‘Sokak bize gelemiyorsa biz sokağa gideceğiz’

21

Yeni seçilen HDP İstanbul İl Eşbaşkanları Elif Bulut ve Erdal Avcı, iktidar tarafından sokağın kriminalize edildiği bir ortamda genel perspektiflerinin sokak olacağını belirterek, “HDP varsa umut var, sokak bize gelemiyorsa biz sokağa gideceğiz” dedi.

HDP İstanbul İl Örgütü 3. Kongresi’nde eşbaşkan olarak seçilen Elif Bulut ve Erdal Avcı izleyecekleri yol haritasını ANF’ye anlattı. 1972 Dersim doğumlu olan Erdal Avcı, 30 yıldır siyaset ile uğraşıyor. Kürt siyasi hareketinin çeşitli kademelerinde çalışmalar yürüten Avcı, HADEP döneminden bu yana demokrasi mücadelesini hız kesmeden devam ettiriyor.

En son HDP İstanbul İl Eşbaşkanı seçilen Avcı, tarihsel olarak önemli medeniyetlerin kavşağı olan İstanbul’da görev yapmanın kendisini heyecanlandırdığı kadar büyük sorumluluklar da yüklediğini ifade etti. Tek başına bir ülke nüfusunu barındıran ve Kürtlerin en çok yaşadığı il olan İstanbul’un değişik kültürlerin bir arada yaşadığı bir mozaik olduğunu dile getiren Avcı, o nedenle de demokrasi ve barış mücadelesinin en önemli sahalarından birisi olduğunu vurguladı.

‘KENDİMİZLE BİRLİKTE HERKESLE YÜRÜMEYİ ÖĞRENECEĞİZ’

Siyasetten Kürdistan’da daha özgün çalışmalar yürütülürken, İstanbul’da çok bileşenli, çok fikirli ve sözlü bir hayat olduğunu belirten Avcı, şunları kaydetti: “Ekolojiden kadına, gençliğe, etnik soykırıma maruz kalanlardan değişik inanç, dil ve kültürlerden emek mücadelesine dair bir iddianız, bir fikriniz varsa onları hayata geçirebileceğiniz ve karşılığını görebileceğiniz yegane şehirlerden birisidir İstanbul.

Demokrasinin işletilmesi, yerelden örgütlenmesi konusunda da stratejik bir öneme sahip. Ülkenin ekonomik ve siyasi merkezi olmasıyla aynı zamanda bir turnusol görevi de görüyor. Bu açıdan İstanbul’daki faaliyetlerin sağlıklı, çözüm üreten ve sonuç alıcı olması lazım. Bütün bu hususları dikkate alarak siyaseti öreceğiz; kendimizle beraber herkesle yürümeyi öğreneceğiz.”

‘ENGELİN BÜYÜKLÜĞÜ SENİN GÜCÜNÜN SİMGESİDİR’

Zor bir dönemde eşbaşkanlık görevini üstlendiklerinin hatırlatılmasına da gülümseyerek karşılık veren Avcı, zorluğun zaten hayatlarının bir parçası olduğunu vurguladı. “Varlığımız zaten zorluğu yaratanlara karşı” diyen Avcı, zorlukları aşa aşa ilerleyeceklerinin altını çizdi. Psikolojik olarak doğurduğu olumsuzluklar nedeniyle zorluk kavramını da doğru bulmadığını ifade eden Avcı, şöyle konuştu: “Zorluk yok, engel mi var, tabii. Ama zaten engel olmaması demek Türkiye’nin kısmen demokrasi atmosferine girmesi demektir.

Böyle bir ortamda engel olsun; zaten engel olmasaydı bizde bir sorun var demektir. Engelin zorluğu ve büyüklüğü senin gücünün simgesidir aslında. O nedenle bir şeyi yapamama nedeni olarak sürekli zorluğa işaret etmek doğru bir yaklaşım değildir. Bu, hafızamızda kelepçeler, prangalar yaratan bir yaklaşımdır. Dünyanın en büyük gücü insan iradesidir. Dünyada hiçbir güç, en gelişkin teknikleri, araçları gereçler kullanmalarına rağmen insanın vicdan ve özgürlük arzusunu engelleyememişlerdir.

Sokağa çıkamamamız ve kendimizi eşit oranda ifade edemememiz nesnel bir gerçektir ama insandan ve insanın özgürlük arzusundan beslenenlerin elinde daha büyük araç gereçler vardır. Sen bunu görmeyip de önüne konulan engelleri boşa çıkartmadığın sürece, onlara boyun eğmiş olacaksın. O yüzden bu negatif psikolojik atmosferden bir an önce kurtulmak lazım.”

‘ANAHTAR HDP’DE!’

İktidar tarafından kriminalize edile dursun, son yerel seçimlerde görüldüğü gibi sihirli anahtarın HDP’de olduğunu vurgulayan Avcı, seçimlerden zaferle çıkılmasının en önemli faktörünün ezilenlerin birlikteliğinden ortaya çıkmış HDP’nin stratejisi olduğunu hatırlattı. HDP’nin Türkiye’nin bütün siyasi geleceğini, kendi dengelerini belirleyecek güçte olduğunu gösterdiğini belirten Avcı, “Anahtar bizim elimizde, yarın da öyle olacak.

Bizi toplumun dışına itmeye, yasal siyasette daraltmaya, bir bölgeye sıkıştırmaya çalışan ve seçimlerde etkisiz eleman durumuna getirmek isteyenler şunu gördüler ki ne yaparlarsa yapsınlar anahtar çok önemli. İster parlamentoyu işlevsiz hale getir ister ülkeyi tek adam rejimine bağlamaya çalış, ne yaparsan yap hakikati gizleyemiyorsun. Hakikat kalkanların arkasında duramayacak kadar özgürdür. Milletvekillerini İstiklal Caddesi’nde yürütmemek için ablukaya alabilirsin ama iradelerini ablukaya alamazsın” diye konuştu.

‘ANNELERE BARIŞ SÖZÜMÜZ VAR’

HDP İstanbul İl Örgütü olarak ilçe kongrelerini yaparak, seçimlere ve siyasetteki hareketliliğe cevap verecek düzeye gelmek için çalışmalarını sürdüreceklerini anlatan Avcı, demokrasi güçleriyle çözüm önerileri üretmeye ve tartışmaya da devam edeceklerini söyledi. Geçmiş çalışmaların üzerine yeni tuğlalar koyacaklarını belirten Avcı, içi boşaltılmış değil gerçek barışın tesis edilmesi, demokrasinin geliştirilmesi, halkların bir arada yaşama bağlarının güçlendirilmesi için ellerinden geleni yapacaklarını vurguladı.

Siyasi mücadelede kendisini en çok motive edenin beyaz tülbentli anneler olduğuna işaret eden Avcı, yaşamı doğuranların yaşamı savunmasının çok kıymetli olduğunu kaydetti. Avcı: “Tüm şiddet ve baskıya rağmen annelerin emekleri ve çocuklarının şahsında hayatın varlığını korumaktaki ısrarı benim sonsuz motivasyon kaynağımdır. Anne var, sen yoksan insanlık bitiyor demektir. Ve onlara bir barış sözümüz var ve bunu gerçekleştirmek için mücadelemizi vereceğiz” ifadelerini kullandı.

‘MÜCADELEYİ DAHA DA İLERİYE TAŞIYACAĞIZ’

Sivas’ta 1977 yılında dünyaya gelen Elif Bulut, 18 yaşından bu yana siyasetle uğraşıyor. Üniversite yıllarında öğrenci hareketleriyle başlayan mücadelesini demokratik kitle örgütlerinde devam ettirdi ve 2011-2012 yıllarından itibaren HDP ve HDK bünyesinde çalışmalara başladı. 2014’ten bu yana HDP’nin PM üyesi olan Bulut, yıllarca verdiği mücadeleden elde ettiği deneyimleriyle İstanbul’da eşbaşkanlık görevine başladı.

Bulut, son yerel seçimlere atıfta bulunarak, Türkiye ve Kürdistan’ın gözü ve kalbinin attığı İstanbul’un domino taşı etkisi olduğunu belirtti. Önceki il yönetiminin çok zorlu üç seçim geçirdiğini hatırlatan Bulut, yeni yönetim olarak da bu mücadeleyi sırtlayarak daha ileri taşımayı hedeflediklerini vurguladı.

İktidarın baskıcı politikaları nedeniyle il binası önünde bile açıklama yapmalarının engellendiği bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Bulut, önceliklerinin halk ile HDP arasına konulmak istenen bu ablukayı kırmak olacağını söyledi. “Halk bizimle buluşmaya gelemiyorsa bizim halka gitmek gibi bir sorumluluğumuz var” diyen Bulut, “Sokağın kriminalize edilmeye çalışıldığı bir ortamda sokak bize gelemiyorsa, biz sokağa gideceğiz” vurgusunda bulundu.

‘HDP’DE EN BÜYÜK DİNAMİK KADINLARDIR!’

HDP’li belediyelere yönelik peş peşe gerçekleştirilen kayyum gasplarıyla eşbaşkanlık sisteminin de hedef tahtasına oturtulduğunu anımsatan Bulut, en önemli perspektiflerinden birinin kadın düşmanı uygulamaları engellemek olacağını kaydetti. İktidarın kadınların kazanımlarına yönelik saldırılarının hiç olmadığı kadar arttığına dikkat çeken Bulut, siyasette kadının önemine şöyle değindi: “HDP zaten kadın hareketinin ön planda olduğu bir parti. Kadının eşit temsiliyeti en önemli çizgimiz.

Eğer bir kongrede eşbaşkan yoksa o kongre yapılmaz. Eşit temsiliyet yoksa bu eleştiri konusu olur. Biz zaten kadın meclisleriyle örgütleniyoruz. Eğer bir partide kadın ve gençlik ayağı yoksa ne kadar karma örgütlenme olursa olsun büyüyemiyorsunuz. HDP’de kadınlar çok büyük bir dinamiktir. Kadınlar, gençler, anneler asla vazgeçmiyor. Bildiğiniz gibi annelerin verdiği mücadele açlık grevinin seyrini değiştirdi. İki anne de olsa nasıl bir direniş olduğunu gördüler, o yüzden de ilk saldırdıkları nokta eşbaşkanlık sistemimiz oldu.”

AKP’nin kabusu olan kadın mücadelesini yükselteceklerinin altını çizen Bulut, 25 Kasım’da alanları dolduracaklarını söyledi.