“Ne Askeri, Ne de Sivil Darbe”, Yaşasın Halkların Özgürlük ve Demokrasi Mücadelesi!

579

3 Eylül’de Yapılacak Halkların ve İnançların Özgürlük ve Demokrasi Festivaline Seferberlik Ruhu ile Katılalım!

24. Uluslararası Kürt Kültür Festivali bu yıl “Halkların ve İnançların, Özgürlük ve Demokrasi” festivaline dönüştürülerek, ABDEM Güç Birliği, HDK-A ve Alman sol grupların organize etiği, Haziran Hareketi ve AABF’nin de desteklediği büyük bir etkinliğe dönüştürüldü. Halklar, inançlar ve on binler ÖZGÜRLÜK ve DEMOKRASİ diyecekler.

Başından beri taraflı bir tutum içinde olan Alman hükümetinin engelleme çabalarına karşı büyük bir cevap olacak bu festival ve güç birliği Alman hükümeti ve faşist AKP iktidarına karşıda büyük bir tokat olacaktır.

Kürtlerin ve demokratların kültürel etkinliklerini, festivallerini Türkiye ile olan çıkar ilişkilerine kurban eden Alman hükümeti Türk istihbaratı için 6000 bin muhbir, 1500 elemanı bulunmasını ne ile izah edecektir. Bu 7500 MİT muhbiri ve elemanı Almanya’daki muhalif kurumlara ve şahsiyetlere çiçek vermek için gelmediklerini biliyoruz. Bu katil sürüsünün amacı başta Kürtler, Aleviler, Türkiyeli devrimciler olmak üzere muhalifleri bertaraf etmek ve provokasyonlar yaratmak olduğunu biliyoruz, Başta Kürt kurumları olmak üzere, demokrat kurum ve şahsiyetlerin TC´nin istihbarat çalışmalarına ilişkin basın yoluyla, dolaylı ya da dolaysız siyasi yapılar ve güvenlik kurumlarına bildirmesine rağmen Alman hükümeti hiç bir tedbir almadığı gibi bu son kararıyla Türk İstihbarat ve provokatörlerine zemin sunmaktadır.

ABDEM Güç Birliği, HDK-A ve Alman sol grupların organize etiği, Haziran Hareketi ve AABF’nin de desteklediği 3 Eylül Halkların Özgürlük ve Demokrasi Festivalinde savaşa, sömürüye, ırkçı-inkârcı politikalara, soykırımlara hayır demek, halkların kardeşliği ve dayanışmasını güçlendirmek için; Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Ermeni, Rum, Arap, Asur-Süryani, Alman, Alevi, Sünni, Hıristiyan, Ezidi, değişik uluslardan, inançlardan halklar ve Almanyalı dost ve sosyalist güçleri olarak ortak bir mesaj vermek için buluşuyoruz.

AKP faşist rejimi ve diktatör Tayip Erdoğan bastırılmış askeri darbeyi bahane ederek tüm özgürlükler, düşünce belirtme, farklı kimlik ve inançların kendini ifade etme hakkı raptı zap altına alınarak ülke OHAL’le yönetilmektedir. Tek adam diktatörlüğü adım adım geliştirmek için kanun hükmünde Kararnamelerle ülke yönetilmektedir. Gazeteler yasaklanmakta ve çalışanları tutuklanmaktadır. Son olarak Gündem Gazetesi kapatılarak, yazarları tutuklanmış, akademisyenler, hukukçular, aydınlar, siyasetçiler gerekçe gösterilmeden tutuklanmakta, örgütlenme, düşünce belirtme, gösteri, toplanma ve İsçilerin grev hakları tek adamın keyfine bırakılmıştır.

Kürt halk önderi sayın Öcalan’a izolasyon içinde izolasyon uygulandığı gibi, sağlığı ve güvenliğine ilişkin kaygının ötesinde geçen bir durum yaşanmaktadır.

Daha önce Sur, Cizre, Gever, Xezak, Gever, Nusaybin, Şırnak ve diğer özyönetim direnişlerine karşı en insanlık dışı barbar yöntemlerle saldırmış ama diz çöktürememiştir. Amed, Ankara ve Pursus’ta devreye koyduğu kirli paravan örgütlerini Antep’te bir düğünde tekrar devreye koyarak çoğu çocuk 60 sivili katletmiştir. Rojava’da DAIS gibi çetelerle Kürtlere karşı yürüttüğü vekalet savaşını Cerablus’a saldırarak bölge halklarının kazanımlarını engellemeye çalışmaktadır..

Başta Alevi inancındaki canlar olmak üzere farklı inanç ve kimliklere karşı katliam provaları yapmakta, Türkiyeli sol ve sosyalistlerin mücadelelerini bastırmak için tüm toplum üzerinde katliam, işkence, tutuklama had safhaya varmış durumdadır.

Halklarımıza bu kadar zulmü yaşatan, demokratik hak ve özgürlükleri yok eden Türk devletine askeri, siyasi ve ekonomik her türlü desteği sürdüren Almanya, burada yaşayan özgürlük ve demokrasiden yana Kürdistanlı ve Türkiyelilere yönelik baskılarını artırmış bulunuyor. 12 Kürt siyasetçinin tutuklanması ve yargılanması, ATİK’ten 10 devrimcinin yargılanması, Kürt Kültür Festivalinin yasaklanması bu saldırıların bir parçasıdır. Alman devletinin bu anti demokratik tutumu, faşist Türk devletine sunduğu desteğin ifadesi ve göstergesidir.

Almanya tarihinden bilir diktatörler her zaman kaybeder ve kaybetmiştir. Onlar insanlığa düşman olduğu kadar, insanlık değerlerine düşmandırlar. Bu diktatörler insanlığa insanlık tarihine düşmandır. Almanya 1. Dünya Savaşında statükocuların tarafını tutarak savaşı kaybetmiştir. Yine kaybedecektirler.

Diktatör Tayip Erdoğan ve Faşist Türk devleti Mezopotamya, Anadolu ve Ortadoğu halklarına ve inançlarına karşı başlattığı bu kirli savaşı kaybedecektir. Ortak mücadelemiz karşısında ömrü uzun olmayacaktır. Biz Avrupa’da yaşayan Kürdistan ve Türkiyeliler halkların ortak direnişini yükselterek faşist düzeni tarihin çöp sepetine atacağız.

KCDK-E olarak başta tüm Demokratik Toplum Merkezlerimiz olmak üzere, yöneticilerimizi seferberlik ruhu ile çalışarak yaşlı, kadın, genç, çocuk herkesi 3 Eylül’de Köln’deki yapılacak halkların ortak etkinliğine katmalıdır. Kürt halkına çağrımız 3 Eylül’de alanlara akarak o günü serhildan dönüştürelim.

3 Eylül da kadın-erkek, yaşlı-genç, yerli-yabancı her dilden türkülerimizi söylemek, horon tepmek, sirtaki oynamak, halay çekmek için, özgürlük umutlarını büyütmek, halkların kardeşliğini güçlendirmek, taleplerimizi daha güçlü haykırmak için Köln’de buluşuyoruz. Demokrasiden ve barıştan yana olan, halkların kardeşliğini ve dayanışmasını güçlendirmek isteyen, savaşa, sömürüye, ırkçılığa karşı olan herkesi Köln`de ki Halkların Festivaline katılmaya çağırıyoruz

Halkların ve İnançların, Özgürlük ve Demokrasi Festival Deutzer Werft, 50679 KÖLN adresinde gerçekleşecektir.

Avrupa Demokratik Kürdistanlılar Toplum Kongresi / KCDK-E

26 Ağustos/ Brüksel