‘Şiddet politiktir, mücadele de öyle olmalı’

436

CENİ ve YJK-E, kadına dönük şiddetin politik olduğuna dikkat çekerken, buna karşı mücadelenin de politik, örgütlü olması gerektiğini belirtti.

Kürt Kadın Barış Bürosu (CENİ) ve YJK-E Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü vesilesiyle bugün açıklama yaptı.

Yazılı açıklamada, “Her ne biçimde olursa olsun, kadına cinsiyetinden dolayı uygulanan her türlü fiziki, cinsel, psikolojik, yapısal şiddet politiktir ve buna karşı mücadele politik ve örgütlü olmak zorundadır” denildi.

‘KAPİTAİST MODERNİTE İKİYÜZLÜ’

Açıklamada şu ifadelere de yer verildi:

“Kapitalist modernite kadına yönelik şiddeti daha çok Ortadoğu ve/veya ‘üçüncü dünya’ ülkeleri kadınlarının mağdur kaldıkları bir durummuş gibi lanse ederken, kendi yarattığı yıkıcı sistemi ancak kadını toplum dışı bırakarak mümkün kılabildiğini saklamaya çalışır. Kendi eril sisteminin kabul ölçüleri ekseninde ‘özgür ve bağımsız’ kıldığını savunduğu kadını sindirirken, özel alanda ve kamusal alanda bu sisteme başkaldıran kadını ise ‘önce kadınları vurun’ şiarı ile temel hedefi haline getirir. Son olarak ‘modern ve medeni’ eril dünyada kadına yönelik cinsiyetçi saldırıların #metoo kampanyası ile nasıl deşifre edildiğine, takınılan maskelere, cinsiyetçiliğin yanı başımızdaki ikiyüzlülüğüne tanık olduk.

‘KÜRT KADINLARI FARKINDA’

Öte yandan kapitalist modernitenin eril egemenliğin ve cinsiyetçi sömürünün teşhiriyle yetinmeyip başkaldıran kadınlar, başta Kürdistan ve Ortadoğu olmak üzere dünyanın her yerinde 21. yüzyılı ‘kadının yüzyılı’ yapma şiarıyla bulundukları her alanda kadına ve topluma düşman bu hegemonyal sistemle mücadele etmektedirler. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ideolojik temelini attığı kadın özgürlüğünü esas alan, cinsiyet eşitlikçi, demokratik, özgür ve özerk bir toplumu yaratma gayreti ile direnen Kürt kadınları farklılığın, renkliliğin, özgünlüğün ve hayatlarımız üzerinde söz sahibi olmanın özgür ve otonom bir sistem içerisinde oluşabileceğinin farkındalar.

Bu farkındalığı evrensel düzeyde ortak bir mücadele alanına dönüştürmek içinde bulunduğumuz patriyarkal sistemin gerici, faşist, cinsiyetçi ideolojileri ile savaşmanın tek yolu olarak karşımızda durmaktadır. Kürt Kadınlarının geliştirdiği öz savunma stratejisi sadece Rojava’da değil, kadınların yaşadığı her yerde ve her ortamda başvurulabilecek evrensel bir kadın direniş biçimi olarak önümüzde durmaktadır. Zira kadınların tarihsel ezilme deneyimi bu baskının yer, sınıf, milliyet ve medeniyet gözetmediğini bizlere gösterdi. İstatistikler Türkiye ve Kürdistan’da 2017 yılının ilk on ayında kayıtlı 339 kadının erkek katiller tarafından katledildiğini belgelerken, Almanya’da 2016 yılında partneri tarafından öldürülen kadınların sayısı 331 olarak kayıtlara geçti. Meksika’da günde en az 5 kadının katledildiği, Almanya’da 130 bine yakın kadının ev içi şiddete maruz kaldığı ve Avrupa Birliği ülkelerinde cinsel şiddete maruz kalan kadınların sadece %16’lık bir kesiminin şikayette bulunduğu, IŞİD’in köle olarak elinde bulundurduğu Êzidî kadınlara dair ise hiçbir istatistiğin olmadığı; bir çırpıda aklımıza gelen dünya çapında kadına yönelik şiddet örneklerinden sadece birkaçı.”

CENİ, açıklamasının sonunda ise öz savunma, ortak mücadele ve örgütlü direniş mesajları verdi.