‘PKK yöneticilerinin hedef alınmaları kirli pazarlıkların sonucu’

71

İsveç Sol Parti Milletvekili Amineh Kakabaveh, ABD’nin PKK yöneticilerini hedef alan açıklamasını ABD ve Türkiye arasında sürdürülen kirli pazarlıklarının bir sonucu olduğunu söyledi.

İsveç Sol Parti Milletvekili Amineh Kakabaveh, ABD’nin PKK yöneticilerini hedef alan açıklamasını ABD ve Türkiye arasında sürdürülen kirli pazarlıklarının bir sonucu olduğunu ve Kürtlere yönelik saldırıların durdurulması ve barışın sağlanması için Avrupa çapında barış konferansı düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Gündemdeki sorunlarla ilgili sorularımızı yanıtlayan Kakabaveh, “Ben 4 parçada yaşayan Kürtlerin özellikle Kuzey Kürdistan ve Rojava’daki Kürtlerin durumlarını ve HDP eski Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’la diğer tutuklu milletvekilleri ve belediye yöneticilerinin durumlarını İsveç Parlamentosu’nun gündeme getireceğim” dedi.

Kürtlerin özerklik talepleri ile ekonomik, kültürel ve siyasi haklarının tanınması için İsveç Hükümeti’nin Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler nezdinden girişimde bulunmasını talep edeceğini söyleyen Kakabavah, devamında şunları kaydetti.

PKK’Yİ TERÖR ÖRGÜTÜ OLMAKLA SUÇLANARAK BİR YERE GİDİLEMEZ

“PKK’yi terör örgütü olarak suçlanarak bir yere gidilemez. Daha önce Türk devleti PKK ile barış için görüşmeler yaptı. Çok değil bundan birkaç yıl önce Erdoğan PKK’yi barışı sağlayabilecek bir örgüt olarak kabul ediliyordu. Ama 2015 yılı seçimlerinde HDP’nin Erdoğan’a karşı tavır koyması ve %13 civarında oy almasından sonra hükümet yeniden savaş politikasına yöneldi.”

Kakabaveh, son dönemde HDP’lilere yönelik baskı ve tutuklanmaların artmasını nasıl değerlendirdiği sorusunu “Yerel seçimler öncesi AKP hazırlık yapıyor. HDP’nin oy almasını ve belediyeleri yeniden kazanmasını engellemeye çalışıyor. Çalışmalarını engellemek için HDP yöneticilerini ve aday olabilecekleri tutuklatıyor. Bu demokrasi değil faşizmdir. Öldürmüyor ama baskı ve tutuklamalarla tüm demokratik güçleri susturmaya çalışıyor. Bu oldukça tehlikeli” diyerek yanıtladı.

‘AVRUPA, ERDOĞAN’A AÇIKÇA TAVIR ALMALI’

Türkiye ve Avrupa’daki siyasi parti, politikacı ve aydınların seçimler olmadan tutuklamalara ve Erdoğan’ın tutumuna karşı açıktan tutum almalarının zorunlu olduğunu söyleyen Kakabaveh, “Ama Avrupa’da bu konu ciddi olarak gündeme getirilmiyor. Vereceğim önergede bunu gündeme getirip İsveç’in tavır koymasını talep edeceğim” dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ yönelik uygulanan tecridin kaldırılması için eylemlilikler yapılmasına rağmen Avrupa ülkelerinin konu hakkında açıklama yapmaktan kaçınmalarını nasıl değerlendirdiği sorusuna ise şu yanıtı verdi:

ÖCALAN DERHAL SERBEST BIRAKILMALI

“Uluslararası hukuk ve sözleşmelerde mahkumların haklarını güvence altına alan maddeler var. Türkiye’nin altında imzası var. Türkiye uluslararası sözleşmeleri ihlal ediyor ve ben bunu iki kez parlamentonun gündemine getirdim. Sadece bunun için bir soru önergesi vereceğim. Türkiye siyasi tutsak olan Öcalan’a böyle davranamaz. Ayrıca Öcalan bir halk hareketinin başkanıdır. Ben tecridin kaldırılmasını değil derhal serbest bırakılması gerektiğini savunuyorum. Devlet terörünü uygulayan Erdoğan’ın kendisi ama özgürce dolaşıyor.”

Avrupa ve Batılı ülkelerin PKK’yi terör örgütü olarak kabul ettikleri için Öcalan’a yönelik tecride sessiz kaldıkları değerlendirmesini yapan Kakabaveh, “Böylece hukukun çiğnenmesine ses çıkarmıyorlar. Aslında Batılı ülkeler Kürtlere ihanet etti. Selahattin Demirtaş yasal bir partinin eş başkanıydı. HDP parlamentoda temsil ediliyor. Bu bir halk hareketi. Ama Demirtaş’ın serbest bırakılması için girişimde bulunmuyorlar.”

AVRUPA DEMİRTAŞ VE HDP’LİLERİN SERBEST BIRAKILMALARINI TALEP ETMELİ

İsveç Hükümeti’nin zaman zaman Demirtaş ve HDP’lilerin serbest bırakılmaları gerektiğini söylemesine karşın somut adımlar atmadıklarını söyleyen Kakabaveh, “Bunları söylemek ve yapılan mitinglere katılmak iyi ama yeterli değil. İsveç Hükümeti resmi olarak Türkiye’den Demirtaş ve HDP’li tutsakların serbest bırakılmalarını talep etmeli. Tüm Avrupa ülkeleri aynı talepte bulunmalı. Bu konuyu sürekli parlamentonun gündemine getirmezsek hükümet girişimde bulunmaz” dedi.

TÜM KÜRTLER VE DEMOKRASİ GÜÇLERİ HAREKETE GEÇMELİ

Sadece İsveç’in talepte bulunmasının yeterli olmayacağına dikkat çeken Kakabaveh, yapılması gerekenleri şöyle özetledi:

“Avrupa’da bulunan tüm Kürtler ve demokratik güçler gidip parlamenterle görüşmeli ve taleplerini iletmeli. Gösteriler önemli ama sadece gösteriler yapılarak sonuç alınamaz. Seçimlerden önce biz demokratik seçim istiyoruz ve HDP temsilcilerinin serbest bırakılmalarını talep ediyoruz demeli.”

DAİŞ çetelerinin Rojava ve Şengal’e yönelik saldırıları sırasında PKK ve YPG/YPJ’nin Kürt ve Êzidi ve Kürtleri savundukları ve daha sonra Rojava’da halkların bir arada yer aldıkları demokratik bir sistem kurulduğu için Erdoğan’ın Rojava’ya yönelik tehdit ve saldırılarını yoğunlaştırdığını söyledi.

İSVEÇ, ROJAVA’DAKİ DEMOKRATİK SİSTEMİ DESTEKLEMELİ

Suriye’de savaş sürerken Kürtlerin diğer etnik kökenden halklarla birlikte kendi sistemlerini kurduklarını ve Ortadoğu halkları için demokratik bir model oluşturduklarını söyleyen Kakabaveh, “Doğal olarak orada her şey mükemmel değil, demokrasi diktatörlükler ve aşırı İslamcılığın egemen olduğu, savaş ve soykırımın sürdüğü bir bölgede bir günde inşa edilemez. Suriye rejiminin Kürtler ve diğer azınlık halklarla savaş halinde olduğunu ve bu halkların sürekli olarak tehdit ve saldırı altında olduklarını unutmamak gerekir” dedi.

Kendisini feminist olarak adlandıran İsveç Hükümeti’nin kadınların yönetimde olduğu ve düşmanlara karşı topraklarını savunduğu Rojava’daki demokratik sistemi savunması gerektiğini söyleyen Kakabaveh şunları söyledi: “Avrupa Birliği sığınmacıların Avrupa’ya gelmesini engellemesi için Türkiye’ye 3 milyar kron yardım yapıyor. Bu ödeme durdurulmalı ve yerine Rojava’ya para yardımı yapılmalı. Ben bunu İsveç Parlamentosu’na önereceğim.”

ROJAVA’NIN STATÜSÜ TANINMALI

Kakabaveh, İsveç’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin üyesi olarak Rojava’nın tanınmasını önerebileceğini söyledikten sonra bunun önemine “Eğer Rojava Birleşmiş Milletler tarafından tanınır ve statüsü kabul edilirse Erdoğan ve diğer diktatörler Rojava’ya saldıramaz. Efrîn’e Türk devleti saldırdığında ABD ve diğer Batılı ülkelerin karşı çıkacağı beklentisi vardı. Ama hepsi NATO ülkesi Türkiye’yi bir biçimde destekledi. Kısık sesle bu saldırının doğru olmadığını söyleyen ülkeler oldu. Ama gerçekten karşı çıkanlar olmadı. Bu yüzden Rojava’nın statüsünün tanınması gerekir. Bu yapılmadığı takdirde Erdoğan’ın tehdit ve saldırıları sürecektir” ifadeleriyle dikkat çekti.

‘KÜRTLER EMPERYALİSTLERE GÜVENMEMELİ’

Kakabaveh, ABD’nin PKK yöneticilerini hedef alan kararını nasıl değerlendirdiği sorusunu şöyle yanıtladı:

“Ben bu konuda bir Kürt milletvekili olarak Washington Post gazetesine bir makale yazmayı düşünüyorum. Bu ABD ve Türkiye arasında sürdürülen pazarlıkların sonucu. ABD’nin bu tutumu pek çok kişi için beklenmedik bir şey belki, ama ben buna şaşırmadım. Her zaman Kürtlerin hiçbir zaman emperyalistlere güvenmemesi gerektiğini söyledim. Biz Kürt halkı biraz safız. ABD ve Rusya bölgede Kürtleri korumak için değil kendi çıkarları için bulunuyor. ABD’nin aldığı karar bunu açıkça gösteriyor.”

AVRUPA’DA BARIŞ KONFERANSI DÜZENLENMELİ

Rojava’nın statüye kavuşması ve Türkiye’nin HDP ve Kürtlere yönelik tehdit ve saldırılarının durdurulması için Sol Parti’nin ne yapmayı düşündüğü sorusunu yönelttiğimiz Kakabaveh, “Sol partiler, Avrupa çapında parlamenterler düzeyinde bir barış konferansı örgütleyebilir. Böylece İsveç’i konuyu BM ve AB’de gündeme getirmesi için zorlayabiliriz. Tek bir milletvekilinin konuyu gündeme getirmesi yerine bir veya birkaç partinin gündeme getirmesi arasında fark var. Ben önergemi verdikten sonra onu diğer ülkelerdeki sol partilere de göndereceğim. Onlardan aynı şeyleri yapmalarını isteyeceğim. Bir yerden başlamak zorundayız” dedi.