PYD Avrupa’nın 8. Kongresi başladı

782

PYD Avrupa, 8. Kongresi’ni yüzlerce delegenin katılımıyla yapıyor. Kongrede konuşan Eşbaşkanlar Abdullah ve Müslim, PYD’nin çözüm gücü, kadınların da özgürlüğün teminatı olduğunu belirtti.

Partiya Yekitîya Demokrat-Demokratik Birlik Partisi (PYD) Avrupa örgütünün 8. Kongresi, Belçika’nın başkenti Brüksel’de yüzlerce delegenin katılımıyla başladı. İki gün sürecek kongreye Avrupa’nın birçok ülkesinden 135 kadın olmak üzere toplam 700 delege katıldı.

Kongreye Yunanistan, Bulgaristan, Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, İngiltere ve İskandinavya ülkelerinden de katılım oldu.

PYD Eş Başkanları Asya Abdullah ile Salih Müslim, Avrupa Temsilcisi Zuhat Kobanê, TEV-DEM adına Aldar Xalil, KONGRA GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, Sriza Partisi adına Antonios Markopoulos, HDP adına Kemal Aktaş, Parti Demokrati Kürdistan adına Ali Herori, TJK-E adına Dilşah Osman, Sinn Fein adına Emma Clancy olmak üzere çok sayıda parti ve kuruluş temsilcisi de kongrede hazır bulundu.

Kürtçe, Arapça ve İngilizce “8mîn Kongreya Rêxistina PYD A Ewrûpa yê ji Bo Rojavaya azad ber bi Sûriyeke demokratîk ve” pankartının bulunduğu salona Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterinin yanı sıra Arin Mîrxan, Rüstem Cudî, Xebat Dêrik olmak üzere Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nde yaşamını yitirenlerin posterlerinin asıldığı görüldü. “Tekoşîna Biratiya Gelan wê Hewldana Dagirkirina Xaka Sûrî Pûç Bike”, “Projeya federalîzma mozgeriya parastina yekîtiya Sûrîye” ve “Dest bi dest em li dijî her cûreyên teror û dagirkeriyê” gibi pankartlar da salona asıldı.

Birçok medya kuruluşunun ilgi gösterdiği kongre, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nde ve özelikle Rojava’da yaşamını yitiren enternasyonalist savaşçılar anısına yapılan saygı duruşuyla başladı.

KOBANÊ: ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZÜ YAYGINLAŞTIRALIM

Kongrenin açılış konuşmasını yapan PYD Avrupa Temsilcisi Zuhat Kobanê, katılımcıları selamlayarak, “Burada bulunmanız bize güç veriyor. Bu, bizimle özgürlük mücadelesinde yürüdüğünüzü gösteriyor. Bizler birlikte yürümek ve yan yana durmak zorundayız. Demokratik çevreler, özgürlük isteyenler olarak, yan yana olduğunu herkese göstermek zorundayız” dedi. Kobanê, Rojava ve Ortadoğu’da önemli gelişmelerin yaşandığına dikkati çekerek, şunları söyledi: ”Biz çok önemli bir dönemde kongremizi gerçekleştiriyoruz. Şu anda Avrupa’da çok sayıda halkımız var. Bunları örgütlemek, bir düzey yakalamak zorundayız. Örgütlülüğümüzü her tarafa yaymalıyız. Kongremizin amacı budur.”

ABDULLAH VE MÜSLİM: PYD ÖZGÜRLÜKÇÜ VE ÇAĞDAŞ BİR PARTİ

Ardından PYD Eş Başkanları Asya Abdullah ve Salih Müslim İngiliz ve Kürtçe birer konuşma yaptı. Abdullah ve Müslim verdikleri ortak mesajda, şunları ifade etti:

“Parti olarak Avrupa örgütünün 8’inci kongresini çok hassas bir dönemde yapıyoruz. Bugün birçok olanak ortaya çıkmıştır. Biz bu gelişmeler ışığında kongremizi yapıyoruz. PYD, 13 yılında birçok gelişme kaydetti. 12 Mart 2004 direnişi gösterdi ki, Rojava’da öncü parti olabilir. O dönemde, partimizin yöneticileri ve üyeleri Baas rejiminin zindanında tereddütsüz direniş çizgisini geliştirerek, mücadeleyi bugüne getirdiler. Bunun ispatı da Suriye ve Rojava devriminde gösterilmiştir. PYD, Ortadoğu’da iktidar ve klasik bir parti değildir. PYD demokratik, özgürlükçü ve toplumsal bir partidir. Gericiliğe karşı mücadele eden çağdaş ve halkçı bir partidir. PYD ekolojik, toplumsal ve kadın özgürlüğüne dayalı bir mücadele yürütüyor.”

‘DEMOKRATİK TOPLUM PROJESİNİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ’

PYD’nin Ortadoğu ve Rojava’da Kürt sorununu çözmek istediğini belirten Abdullah ve Müslim, şöyle devam etti:

“Bugün bunun için mücadele ediyor. Esas aldığı da demokratik paradigmadır. Bu kadın özgürlüğü olmak üzere halkların özgürlüğüdür. Bunun öncüsü Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan’dır. Şimdiye kadar bütün anti-demokratik ve din adına toplumu parçalayan zihniyetlere karşı mücadele ettik, bundan sonra da devam edeceğiz. Demokratik toplum projesini hayata geçireceğiz. Bu projenin başarısı bütün kültürlerin ve toplumların başarısıdır. Rojava’da DAİŞ faşizmine ve diğer gruplara karşı amansız bir direniş yaşandı. Bunun öncüsü de YPG ve YPJ’dir. Bu faşizme karşı uluslararası ortak mücadele edelim.

‘KADINLAR ÖZGÜRLÜĞÜN TEMİNATI’

Suriye’de bütün kimlik, kültürlerin özgürce yaşandığı federal ve demokratik bir sistem istiyoruz. Rojava ve Kuzey Suriye deneyimi bütün Suriye için bir örnek olabilir. Kuzey Suriye projesi önümüzdeki dönemlerde bütün Suriye için örnek teşkil olabilir. Herkes şunu iyi bilmeli, Kürt sorunu çözülmeden Ortadoğu ve Suriye sorunu çözülemez. Ana kaynağında Kürt sorunu yatıyor.

Diğer bir önemli nokta da kadın mücadelesidir. Kadın devrimi Rojava’da bütün kadınların devrimidir. Bütün kazanımları korunmalı. Bütün Kürt kadın örgütleri arasında bu çalışmayı stratejik görüyoruz. Arin Mîrkanlar’ın şahsında ortaya çıkan kazanımları geliştirmek istiyoruz. Kadınlar Kürtlerin özgürlük ve demokratik sistemin yaratılmasının teminatı olabilir.”

HOWELL AİLESİ: ÇOĞUĞUMUZLA GURUR DUYUYORUZ

TEV-DEM adına Aldar Xalil ise Rojava ve Suriye’de özgürlük mücadelesi verildiğini belirterek, “Biz Suriye’nin parçalanmasını istemiyoruz. Tam tersi demokratik ve özgürlükçü bir sistem istiyoruz. Mücadelemiz bunun içindir. Biz ancak bu stratejiyle birlikte ve özgürce yaşayabiliriz” diye konuştu.

Rojava’da yaşamını yitiren İngiliz Trancey Howell’in anne ve babasıysa çocuklarıyla gurur duyduklarını belirterek, “Oğlumuz devrimciydi. İnsanlık için Rojava’da şehit oldu. O Rojava halkını kendi ailesi gibi görüyordu, onları çok seviyordu. O YPG dünyasının bir parçasıdır” dediler.

KARTAL: PYD ÖNCÜ ROLÜNÜ OYNUYOR

KONGRA-GEL Eş Başkanı Remzi Kartal ise şu değerlendirmede bulundu: “Bu kongre gösteriyor ki, Rojava devrimi sadece Rojava için değil bütün dünya içindir. Bu uğurda yaşamını yitirenlerin önünde saygıyla eğiliyorum. Bu mücadele sadece Rojava ve Kürt halkı için değil Suriye ve Ortadoğu içindir de. PYD bu mücadelede öncü bir misyona sahiptir. Bu mücadele bugün de demokratik Suriye’ye doğru gidiyor. Dünya tarihinde yüz yılın devrimi olarak tarihe girecektir.

DAİŞ’in yenilgisini görünce Türkiye çark etti. Rojava Devrimi ise DAİŞ, diğer grupların ve işbirlikçilerine karış verdiği mücadele ile uluslararası toplumun vicdanı oldu. Türkiye buna zarar vermek için her türlü kirli yönteme başvuruyor.”