Köklü: İlk defa Öcalan’dan bu kadar uzun süre haber alınamıyor

171

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Serbay Köklü, ilk defa Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’dan bu kadar uzun süre haber alınamadığını söyledi.

Güney Fransa’nın Marsilya kentinde Pazar günü düzenlenen bir halk toplantısında katılan avukat Serbay Köklü, Öcalan’dan 2016’dan bu yana hiçbir haber alınamadığını hatırlattı.

Marsilya Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nde düzenlenen toplantıya 200’e yakın kişi katıldı. Toplantıyı, Kürt Kadın Hareketi-Fransa (TJK-F) tarafından organize edilen toplantıya, Öcalan için açlık grevinde bulunan eylemciler de katıldı.

Köklü, “11 Eylül 2016 tarihinden itibaren sayın Öcalan’dan ailesi, heyet ve avukatları hiçbir şekilde haber alabilmiş değil. İlk defa bu kadar uzun bir süre sayın Öcalan’dan haber alınamıyor. Bu İmralı tecrit sisteminde yeni bir aşamayı ifade ediyor” dedi.

TÜM HUKUKİ HAKLARI DEVRE DIŞI

Asrın Hukuk Bürosu avukatları olarak, 27 Temmuz 2011 tarihinden, bugüne kadar sayın Öcalan ile görüşemediklerini de hatırlatan Köklü, şöyle konuştu:

“Sayın Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesine izin verilmiyor. Burada söz konusu olan avukatların sayın Öcalan’la görüşmesi değil. Burada ihlal edilen, gasp edilen, engellenen sadece avukatların görüşme hakkı değil; bizzat sayın Öcalan’ın hukuki işlemlerini, hukuki haklarını ve hukuki güvencelerini yürütebilecek mekanizmalar da engelleniyor. Sayın Öcalan 27 Temmuz 2011’den bugüne kadar herhangi bir şekilde hukuki güvenceye tabi değil. Ve hiçbir şekilde hukukla ilişki kurmasına izin verilmemekte. Avrupa hukuku açısından da kabul edilebilir bir durum değil. İşkence olarak kabul edilen bir durum.”

YENİ GEREKÇELER OLUŞTURULDU

İmralı’da yeni bir mekanizmanın devreye girdiğine işaret eden Köklü, daha sert, daha ağır ve yoğun bir sürecin yaşandığına vurgu yaptı.

Köklü şunları ekledi: “Biz burada İmralı tecrit sistemini ifade ederken, aslında bir hukuksal mekanizmayı, bir yönetim tekniğini; yani sadece sayın Öcalan’a dönük değil, bütün ülkeye devlet sistemi tarafından uygulanan bir yönetim tekniğinden söz ediyoruz (…) 9 Ekim 1998 komplosundan sonra, 15 Şubat 1999’da İmralı’ya getirildikten sonra sayın Öcalan uzun bir süre keyfi ve fiili bir uygulamaya maruz kaldı. Bu şekilde yargılandı. Ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde yargılamanın hukuksuz ve adil olmadığı tespit edilerek, yeniden yargılanması ön görüldü. 1999’dan sonra gelişen bu süreç aşama aşama, dönem dönem çeşitli düzeyde yaşanmış olsa bile, özelikle 15 Temmuz ve 20 Temmuz 2016’dan sonra ülkedeki darbe girişimi ve karşı darbe sürecinden sonra bir hukuksal mekanizma haline dönüştürüldü. Bizim 2011’den sonraki görüşme başvurularımızın tamamı hiçbir hukuk kuralı gerekçe gösterilmeden engelleniyordu. ‘Gemi arızası’ ve ‘hava muhalefeti’ gerekçe gösteriliyordu. Ancak 15 Temmuz’dan sonra, 20 Temmuz’da ülkede ilan edilen olağanüstü hal süreciyle birlikte olağanüstü hal gerekçe gösterilerek başvurularımızı geri çevirmeye başladılar.. Akabinde olağanüstü hal gerekçesiyle bir kararname çıkarıldı. Olağanüstü hal süreciyle kararnamenin ilk uygulandığı yer İmralı cezaevi oldu. Ve bu olağanüstü hal kararnamesinden sonra başvurularımız kararname gerekçe gösterilerek engellendi. Bu kararname daha sonra bir yasa , metin haline dönüştürüldü. İlk defa 2018 Mart ayında bizim başvurularımız mahkeme kararıyla, yani yasa gerekçe gösterilerek geri çevrildi, engellendi. Bu uygulama şu an mahkeme kararı ve yasa maddesi ile sürdürülmeye başlandı. Bu bizim açımızdan yeni bir süreci ifade ediyor. Çünkü bundan önceki süreci hukukla açıklayamıyorlardı. Keyfi olarak gemi ve havayı gerekçe ediyordular. Ama şu anda doğrudan kendi ürettikleri bir yasa maddesi ve mahkeme kararı ortaya koyuyorlar. Bu sadece İmralı’ya uygulanan bir sistem değil. Bütün ülkeye uygulanan bir hukuk sistemi olarak karşımızda.”

‘CPT VE AİHM KENDİ VAROLUŞ GEREKÇLERİNİ İNKAR ETMEKTE’

2016 tarihinden sonra CPT ve AİHM’in varoluş çizgileriyle ters düştüğünü kaydeden Köklü, “CPT ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmen kendi varoluş gerekçelerini, hukuksal ilkelerini, referanslarını ve tarihsel süreçlerini inkar eden ve yok sayan ; meşruiyetini ortadan kaldıran tavır içerisinde olduğunu görüyoruz. Çünkü sayın Öcalan da diyordu ; ‘bu tek başına bir ülkenin başarabileceği bir sistem değil’. Bütün dünyayı ayağa kaldıran, hukuk dışı bir yargılama ve infaz bölgesi olarak bilinen Guantanamo’nun bile İmrali sisteminden sonra geliştirilmiş bir sistem olduğunu söylüyordu. Sayın Öcalan zaten İmralı’yı Guantanamo öncesi bir süreç olarak nitelendiriyor. ‘Guantanamo’yu ancak İmralı’dan sonra uygulayabildiler’ demişti.”

Konuşmaların ardından Öcalan’ın mücadelesini konu alan sinevizyon gösterimi ilgiyle izlendi. Toplantıya katılanlar hep bir ağızdan ‘biji serok Apo’ sloganı attı. Toplantı sloganların ardından son buldu.