Türk faşizmi Avrupa’da

911

Avrupa’da Türk devletinin karanlık güçlerinin saldırılarının arttığına dikkat çekerek “iş çığrından çıkıyor” diyen KCKD-E Eşbaşkanı Yüksel Koç, “Kürtler de kurbanlık koyun değildir. Faşistlerin saldırmasına izin vermezler. Bunu herkes bilmeli” dedi.

AKP, Kürdistan’da soykırım saldırıları ve insanlığa karşı işlediği suçları karanlık güçleri aracılığıyla Avrupa’ya taşımaya çalışıyor. AKP yönetimindeki Türk devletinin Kürtleri ve kazanımlarını hedefleyen yönelimine karşı Kürt cephesinin tavrı net: “Kurbanlık koyun değiliz.”

Avrupa’daki Kürdistani kurumlar, Kürt aktivistleri ve siyasetçileri AKP Hükümeti’nin Kürt’e karşı savaşını, DAİŞ ile ortaklığını eylem, etkinlik ve diplomatik girişimleriyle Avrupa kamuoyuna duyurdu. Teşhir olan AKP ise Avrupa’da karanlık güçlerini devreye soktu. Brüksel’de Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’nin yönlendirmesiyle Kürtlerin açtığın çadıra saldırı yapıldı, 10 Nisan’da başarısız geçse de provokatif yürüyüşler düzenlendi, Kürdistani kurumlara saldırılar gerçekleştirildi. En son Avusturya Parlamentosu Yeşiller Milletvekili Berivan Aslan’ı tehdide kadar gidildi. Söz konusu provokatif saldırıların arkasında ise Avrupa Türk Demokratlar Birliği (UETD) ve Osmanen Box Club var. Kürt siyasetçiler, Avrupa’daki Türkiye kökenli parlamenterlere ve Kürt derneklerine yönelik saldırılarda sürekli bu iki oluşum öne çıkıyor.

3 kentte provokasyon

Kürdistanlılar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için 20 Haziran’dan itibaren 10 günlük çadır eylemleri gerçekleştirdi. Almanya’nın Siegen, Nürnberg ve Avusturya’nın Linz kentlerinde eylemler Türk faşistlerinin provokasyonu ve saldırısıyla karşılaştı. Geçtiğimiz Cumartesi günü Viyana Demokratik Kürt Toplum Merkezi’ne yönelik gerçekleştirilen saldırı ise Kürt gençleri tarafından püskürtüldü.

Kürt vekile tahammülsüzlük

Aynı gün Türk ırkçıların yaptıkları yürüyüşte Avusturya Parlamentosu Yeşiller Milletvekili Berivan Aslan açık bir şekilde hedef gösterildi. Aslan, kendisine yönelik linç ve tehditlere ilişkin gazetemizin Kürtçe servisine verdiği demeçte şunları söyledi: “Tüm bu yaşanan ırkçı saldırılar, AKP karşıtı yürüttüğüm siyasi çalışmalardan kaynaklıdır. Bir Kürt kadının parlamentoda olmasını hazmedemiyorlar. Tüm bunlardan kaynaklı saldırganlaşıyorlar. Karalama ve hedef gösterme söz konusu. Yaklaşık 10 gündür psikolojik baskı ve şiddet uygulanıyor bana. En son Linz kentinde Kürtlere saldırdılar. Orada genç bir Kürt kızını yaraladılar. Bu ırkçılar sürekli FEYKOM’a yönelik saldırılarda bulunuyorlar.

Arkasında UETD var 

Saldırıların arkasında AKP’nin Avrupa’daki lobi faaliyetlerini yürüten UETD denen organizasyon var. Tüm bu yaşananlara göz yummamak lazım. Bizler gerekli olan tüm belgeleri ve fotoğrafları toplayarak avukatlara ilettik. Bu konu hakkında aynı zamanda Parlamento’da bir soru önergesi vereceğiz. Yani Avusturya istihbaratı tüm bunlar yaşanırken ne yapıyor? Tüm yaşanan bu olaylardan haberi var mı? Ne yapmayı planladıklarını soracağız.

‘Baskılara boyun eğmeyin’

Buradan özellikle Avusturya’da yaşayan Kürdistanlılara sesleniyorum; Kürtler baskılara boyun eğmesin. Burada işleyen bir hukuk devleti var. Tüm hukuksal haklarını kullansınlar. Kışkırtma ve hedef göstermeye yönelik ciddi kanunlar var. Tüm bu yaşananlar mücadelemi, bu zamana kadar söylediklerimi bundan sonra söyleyeceklerimi hiç bir şekilde etkilemeyecek. Mücadeleme devam edeceğim” dedi.

AKP kirli siyaset peşinde 

Türk ırkçılarının saldırılarına ilişkin Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi (KCDK-E) Eşbaşkanı Yüksel Koç ise çatışma istemediklerini söylerken, Kürtlerin kurbanlık koyun olmadığını da sözlerine ekledi. Koç “Tayyip Erdoğan’ın Avrupa’da kirli bir siyasetin peşinde olduğunu biliyoruz” dedi. Almanya’da 3 Türk istihbaratçı yakalandığını hatırlatan Koç, şu bilgileri paylaştı: “Bunlardan birisi Erdoğan’ın başdanışmanlarından birisiydi. Yakalanan 3 elemana yönelik hazırlanan iddianamede açık bir şekilde görüldü ki; başta Kürtler olmak üzere, Aleviler, sol ve sosyalist kesim açık bir şekilde takibe alınmış ve buradan elde edilen bilgilerde Erdoğan’ın lobi faaliyetlerini yürüten kurum ve kişilere aktarılmış.

Uyuyan hücreler harekete geçirildi

Erdoğan özellikle Strasbourg ve Brüksel’deki çadır eylemlerinin ardından çok açık bir start verdi. Avrupa’daki konsolosluklara ve lobi faaliyeti yürütenlere çok açık bir çağrı yaptı; ‘Tüm muhalifler çadır açıyor, sizler ne yapıyorsunuz orada?’ dedi. Bunun ardından Türk devletinin burada uyuyan hücreleri harekete geçti. Devlet 3 yöntemle bu süreci yürütüyor. Burada ciddi anlamda teşhir olmuş durumda. Hem Suriye’deki çetelere hem de DAİŞ’e yönelik yardımları burada Avrupa kamuoyunda teşhir olmuş durumda. Avrupa’daki devletler siyasi ve ekonomik çıkarlar doğrultusunda hareket ediyor olabilir ama halklar nezdinde teşhir olmuş durumda. Bu durumu tersine çevirmek ve Kürtlere olan sempatiyi kırmak için faşist çeteleri Avrupa’da sokağa saldı.”

Faşistler, selefiler, mayfa 

Almanya 10 Nisan’da yapılan ırkçı yürüyüşlerin Avrupa’da Kürtler ve Türkleri karşı karşıya getirmek için yapıldığını sözlerine ekleyen Koç, saldırılarda konsoloslukların rollerine ilişkin ise şu ifadeleri kullandı: “Faşist çeteler eliyle Türk-Kürt karşıtlığı üzerinden bir politika üretmeye çalışıyor. Bu anlamda hem etkinliklerimize hem de kurumlara saldırılar artmış durumda. Gönüllü olarak devlet ajanlığı yapan ve kimi siyasi partiler içerisinde faaliyet yürüten konsolosluk bünyesindeki insanlar bu karışıklığı yapmakta. AKP ve Erdoğan, sadece Türk faşist grupları değil aynı zamanda selefi ve mafya vari yapıları Kürtlere, sol ve sosyalist Türkiyelilere saldırtmakta.”

Avrupa’ya uyarı: İş çığrından çıkıyor 

Tüm toplum merkezlerine “bu tür girişimleri devletin ilgili birimlerine iletme ve provakasyona gelmeme” uyarısında bulunan Koç, Avrupa devletlerine de şöyle seslendi: “Bizler bu konu hakkında sizleri defalarca kez uyardık. Fakat iş giderek çığrından çıkıyor. Tabii ki Kürtler de kendilerini ve kurumlarını savunacak. Kürtler saldırıların tarafı değil saldırıya uğrayan taraf. Tüm bunlar yaşanırken Kürtler de kurbanlık koyun gibi faşistlerin saldırmasına izin vermezler. Bunu herkes bilmeli.”

7 Temmuz 2016, Yeni Özgür Politika