Öcalan’ın kitabı İspanya’da kitapçılarda

825

Kitabı yayımlayan Descontrol Editorial adına Hector Cleris, batı dünyasının Öcalan’ın düşüncelerinden faydalanması gerektiğini söyledi.

Demokratik Uygarlık Manifestosu ‘nün birinci kitabı İspanyolca ve Katalancaya yayımlayan Descontrol Editorial’ın merkezi Barcelona’da bulunuyor. Şimdiye kadar 100 civarında kitap yayımlayan yayın evi, daha çok sol ve muhalif kitapları yayımlıyor. Descontrol Editorial,  25-35 ile yaş arasında değişen 6 kişilik bir gruba ait. İşletme daha çok kooperatif tarzında, işliyor.

Descontrol Editorial editörlerinden Hector Cleris, İspanya genelinde 80 noktada kitabın satışlarına başlandığını belirterek, “ Abdullah Öcalan’ın demokratik konfederalizm paradigması ve anti kapitalist düşünceleri çok önemli, buluyoruz. Çağımızda her kesin yaralanması gereken bir felsefe. Bizde bu İspanya’daki anti kapitalist ve muhalif kesimlere iyi bir kaynak olduğunu düşüncesindeyiz “diye konuştu.

Descontrol Editorial editörlerinden Hector Cleris ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Demokratik Uygarlık Manifestosu ve kapitalizm üzerindeki düşünceleri üzerine konuştuk…

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Demokratik Uygarlık Manifestosunun birinci kitabı İspanyolca ve Katalanca ‘ya ne zaman çevrildi?

Latin Amerika’da daha önce İspanyolca baskısı çıktı. Ancak İspanya’da Haziran ayın başında birinci baskısı yapıldı. İspanyolca ile birlikte biz Katalancaya da çevirip, her iki dilde yayımladık.

İlk olarak ne kadar basıldı?

İlk, 3 ay için 1000 adet basıldı. Kağıt baskısı dışında, dijital olarak da hazırlandı. Her 3 ayda bir her iki dilde de yeni basımı olacak.

Kitap Katalonya ve İspanya’nın kaç noktasında satışı yapılacak?

Katalonya’da 30 kitapçıda. Bütün İspanya genelinde ise 80 noktada satılacak. Bunların yanında da internet üzerinde de kitap satışlarımız olacak. Bunlar çoğu da büyük kentlerde olan kitapçılardır.

Öcalan’ın demokratik konfedaralizm düşüncelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Marksistler, feminist, anarşistler, yeterince değişime ayak uyduramadılar, çok geri kaldılar. Öcalan, bunları eleştiriyor. Bence yerinde olan eleştirilerdir. Demokratik konfederalizm konseptindeki analizler biçim çok ihtiyaç duyduğumuz tespitler var. Batıdaki devrimci hareketler bunu örnek alması gerekiyor.

Bunu biraz açabilir misiniz?

Ataerkil sistem, uygarlık, devlet, kapitalizm konularında yaptığı analiz ve eleştiriler, bizim dikkatimizi çekiyor. En önemlisi de biz bunu kendimiz için önemli görüyoruz. Üzerinde konuşma, tartışma ve burada kendi koşullarıma göre uyarlamak için. Bizim gibi sol hareketler için can alıcı bir öneme sahip, Öcalan’ın, bu fikirleri.

Diğer önemli bir husus ise kadın devrimine ilişkin düşünce ve analizleridir. Öcalan’ın söyledikleri, Kürt kadınları, yada Ortadoğu kadınlarını değil burası için de geçerlidir. Kadın devrimi, kominler, halk meclisleri, demokratik konfederalizm bunlar titizlikle üzerinde durduğumuz noktalardır. Öz savunma sistemi oldukça ilginç. Neden bütün halkların ve grupların öz savunma sistemleri olmasın? Dahiyane ve parlak olan bütün sol akımların görüşlerini bir konu altında sentezliyor. Ön açıcıdır.

Avrupa’da böyle bir şeye neden ihtiyaç olsun ki?

Kapitalist modernite de yaşadığımız bir ortamda politik öz savunma ekonomik öz savunma, ideolojik öz savunma sosyal öz savunma ve toplumsal öz savunma gerekli. Hatta önümüzdeki dönemlerde fiziksel bir öz savunma da gerekebilecektir.  Belki günümüzde fiziki bir baskı yok, bunun için bu öz savunma görünmeyebilir ama önümüzdeki dönemde gerekebilir. Çünkü günümüzde toplum her yönüyle teslim alındığı için sistem fiziki bir baskıya ihtiyaç duymuyor.

Toplumlar batıda tamamen  pasifize edildiği için kapitalist modernite fiziki bir baskıya baş vurmuyor. Aslında bu toplumların içerisinde bulunduğu durum çok daha vahim. Büyük bir psikolojik ve ruhsal baskı var. Çünkü pasifize edilmiştir.

Öcalan’ın Marksizm’e yönelik eleştirileri nasıl değerleniyorsunuz?

Ben anarşist biriyim. Öcalan’ın Marksizm’e, anarşizme anti sistem sol hareketlerine yönelik eleştirilerini doğru buluyorum. Bana göre doğru ve yerinde tespitler. Hakikate ulaşmak, doğrunun bulunması için bu tür eleştiriler yapılmalı ki kaoslardan çıkış yapılabilsin.

Kürtlerin başta Rojava’da olmak üzere Ortadoğu’daki özgürlük mücadelesini takip ediyor musunuz?

5 yıl öncesine kadar sadece Filistin halkının mücadelesi tanılıyordu. Kürdistan o zamana kadar tanınmıyordu yetirince. Ancak Rojava devrimiyle birlikte devrimci ve sosyal hareketler Rojava etrafında bütünleştiler. Bugün Kürdistan, bütün dünyada tartışılıyor, takip ediliyor. Oldukça büyük bir ilgi var. Bir çok hareket için Kürdistan devrimi bir referans duruma gelmiş. Günümüzde dünyada iki devrimci referans var. Biri Rojava diğeri de Zapatistler. Rojava bize 19 yüz yılda İspanya’daki kantonal devrim ile 1936 yılında faşizme karşı halk devrimini, anımsatıyor.

Özellikle Rojava ile birlikte DAİŞ’e karşı Kürt kadınların direnişi öne çıktı…

Büyük bir sempatiyle izleniyor. Ancak ilk başta gelen haberler daha çok devletlerin ve burjuva basınından yayılıyordu. Buda devlet bakışlı oluyordu. Şuanda ise alternatif ve anti sistem basım yayın organlarında yayılıyor. Buda hakikati gösteriyor. Bizde yayın evi olarak, bu süre zarfında bir çok kitap yayınladık.

Kuzey Kürdistan’daki gelişmeleri nasıl görüyorsunuz?

Eğer biz batıda demokratik konfedarilizmi yayacaksak Kuzey Kürdistan devrimini esas almamız geriyor. Bizim için referans Kuzey Kürdistan’dır. Çünkü Türkiye gibi sert ve katı kurallarla yönetilen ulus devlet ve baskı uygulayan bir rejime karşı direniş biçin için örnek teşkil ediyor. Biz kuzey Kürdistan’daki Kürt gençlerin mücadelesini büyük bir sempati ve endişeyle