KCDK-E ve bileşenleri: Cenevre ve Strasbourg’ta olalım

422

BAŞKAN APO TASFİYE EDİLEMEDİĞİ GİBİ, DEVRİM YARATTI’

Başkan Apo’ya ve onun şahsında Kürdistan halkına, Ortadoğu ve dünya halklarına karşı yapılan uluslararası komplonun 20. yılına girerken, komplocuların hala komployu sürdürme ısrarından vazgeçmediklerini, en son Efrîn’e dönük yapılan saldırı ve işgal seferi ile bir kez daha açığa çıkmıştır. 15 Şubat 1999 tarihinde Başkan Apo’ya yapılan uluslararası komplonun aynı zamanda Ortadoğu’ya yapılan bir müdahale olduğu kısa zamanda anlaşılmış ve o günden bugüne kadar bu müdahale devam etmektedir. Uluslararası devletler ve hegomonik güçler, Ortadoğu’da amaçlarına ulaşabilmeleri için öncelikle Başkan Apo’nun tasfiye edilmesi ile bunun mümkün olabileceğini düşünmüş ve bu planını gerçekleştirmek için 15 Şubat 1999 tarihinde Başkan Apo’yu Türk devletine teslim etmişlerdir.

Evet, komplocular Başkan Apo’yu fiziki olarak tutuklayıp İmralı adasına mahkum etmişlerdi, ancak Başkan Apo ve hareketimiz bu komplonun başarıya ulaşmasını engelleyen stratejik bir süreci başlatmış ve ardından uluslararası komployu boşa çıkartan büyük bir mücadele hamlesini başlatmıştır. İmralı’da yargılanan sömürgecilik olmuş, ardından yeni bir paradigma ile Kürdistan devriminin, Ortadoğu ve dünya ilerici insanlığının kurtuluş manifestosu ortaya çıkmıştır. İmralı süreci dünya ilerici insanlığı, Ortadoğu devrimi ve Kürdistan halkının özgürlüğü için stratejik bir zemin haline gelmiştir. Başkan Apo, İmralı adasını yeni bir umudun, yeni bir devrimin, demokrasi ve özgürlük için yeni bir hamlenin düşünsel ve ideolojik okuluna dönüştürmüştür.

Bu okulda ortaya çıkan yeni paradigma ile Kuzey Kürdistan’da gerilla mücadelesi derinleştirilmiş, Rojhilat ve Güney Kürdistan’da devrimsel gelişmenin altyapısı oluşturulmuş, Rojava’da ise Ortadoğu ve dünya halkları için büyük bir umut haline gelen Rojava devrimi gerçekleştirilmiştir. İmralı’da Başkan Apo’nun büyük direnişi ve bu direnişin ardından ortaya çıkardığı Ortadoğu ve dünya devrim tezleri ile birlikte somutlaştırdığı Rojava devrimi, Kürdistan’ı sömürgeleştiren devletlerin ve Başkan Apo’nun devrimlerinden korkan uluslararası hegemonik güçler, 1999 yılında gerçekleştirdiği uluslararası komployu bu süreçte de devam ettirmek için ne gerekiyorsa onu yapma çabası içerisinde olmuşlardır. Sünni İslam ile yoğrulmuş gerici, faşist ve soykırımcı grupların şahsında şekillenen IŞİD denilen güruhun Rojava devrimine saldırtması bu gerçekliğinin en somut ifadesi olarak ortaya çıkmıştır. En son olarak Efrîn’e saldıran Türk devletinin uluslararası komplocuların pratik uygulayıcısı olarak bir kez daha sahada yerini alması bunun en somut örneği olmuştur.

‘EFRÎN’E SALDIRI KOMPLOYLA AYNI AMACI TAŞIYOR’

Efrîn’e saldırı komplonun bir devamıdır. Komplo Rojava devrimi ile, Kuzey’de yürütülen mücadele ile boşa çıkartılmıştı. Ancak Rojava devrimi ve Efrîn’e dönük işgalin gerçekleştirilmesi komplonun sürdürülmesi anlamına gelmektedir. Sadece bu da değil, bu kez komplo Kürt soykırımı ile tamamlanmak istenmektedir. Demek ki Efrîn sadece işgal edilmeyecek ama aynı zamanda orada büyük bir Kürt soykırımı da gerçekleştirilecektir. Erdoğan’ın, Türk devletinin ve uluslararası hegemonik güçlerin amacı ve hedefleri budur.

‘HER YERİ EFRÎN’E DÖNÜŞTÜRECEĞİZ!’

Ancak Türk devleti ve uluslararası komplocular bunu başaramayacaklardır. Nasıl ki uluslararası komplo ile Başkan Apo’yu durduramadılarsa, bu kez de Rojava devrimini durduramayacak ve Efrîn direnişini kıramayacaklardır. Nasıl ki uluslararası komplo ile Kürtler ve dostları tüm dünyada ayaklandıysa Efrîn direnişinde de tüm Kürtler ve dostları direnme iradesini gösterecek ve dünyanın tüm şehirlerini Efrîn haline getireceklerdir. Avrupa’da yaşayan Kürtler ve dostları ‘her yer Efrîn her yer direniş’ diyerek Efrîn’de dünya ilerici insanlığının bayrağını en yükseklerde dalgalandıracaklardır. Muhteşem devrimi ve direnişi sahiplenerek yeni bir komploya izin vermeyeceğiz. Bu nedenle şimdiye kadar Efrîn’le birlikte, Efrîn direnişi ile ortaklaştırdığımız direnişimizi daha da büyüterek işgalcilere enternasyonalizmin ne demek olduğunu bir kez daha yüksek sesle haykırarak gösterelim.

ÇAĞRI

Avrupa’da yürüttüğümüz eylemlerle Efrîn’le buluştuk, ancak bunu daha da büyütelim. Bu temelde 12 Şubat’tan itibaren Lozan’dan Cenevre’ye doğru yapılan büyük enternasyonal yürüyüş, son günü olan 16 Şubat’ta Cenevre’de Birleşmiş Milletler’in binasının önünde yapılacak büyük bir mitingle son bulacaktır. Başta İsviçre’de yaşayan halkımız ve dostlarımız olmak üzere herkese bu mitinge katılma çağrısında bulunuyoruz. O gün Birleşmiş Milletler binasının önünde Efrîn direnişini haykıralım, Efrîn’de vahşice katledilen Efrîn çocukları, kadın ve gençleri için sesimizi yükseltelim ve uluslararası hegemonik güçlerden hesap soralım. O gün Başkan Apo’yu İmralı adasına mahkum eden emperyalist güçlerin yakasına yapışarak onun özgürlüğünün bizim için mutlak ve yaşamanın ta kendisi olduğunu bir kez daha haykıralım.

Yine uluslararası komployu mahkum etmek ve başkan Apo’nun özgürlüğünü haykırmak için 17 Şubat’ta Strasbourg’ta gerçekleştireceğimiz büyük yürüyüş ve mitinge katılma çağrımızı bir kez daha yeniliyoruz. 17 Şubat’ta Strasbourg’ta Başkan Apo ile, Efrîn direnişi ile, Efrîn’de hunharca katledilen çocuklarla olalım. Gün namus, onur ve şeref günüdür. ‘Her yer Efrîn, her yer direniş’ diyerek Başkan Apo’nun özgürlüğünü gerçekleştirme onur ve şerefine ulaşalım.