Türk devleti Paris’te yargılanıyor

277

Türk devleti ve yetkililerinin işlediği suçların yargılandığı Uluslararası Tribunal, başladı.

Perşembe ve Cuma günleri yapılacak duruşmalarda, özellikle Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dönemi suçların üzerinde durulacak. Sanıkların başında da Erdoğan var. İşlenen suçların temel sorumlusu olarak suçlanıyor. Ayrıca suçun işlendiği dönemin hükümet ve ordu yetkilileri ile istihbarat şefi de yargılananlar arasında yer alıyor.

İki temel suç mahkemede yargılanacak. Birincisi; Cizre, Sur, Şırnak ve Nusaybin’de Kürt kentlerinin yıkıldığı ve sivillerin katledildiği saldırılar. İkincisi; Paris’te 9 Ocak 2013’te üç Kürt kadın devrimcinin MİT organizasyonu ile katledilmesi. Ancak Türk devletinin geçmişten günümüze, devlet olarak işlediği suçlar da bir çok yönüyle ele alınacak.

MAHKEMEYİ 7 HAKİM YÖNETİYOR

Mahkemeyi yedi hakim yönetiyor. Bunlar farklı ülkeden geliyorlar. Vicdani açıdan tartışmasız bir meşruiyete sahipler.

Mahkemeyi başkanlığını yargıç Philippe Texier yapıyor: Texier aynı zamanda Daimi Halk Mahkemesi’nin başkan yardımcısı durumunda. Daha önce BM’nin ekonomik, sosyal ve kültürel haklar komitesine başkanlık yaptı. Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu’na çalışıyor ve Le Monde Diplomatique dergisine yazıyor.

Domenico Gallo: Roma mahkemesinde görev aldı. Bir dönem senatör oldu, ve savuma komisyonu sekreterlik görevinde bulundu. Demokratik Yargıçlar ve Avrupa Yargıçlar Derneği’nde aktif çalışıyor. Uluslararası sonular ve insan haklarına ilişkin çok sayıda kitap ve yazı yazdı.

Luciana Castellina: İtalyan kadın siyasetçi, gazeteci ve yazar. 1979’dan 1994’e kadar Avrupa parlamenteri oldu.

Denis J. Halliday: İrlandalı. 1997-1998’de BM’in Irak’taki insani koordinatörü oldu. Daha önce BM çatısı altında Singapur’da kalkınma programı temsilciliğini yaptı. Ekonomi, coğrafya ve kamu idaresi konusunda mastır sahibi. BM’de 34 yıllık bir kariyeri var. Bu dönem içinde BM genel sekreterliğinde de görev aldı.

Teresa Almeida Cravo: Portekiz’deki Coimbra üniversitesinde sosyal araştırmalar merkezi araştırmacısı. Mevcut durumda 21’inci Yüzyıl Demokrasisi doktora programını eş-koordinatörlüğünü yapıyor. Aynı zamanda barış, güvenlik ve kalkınma araştırmaları çerçevesinde uluslararası ilişkililer mastırını koordine ediyor.

Majid Benchikh: Fransa’da Cergy-Pontoise Üniversitesi Uluslararası Hukuk Kıdemli Profesörü ve Cezayir Hukuk Fakültesi eski duayeni. Uluslararası Af Örgütü’nün Cezayir başkanlığını da yaptı.

M. Norman Paech: Almanya doğumlu. Avukat ve Hamburg üniversitesinde siyasal bilimler ve kamu hukuku profesörü.

SANIKLAR HAZIR BULUNMADI

Yargıç Gallo mahkemenin açılışını yaptı. Gallo, mahkemenin hangi durumlarda kurulduğunu anlatırken, mahkemenin uzun yıllar boyunca 40’ı aşkın dava için kurulduğunu kaydetti.

Kendi kaderini tayin hakkı gerçekleşmeyen ve hakları tanınmayan halklarla ilgili oturumlarına dikkat çeken Gallo, mahkemenin işleyişi, tanıkları ve iddianamesine ilişkin bilgi verdi. Türkiye’ye de savunma yapması için resmi davetiye gönderildiğini belirten Gallo, “Ancak gelme yönünde hiçbir irade göstermedi” dedi.

İDDİANAMEDE TÜRK DEVLETİNİN SAVAŞ SUÇLARI VAR

Gallo’dan sonra mahkeme başkanı Texier, iddianamenin okunmasını istedi.

İddianameyi okuyan Belçikalı avukat Jan Fermon, Türk devletinin, devlet olarak cinayetler işlediği, insanları alıkoyduğu, sivilleri bombaladığı ve yıkımda bulunduğuna dair kanıtlar sunacaklarını kaydetti. Fermon, PKK’nin yürüttüğü mücadeleye işaret ederek “Bu silahlı bir çatışmadır. Türk devleti sistematik bir şekilde terörizmden bahsetti. Kendi kaderini tayin hakkı gelecekte düzenlenmeli” dedi. Fermon, yaşanan şiddetin sorumlusunun Türk devletinin inkarı, ihlalleri ve kendi kaderini tayin hakkının reddedilmesi olduğunu kaydetti.

SUÇ BİREYSEL DEĞİL, DEVLET TARAFIDAN İŞLENDİ

Türkiye’de geçmişte işlenen ancak hukuki açıdan sonuç alınmayan suçlar üzerine mahkemenin görüş belirtmesini isteyen Fermon, Kürt kentlerine yönelik yürütülen geniş çaplı operasyonları anlatırken, Şırnak, Cizre, Sur ve Nusaybin’de işlenen suçlara dikkat çekti. Bunun terörizmle mücadele olmadığını ifade eden Fermon, Türkiye’nin suçlarını yargılayacak bir uluslararası mekanizma olmadığını söyledi.

Mahkemelerin sadece bireyleri yargıladığını söyleyen Fermon, “Ama Türk devleti, bir devlet olarak, kriminal bir organizasyon olarak hareket etti. Bir birey olarak değil. Kendi inisiyatifiyle suç işleyen bir birey gibi değil” dedi. Türk devletini, bir devlet olarak yargılayacak bir mekanizmanın olmadığını söyleyen Fermon, mahkeme heyetinden işlenen suçların devlet organizeli boyutunu da dikkate almasını istedi.

Kürt kentlerinin yıkıldığı 2015-2016’daki olayların sorumlusunun Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu belirten Fermon, “Amacı barış sürecini bitirmek ve çatışmaya yol açmaktı” dedi. Fermon, operasyonlarla askeri güçlerin tamamen orantısız güç kullanmasına sebep olduğunu kaydetti. 2. Ordu Komutanı Adem Hududi’nin de o dönem sorumlu olduğunu belirten Fermon, Hududi’nin de bugün FETÖ’den tutuklu olduğunu hatırlattı. Fermon, “Türk devletinde çok farklı kesimler birbirlerine de zarar veriyor. Birbirlerine karşı darbe yapıyorlar. Türkiye’de kimin yöneteceği konusunda çatışma halinde halindeler ama sadece Kürtler konusunda ortaklaşıyorlar” dedi. Fermon, bu ortaklığın sadece belli bir kesimin işlenen suçlardan sorumlu olmadığını gösterdiğini kaydetti.

2014’ün Ekim ayında yaşanan Kobanê olaylarına da Türk hükümetinin yol açtığını ifade eden Fermon, Kobanê’ye yönelik DAİŞ saldırıları ve Türk devletinin bu çetelerle ilişkilerine dikkat çekti. Fermon, barış sürecini sonlandırmak için MGK’da kararlaştırılan “Çöktürme Planı”ndan da bahsetti. Fermon, 7 Haziran seçim sonrası süreç ve HDP’ye yönelik baskılardan da bahsetti. Sur, Cizre, Şırnak ve Nusaybin’deki suçlaraı fotoğraflarla gösteren Fermon, bunların savaş suçu teşkil ettiğini vurguladı.

Mahkeme iki gün boyunca sürecek. Tanıklar ve uzmanlar mahkeme heyeti tarafından dinlenecek. Mahkeme, duruşmaların ardında iki ay sonra kararını açıklayacak. Bu mahkemeyi 300 dolayında şahsiyet ve 45 uluslararası kurum destekliyor.