Müjgan Ekin Derhal Serbest Bırakılsın!

1049

Özgür Gün TV programcısı ve Sur Belediye Meclis Üyesi olan 29 yaşındaki Müjgan Ekin’den gözaltına alındığı 24 Ekim 2016 tarihinden bu yana haber alınamıyor.

Müjgan Ekin, 24 Ekim’de Diyarbakır’dan otobüsle Ankara’ya gelir ve arkadaşının evine gitmek üzere önce metroya, ardından da taksiye biner. Taksiden indikten sonra yanına yaklaşan iki araçtan inenler Ekin’i siyah renkli olan araca bindirerek gözaltına alırlar.

Müjgan Ekin’den haber alınamaması üzerine Ankara’ya giden baba Esat Ekin, kızının akıbetini araştırır. Kızının bindiği taksi şoförünü bulup konuşan baba, bindiği taksinin takip edildiğini ve taksiden indikten sonra polislerce gözaltına alındığını öğrenir.

Taksi şoförünün verdiği bilgiler doğrultusunda yapılan araştırmada, Müjgan Ekin’in Batıkent metrosundan çıkarken iki kişi tarafından takip edildiği ve metro dışında da dört araç tarafından takip edildiği yayınlanan kamera kayıtlarından görülmektedir.

Baba Esat Ekin ve avukatının tüm başvurularına ve tanıklara ve kamera kayıtlarına rağmen, devlet yetkililerinin Müjgan Ekin’in gözaltına alındığını hala kabul etmeyişleri ve nerede olduğunu açıklamamaları, Ekin’i gözaltında kaybetme çabası olarak görmekteyiz.

15 Ekim’den bu yana ilan edilen OHAL sürecinde tüm yetkilerin diktatör Erdoğan tarafından kullanıldığı, parlamentonun işlevsiz kılındığı ve HDP’den 12 milletvekilinin tutuklandığı Türkiye, Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetilmektedir. Muhalif gazete, televizyon ve radyolar kapatılmış, tutuklu gazeteci sayısı rekor düzeye çıkmıştır. Faşizme karşı duran akademisyenler, avukatlar, işçiler, kadınlar, gençler her gün tutuklanmaktadır. Meclisin üçüncü büyük partisi olan HDP’ye ve bileşenlerine yönelik siyasi operasyonlarda toplam 8 bin 432 kişi gözaltına alınmış ve 2.360’ı tutuklanmıştır. İnsan haklarının ayaklar altında olduğu ve hiçbir hukuk kuralının geçerli olmadığı bu koşullarda 24 Ekim’den bu yana Müjgan Ekin’in ve yine 1 Aralık’tan bu yana Diyarbakır’da kendisinden haber alınmayan Taşkın Yasak’ın durumları, devletin gözaltında kaybetmeye çalıştığına dair endişeleri paylaşmaktayız.

Türkiye’de 1980’li ve özellikle de 1990’lı yıllarda gözaltında kaybetme saldırısı devlet tarafından sistematik olarak uygulanmış ve binlerce insan gözaltında kaybedilmişti. Cumartesi Anneleri 27 Mayıs 1995 tarihinden bu yana haftalık oturma eylemleriyle kayıplarının akıbetini devlete sormaktadırlar. Ancak devlet, kayıpların akıbetini gizlemeye devam ettiği gibi, güncel olarak Hasan Ocak davasında olduğu gibi, gözaltında kayıp davalarını zaman aşımı gerekçesiyle kapatmaktadır.

Gözaltında kaybetme bir insanlık suçudur ve sorumluları zaman aşımı gibi gerekçelerle hesap vermekten kaçamazlar.

Türk devleti Müjgan Ekin’in nerede tutulduğunu açıklamalı ve Müjgan Ekin’i derhal serbest bırakmalıdır.

ICAD / Uluslararası Büro