemin etkisinden kurtulmak gerektiğini söyledi. Coğrafya olarak sürekli kapitalizmin ve ataerkil sistemin sömürüsüne maruz kaldıklarını da belirten Karol, kadınların kendi vücutları ve topraklarını özdeşleştirip mücadele etmesinin önemine dikkat çekti.

Orman, hava, su, toprak, nehir, göllerin tamamen sömürgeleştirildiği bir coğrafyadan geldiğini ve sömürgeciliğin ortadan kaldırılması ile çözülebileceğini de sözlerine ekleyen Karol, emperyalizmin çoğrafyalarını her şekilde işgal etmeye devam ettiğini de kaydetti. Askeri üslerle varlıklarını yaydıklarını da kaydetti.

“Barışçıl bir dünya inşa etmek istiyoruz” diyen Korol, Zapatistaların dediği gibi herkes için dünya inşa etmek isteklerini vurguladı. Kadınların hayatı savundukları için öldürüldüğünü de söyleyen Korol şöyle konuştu: “Ama mücadelemizi öldüremiyorlar. Bilim insanlarının, biyo teknoloji, yapay zeka vb. hiçbir şekilde halkın hizmetinde değil. Kadın ve halklara karşı bir sistemdir. Bunlardan dolayı hayatımızı, otonomimizi yıkmaya çalışıyorlar. Kapitalizm üzerine yoğunlaşıyorlar. Ama bu krizle ataerkil sistem ve kapitalizm kendi kendisini boşa çıkarıyor.

Biz bu sisteme karşı örgütleniyoruz, bizi etkilemesini engelliyoruz. Biz direnişçi kadınlar kolektifiyiz. Irkçılara, yerel insanlara karşı olan politikacılara mücadele ediyoruz.”

Sevincin kadın devriminin motoru olduğunu da vurgulayan Korol, kırıntılar için pazarlık yapmaya gerek olmadığını vurgulayarak, “Kimliğimizden hiçbir şekilde vazgeçmemek gerekiyor” dedi.

Hetero, ataerkil sisteme karşı mücadelenin daha da yükseltilmesi gerektiğini de Korol sözlerine ekledi.

Sosyolog Nazan Üstündağ “Cinsiyetçilik ve kapitalizmin kutsal teslisi ile bağı” konulu bir sunum yaptı.

Bugün popülizm ve ırkçılığın toplumu yönlendirdiği, kadına yönelik şiddetin arttığına dikkat çeken Üstündağ, insanların söylemek istediği, kendisini savunmak istediği her şeye devletin el koyduğunu vurguladı.

Kadınların tedavici, alşimist olduğu, toprağı üreten kesimler olduğunu da vurgulayan Üstündağ, devletin tecavüz vb. uygulamaları kadına karşı kullandığını belirtti.

Oturum soru-cevap ile devam etti. Öğleden sonra ise atölyeler şeklinde sürecek konferansta akşam da müzik dinletisi yapılacak.