KOMPLOYA ve TECRİTE KARŞI DEMOKRATİK DİRENİŞİ YÜKSELTELİM

107

Türk devleti desteklediği ve finanse ettiği DAİŞ ve ELNUSRA gibi cihatçı gruplar üzerinden Şengal, Güney Kürdistan ve Kobane’de soykırım ve Katliam politikalarıyla sonuç almak için tüm kirli yöntemlerle Kürdistan halklarına ve Kürt özgürlük mücadelesine saldırdı. Başta kadınlar olmak üzere Kürt özgürlük güçlerinin destansı direnişi ile insanlık düşmanı DAİŞ çeteleri mağlup edilerek diktatör Erdoğan yenilgiye uğratıldı.

Kürdistan’da sürdürülen özgürlük mücadelesiyle sadece Kürdistan değil tüm dünyada insanlığının onuru savunuldu. Barbar çetelere karşı verilen bu insanlık mücadelesi sayesinde DAİŞ gibi çetelerin Paris, Berlin ve diğer ülkelerde gerçekleştirdikleri insanlık düşmanı terör eylemlerinin önü de kesildi. DAİŞ’e karşı yürütülen bu onurlu mücadele başta ABD olmak üzere tüm dünya devletleri tarafından da taktirle karşılanmıştır.

Ancak sömürgeci Türk devleti Efrin’e saldırarak katliam ve işgal yaparken tüm bu ülkeler ve uluslararası kurumlar sessizlikleri ile bu kirli politikalara onay ve destek verdiler. Bununla yetinmeyerek şimdi de bu politikaları daha da  derinleştirmektedirler.

20 yıl önce başını ABD`nin çektiği  uluslararası eğemen güçler bir komployla Kürt halk önderi  Reber Apo`yu esir aldılar. İmralı tecrit sistemini bu güçler inşa ettiler. Bu komployla  Kürt özgürlük hareketini ve Ortadoğu’daki demokrasi güçlerini tasfiye etmekti. Başta Reber Apo’nun halkımızın ve dostlarımızın direnişi bu politikaları boşa çıkarmıştır.

Önder Apo’nun Demokratik Ulus Paradigması Rojava’da pratikleşerek hayat bularak bölgede yaşayan Kürtler, Araplar, Türkmenler, Çerkesler, Aleviler, Ezidiler, Müslümanlar ve Hristiyanların özgür ve eşit ortak yaşamı inşa etti. Reber Apo’nun düşünceleri tüm halkların ve dünya ilerici insanlığın umudu olurken, komplocu güçleri ve bölge gericilerini korkuttu. Çünkü egemenler sorunların çözümünü değil savaş ve düşmanlık üzerinden kendi çıkarlarını ve egemenliklerini sürdürmeyi, halkların katliamı üzerinde yürütüyorlar.

Türkiye ve Ortadoğu’nun demokratikleşmesi tüm kimlik ve inançların özgür ve eşit olarak birlikte yaşaması, kadın özgürlüğünün esas alındığı farklıkların ortak yaşamın mimari Reber Apo ve Kürt özgürlük hareketine borçludur.

20 yıldır ağır tecrit altında bulunan, 7 yıldır avukatları ile görüştürülmeyen ve son 3 yıldır da kendisinden hiçbir biçimde haber alınamayan Reber Apo’nun özgürlüğü için 6 kasımda Strasburg`da CPT, AHİM ve Avrupa Konseyi’nin önünde başlatılan izinli eylemimiz dün saat 17.00’de Fransa’nın keyfi ve siyasi KHK kararı ile yasaklanmıştır.

Biz biliyoruz ki bu karar sadece Fransa’nın kararı değildir. İstanbul’da yapılan Makron, Merkel, Putin ve Erdoğan’ın katıldığı dörtlü zirve ve ABD’nin Kürt özgürlük hareketinin öncülerinden olan sayın Cemil Bayık, Murat Karayılan  ve Duran Kalkan hakkında aldığı karar 20 yıl önceki başlatılan komplonun devamı ve güncellenmiş halidir. Bu politikalar Türk devletinin Kürdistan’da halkımıza yönelik soykırım ve işgal politikalarına onay, destek vermenin ötesinde ortaklaşmaktır. Bu politikalar DAİŞ gibi çetelerin güçlenmesine olanak ve imkan vermektedir.

Başta Kürt halkı olmak üzere tüm ilerici insanlık direnişi ile bu kirli siyaseti boşa çıkaracaktır.

KCDK- E olarak  Fransa’nın bu yasak kararına ve ABD`nin hiçbir dayanağı olmayan 3 Kürt siyasetçiye yönelik aldığı kararı protesto etme ve Reber Apo’nun özgürlüğü için Navendlerimizin olduğu tüm ülke ve şehirlerde ABD konsoloslukları önünde  eylemlerimizi sürdüreceğiz.

Yine tüm kurumlarımız ve dostlarımız kamuoyunu bilgilendirmek ve kamuoyunun desteğini alarak bu kirli politikalara karşı kamuoyu basıncı oluşturmalıyız.

KCDK-E yarından itibaren tüm ülkelerde haftada 3 gün olmak üzere ABD konsoloslukları önünde yapacağımız eylemlere ve bu cumartesi tüm eyaletlerde yapılacak etkinliklere halkımızı, dostlarımızı katılmaya çağırıyoruz.

KCDK-E Eş başkanlık Divanı
8 Kasım 2018