Öcalan’ın özgürlüğü için uluslararası çağrı

577

Avrupa Konseyi önünde bir araya gelen çok sayıda Avrupalı parlamenter ve insan hakları savunucusu, Öcalan’ın özgürlüğü için çağrıda bulundu.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için Avrupa’daki Kürt kurum temsilcilerinin Avrupa Konseyi (AK) önündeki nöbet eylemi devam ederken, birçok Avrupalı parlamenter ve insan hakları savunucusunun da katılımıyla bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamada yapılan konuşmalarda, Öcalan’ın özgürlüğünün acilen sağlanmasının Kürdistan’a ve Orta Doğu’ya barışçıl çözümler için önemine dikkat çekildi.

Avrupa Kürt Demokratik Toplum Kongresi (KCDK-E) bünyesindeki kurum temsilcilerinin nöbetinin beşinci gününde AK binası karşısında bir basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasında konuşan Kürt siyasetçi Adem Uzun, 4’üncü yılını dolduran Öcalan’a Özgürlük Nöbeti vesilesiyle tüm insanlığa ve kurumlara bir mesaj verilmek istendiğini vurguladı. Tüm kurumların Öcalan’ın yanı sıra tüm tutsakların özgürlüğü için çaba gösterdiğini söyleyen Uzun, 4 yıldan bu yana Öcalan’a Özgürlük Nöbeti’ni yürütenlere teşekkür etti.

‘DİYALOG SÜRECİ TEKRAR HAYATA GEÇİRİLMELİ’

HDP milletvekillerinin yanı sıra Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) üyesi Avrupalı parlamenterlerin de katıldığı basın açıklamasında İngiltere’deki sendikalar adına konuşan Steve Swenny, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü talebi ile başlatılan nöbet eyleminin 4’üncü yılında olduğunu, ancak Öcalan’ın 17 yıldır esir tutulduğuna dikkat çekti. Öcalan’ın uluslararası gizli servislerin yardımıyla esir edildiğini hatırlatan Swenny, cezaevi koşullarının da uluslararası sözleşmelere uygun olmadığını söyledi.

Öcalan’ın serbest bırakılmasının Türkiye’nin Avrupa değerlerine yakınlaşmasını beraberinde getireceğini vurgulayan Swenny, Öcalan’ın Türk devletiyle başlattığı diyaloğun kendilerinin de çalışmalarını kolaylaştırdığını kaydetti. Ancak bu diyalog sürecinin durdurulduğunu hatırlatan Swenny, tekrar kurulması içi çağrıda bulundu.

Öcalan’ın özellikle kadın ve azınlıklar ile birlikte yaşam gibi konulardaki fikirlerinin önemine dikkat çeken Swenny, Kürt Halk Önderi’nin rolünün oynayabilmesi gerektiğini vurguladı.

Erdoğan diktatörlüğünün şu anda tüm alanlarda saldırıya geçtiğini de söyleyen İngiliz sendikacı, buna derhal son verilmesi çağrısı yaptı.

FLÜCKİGER: ÖCALAN SERBEST KALSIN, PKK LİSTEDEN ÇIKARILSIN

İsviçreli insan hakları savunucusu Martin Flückiger de, geçtiğimiz 7 Haziran’daki seçimler sonrasında doğan umutların baskılarla yok edilmek istendiğini söylediği konuşmasında, “Türkiye’de büyük bir savaş var” diye konuştu. Flückiger, Avrupa Birliği’nin buna karşı sessiz kalmasını eleştirdi.

AB’nin mülteci anlaşmasıyla birlikte “Erdoğan’ın karşısında diz çöktüğünü” söyleyen Flückiger, “AB’nin bir an önce bu sessizliğini bozması ve Erdoğan’ın politikalarına karşı çıkması gerekiyor” dedi.

PKK’nin bir an önce AB ‘terör örgütleri listesinden’ çıkarılması çağrısı yapan Martin Flückiger, aynı zamanda Türk devletinin ve Erdoğan’ın da savaşın çözüm olmadığını görmesi gerektiğini vurguladı. Flückiger, barış için en önemli icraatın Öcalan’ın özgürlüğü olduğunu da dile getirdi.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) üyesi İzlanda milletvekili Ögmundur Jonasson ise, Kürt halkına karşı son aylarda ve yılda yapılan katliamları takip etme fırsatı bulduklarını söyledi. Jonasson, yapılan baskılara karşı barışın geliştirilmesi için desteklerinin devam edeceğini kaydetti.

KOX: TÜRKİYE SAVAŞI DURDURSUN

AKPM Sol Grup Sözcüsü Hollandalı parlamenter Tiny Kox ise, AKPM’de dünkü tartışmalar sonucunda Türkiye raporunun kabul edildiğini hatırlattı.

Raporun yaşanan baskıları ele aldığını vurgulayan Kox, toplantılardaki tüm ülke temsilcilerinin raporda belirtilen uygulamalara yönelik eleştirilerini dile getirdiğini söyledi. Kox, Türkiye’ye yaptığı çağrıyla acilen savaş uygulamalarına son verilmesini istedi.

HDP milletvekilleriyle birlikte barış sürecinin yeniden başlaması için çabaları olacağını söyleyen Tiny Kox, barış çabalarının başarıya ulaşmasını ve Öcalan’ın serbest kalmasını umduğunu da sözlerine ekledi.

VENTURINI: CPT’DEN CEVAP BEKLİYORUZ

İtalyan sosyolog ve araştırmacı Federico Venturini ise, “Bugün duyuyoruz ki Cizre ve birçok kentte devletin şiddeti had safhaya ulaşmış durumda. Bu anlamda bir çok uluslararası rapor da mevcut” dedi. Yine Türk develtinin Nisan 2015’ten bu yana Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la diyalog sürecinin kopmasıyla başlayan çatışma ve şiddete dikkat çeken Venturini, Öcalan’ın avukatlarının 600 kadar başvurunun reddedilmesini eleştirdi.

2 kere Türk yetkililere Öcalan’la görüşme başvurusu yaptılarını bilgisini veren Venturini, buna cevap verilmediğini söyledi. CPT’nin de Öcalan’ı ziyaret etmesi gerektiğini kaydeden Venturini, girişimleri sonucu CPT’nin nisan ayında Öcalan’la görüştüğünü hatırlattı. CPT’nin kendilerine Öcalan’ın avukat ve aile üyeleriyle görüşmesi yönünde gelişmelerin olacağını söylediğini aktaran Venturini, ama halen bir gelişme yaşanmamış olmasını eleştirdi.

MÜZAKERE İÇİN ÖZGÜR OLMASI GEREKİYOR

Önemli olanın Öcalan’ın gerçek bir barış süreci için serbest bırakılması olduğunu vurgulayan Federico Venturini, Nelson Mandela’nın “tutuklu insanlar değil, sadece özgür insanlar müzakereleri sürdürebilir” sözünü hatırlattı. Venturini, sürecin yürütülebilmesi için PKK’nin de dahil olması gerektiğinin altını çizdi.

GROTT: KÜRT KADINLARIN MÜCADELESİ ÖRNEK OLDU

AKPM’nin Alman Sol Partili (Die Linke) üyesi Annetta Grott ise, kadınlar olarak barış için son sözü kendilerinin söyleyeceğini vurguladığı konuşmasında, ‘feminist olarak’ Kürt kadınların vermiş olduğu mücadeleyi savunduğunu söyledi. Kürt kadınlarının başta yerel yönetimler olmak üzere her alanda eşbaşkanlık getirmesini selamlayan Grott, birlikte mücadele etmeye devam edecekleri mesajı verdi.

Grott, Kürt halkının mücadelesinde başarılı olması umudunu koruduklarını da sözlerine ekledi.

‘NÖBET TUTARAK BİZE BİR SORUN OLDUĞUNU GÖSTERDİLER’

İsviçre Uluslararası Af Örgütü temsilcisi Maya Heuchmann, ise, yıllardır Öcalan için nöbet tutan insanların kendilerine ‘burada bir sorun ve buna eğilmeniz gerekiyor’ mesajı verdiğini söyledi. Kürt halkının haklarını savunmaya deva edeceklerini söyleyen Heuchmann, Öcalan’ın özgürlüğü ve Kürt halkının hakları için mücadeleye katkı sunacaklarını vurguladı.

KÜRKÇÜ: ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ TALEBİ İYİ ANLAŞILMALI

HDP Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ise, Öcalan’ın halkının önderi olarak müzakerelere özgür katılması için gösterilen çabaların doğru anlaşılması gerektiğini söyledi. Sorunun bir kişinin özgürlüğü olmadığını vurgulayan Kürkçü, Öcalan’ın özgür olması durumunda barış çabalarının daha farklı bir yerde olacağını dile getirdi.

Kürdistan ve Türkiye’deki katliamların olduğunu, demokratik mücadele yürüten partililerin baskı ve tutuklamalara maruz kaldığını hatırlatan Kürkçü, bu çabaların ve haykırışların dinlenmeye başladığını söyledi.

Öcalan’ın nöbetin 4’üncü yılında hala özgür olmadığını söyleyen Kürkçü, tüm parçalardaki özgürlük mücadelesinin devam edeceğini kaydetti.

İtalyan parlamenter ve Alman azınlığın yaşadığı bölgeyi Roma’da temsil ettiğini söyleyen Florian Kleinbischer, Kürt halkının özgürlüğü için gösterdiği sabrı hayranlıkla karşıladığını söyleyen Alman azınlık temsilcisi, yıllarca verilen mücadelenin kendilerine de örnek olduğunu dile getirdi.

HEIDER: AK ÜYELERİ ARTIK ÖCALAN’I TEMSİLCİ VE MUHATTAP OLARAK GÖRÜYOR

Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi’nden Rainer Heider ise, Öcalan’ın tecrit koşullarına rağmen 4 yıl önceye göre farklı bir konumda olduğunu ve AK’deki tüm ülkelerin temsilcileri tarafından Kürt Halkının temsilcisi ve baş müzakereci olarak görüldüğünü vurguladı.

Bunun Kürt halkının verdiği mücadelenin sonucu olduğunu dile getiren Heider, bu mücadelenin ‘Kürdistan’a barış Öcalan’a özgürlük’ şiarının esas ‘motor gücü’ olduğunun altını çizdi.

Öcalan’ın özgürlüğe ve Kürdistan’ın barışa kavuşmasında Avrupa’daki bu mücadelenin büyük payı olacağını söyleyen Heider, bu mücadeleye desteklerinin süreceğini belirtti.

KARTAL: BU SESSİZLİĞE KARŞI EDİ BESE! DİYORUZ

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal ise, nöbet eyleminin organizesinde büyük payı olan ve Nisan ayında yaşamını yitiren Munzur Emekçi’yi andı.

Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren sistem ve güçlere karşı Öcalan öncülüğündeki sistemin mücadele ettiğini dile getiren Kartal, Öcalan’ın aylardır ailesiyle, yıllardır da avukatlarıyla görüştürülmemesini eleştirirken, “şu anda durumu nedir kimse bilmiyor” diye konuştu.

Kürdistan’da yaşanan katliamlara karşı sessiz kalan Avrupa devletlerinin Öclaan’a yönelik tecrit politikasına da sessiz kaldığını ve rolün oynamadığını söyleyen Kartal, Kürt halkı olarak seslerini yükselterek ‘Edi Bese’ dediklerini belirtti. Sessizliğin suça ortak anlamaına geldiğini vurgulayan Kartal, başta dostlar olmak üzere Kürt halkının ve ilgili devletlerin rolünü oynaması gerektiğini söyledi.

Öcalan’a Özgürlük Komitesi Üyesi Delal Rubar ise, bugüne kadar büyük eylemlerle Öcalan’a yönelik tecride karşı durulduğunu söylerken, bu eylemlerin yeterli olmadığını vurguladı.

TJKE-E Sözcüsü Dilşah Osman da 4’üncü yılındaki eylemin devam edeceğini ve Öcalan’ın özgürlüğüne kadar devam edeceğini vurguladığı konuşmasında, halkın Öcalan’a olan bağlılığını daha net bir şekilde göstereceğini söyledi.

Ortadoğu’da süren savaş ve ölümlerin bitmesi için barışa ihtiyaç olduğunu ve bu ‘barışın anahtarının’ Öcalan olduğunu belirten Osman, bunun için bölge devletlerinin de politikalarını değiştirmesi gerektiğini söyledi.

KOÇ: 10 MİLYON İMZANIN HESABINI SORUYORUZ

KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç ise, 2016 yılında Öcalan’ın özgürlüğü için verilen çabaların daha üst seviyeye çıkarılacağını söylediği konuşmasında, bugüne kadarki tüm eylemcilere teşekkür etti.

Öcalan’ın özgürleşmesiyle Kürt sorununun çözümünün kolaylaşacağını dile getiren Yüksel Koç, bunun için üzerlerine düşen görevleri yerine getireceğinin altını çizdi.

Kürtlern yanı sıra Asuri, Süryani, Ermeni, Türk, Alevi ve Sünni denmeden ortak mücadele edilmesini isteyen Koç, Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede çadır eylemleriyle Öcalan’a özgürlük talebinin dile getirileceğini söyledi.

Avrupa Konseyi’ne de seslenen Koç, Öcalan’ın özgürlüğü için verilen 10 milyonu aşkın imzanın karşılığında halka bir cevap verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Kürt halkının özgürlük talebini dillendirmeye devam edeceğini vurgulayan Koç, tüm eylemlere katılım çağrısı da yaptı.