ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN KESİNTİSİZ EYLEME!

956

KCDK-E Başkanlık Divanı, Türkiye’nin yaşamış olduğu derin kriz ve kaosu 15 Temmuz 2016’da yapılan askeri darbe girişimi ile birlikte sözcüğün gerçek anlamıyla tam bir çökme, yıkılma ve dağılma sürecine girdiğini belirtti. KCDK-E, “Bu dağılmayı engellemek ve kendi ömrünü biraz daha uzatmak isteyen hükümet ve iktidar yapısı OHAL’ı ilan etmenin yanında tam bir diktatörlük sürecine de girmiştir. Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde gelişen bu diktatörlük en çok Kürtleri etkilediği ve baskıya, şiddete ve soykırıma en çok uğrayan Kürtler olduğu açıktır” dedi.

Başkanlık Divanı, Erdoğan’ın barış sürecine son vermesinden, diyalog masasını devirip, Kürt Özgürlük Hareketi’ne ve Kürt halkına karşı geliştirdiği Sri Lanka Konsepti’nden sonra Başkan Abdullah Öcalan’a karşı geliştirdiği tecrit, teşhir ve süreçten koparma politikasını çok katı bir biçimde devreye sokulduğunu vurguladı. Bu plandan bu yana yaklaşık iki yıldır ailesi ve heyetin Başkan Abdullah Öcalan’la görüştürülmesinin yasaklandığına dikkat çeken KCDK-E, “Darbe girişimin ardından büyük bir kuşku ve kaygı içerisinde olan Kürt halkı, Başkan Abdullah Öcalan’la ailesinin görüştürme talebine rağmen hala ısrarlı bir biçimde reddedilmektedir” diye belirtti.

ÖCALAN İLE GÖRÜŞMENİN YAPILMAMASI KAYGILARI DAHA DA ARTTIRDI

KCDK-E Başkanlık Divanı açıklamasında devamla şu hususlara yer verildi:

“Kürtler için kırmızı çizgi olan ve barışın da savaşın da gerekçesi olacak Başkan Abdullah Öcalan’ın sağlığı son derece önemli olduğu sayısızca vurgulanmış olmasına rağmen hala tecridin uygulanması ve görüşmenin yapılmaması başlı başına bir kriz ve kaosu gerekçesi olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Hep dedik ki askeri darbe girişiminde bulunan generaller, Kürdistan’da katliam yapan askerlerdir. 30 yıldır gerilla karşısında, dolayısıyla Başkan Abdullah Öcalan’ın izlediği politika karşısında yenilmiş kişilerdir. Bu kişilerin, yani darbe girişiminde bulunan generallerin ilk hedefi başkan Abdullah Öcalan olacaktır. Meclisi, cumhurbaşkanının makamını, başbakanın arabasını, özel kuvvetler karargâhını bombalayan generaller Başkan Abdullah Öcalan’ın güvenliği konusunda da ciddi bir sorun yaratmış olabilme ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu herkes tarafından bilinmektedir. Adalet Bakanı ve bir iki müsteşarın açıklaması ile Kürt halkının ikna olmayacağını da çok iyi bilinmesine rağmen hala görüşmenin yapılmaması var olan kaygıları daha da artırmaktadır.

GÖRÜŞME YAPILMADIKÇA EYLEMLER DEVAM EDECEK

Kürt halkı Başkan Abdullah Öcalan’la görüşme yapılmadığı sürece tepkisini göstermeye devam edecek, şimdiye kadar yapmış olduğu eylem ve etkinlikleri daha da yoğunlaştıracaktır. Avrupa’da bulunan Kürt halkı ve dostlarını da bugüne kadar gerçekleştirmiş olduğu eylem ve etkinliklerini daha da yoğunlaştırmaya, Başkan Abdullah Öcalan’la görüşme yapılana kadar sesini daha da yükseltmeye davet ederken, Avrupa’da bulunan uluslararası kurum ve kuruluşlara da görevlerini yeniden hatırlatma çağrısında bulunuyoruz. Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve CPT’yi Kürt halkının sesine, haykırışına ve özürlük taleplerine kulak vermeye davet ediyoruz.

Avrupa’da yaşayan Kürtleri ve dostlarını, kadın ve gençleri gelinen aşamada daha fazla duyarlı olmaya, kırmızı çizgilerinden asla vazgeçmemeye, sözün bittiği yerde daha fazla haykırmaya ve eylemlerini kesintisiz kılmaya çağlıyoruz.

Bu temelde 13 Ağustos’a Almanya’nın Duesseldorf kentinde, İsviçre’de, Viyana’da, Brüksel’de, Paris ve Marsilya’da, Tokyo’da, Kanada ve Hollanda’da Başkan Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ve can güvenliği için yapılacak yürüyüş ve eylemlere kesintisiz bir biçimde katılma çağrısında bulunuyoruz. Gün bugündür, gün Başkan Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ve sağlığıdır. Tüm Kürtleri, dostlarını, kadın ve gençleri bu bilinçle hareket etme görevi ile karşı karşıya olduğunu bir kez daha vurgularken, Başkan Abdullah Öcalansız bir yaşamın anlamlı olmadığını belirtiyoruz.”