KCDK-E Eş başkanlık Divan’ından eylem çağrısı

921

Toplum üzerinde yarattığı korku ve sindirme politikası tüm hızıyla devam ediyor. Halklara, emekçilere, işçilere, memurlara, farklı inanç kesimlerine, kadın ve gençlere dönük uyguladığı irade kırma ve teslim alma mekanizmasını her gün biraz daha derinleştirerek sürdürüyor. Baskı ve işkence yapma konusunda sınır tanımayan AKP ve Erdoğan diktatörlüğü zorla gündeme soktuğu referandum sürecinde daha çok yoğunlaştırmış durumda.

AKP ve Erdoğan diktatörlüğü dışarıda yürüttüğü sindirme, teslim alma ve ihaneti ettirme politikasının en yoğunlaştırmış halini zindanlarda hayata geçirmektedir. İnsanlık dışı uygulamaları tutsaklara dayatarak onları teslim almaya çabasındadır.

Cezaevlerini adeta esir kapına dönüştürmüştür. Tutsakların en doğal haklarını bile bir silah olarak kullanmaktadır. Tıpkı dışarıda olduğu gibi cezaevlerinde de oluşturduğu özel vurucu ve kontravari çetelerle yaşamı tutsaklara adeta cehennem haline getirmişti

Avukatlarla ve ziyaretçilerle görüşme olanağı tamamen keyfi bir biçimde ortadan kaldırmış olan Erdoğan faşizmi orta çağda kalma değişik cezalarla tutsakları sindirmeye, ihanet ve teslimiyeti dayatarak kendi faşist zihniyetini orada da hakim kılmaya çalışmaktadır.

İzmir/Şakran Cezaevi başta olmak üzere Tekirdağ Cezaevi ve diğer tüm cezaevlerinde Erdoğan ve AKP’nin teslim alma ve ihanet ettirme politikasına karşı devem eden AÇLIK GREVLERİ artık ölüm sınırına dayanmıştır. Cezaevlerindeki direniş bireysel yaşam ve ihtiyaçların karşılanması için değildir, tamamen insanca yaşama ve tutsakların siyasi kimlikleri ile çelişen dayatmalara karşı gösterilen insani çağrısıdır.

Tüm tutsakları gibi Açlık grevinde bulunan HDP Milletvekilleri ve Kürt halkının gerçek iradesi olan DBP Belediye Başkanlarının tek isteği cezaevlerinde onurlu bir yaşamı gerçekleştirmek ve onur kırıcı uygulamalara son verilmektir.

Gelinen aşamada Kürt Özgürlük Hareketi ve Türkiye Devrimci Hareketi’nin zindan direniş geleneğine bağlı kalan ve bu bağlılık nedeniyle bedenlerini günlerdir ölüme yatıran tutsakların eylemini desteklemek bizim namus ve onur borcumuz olduğunu vurgulamak istiyoruz.

Halklarımızın onurunu zindanlarda temsil eden özgürlük tutsaklarının yanında ve onlarla birlikte olduğumuzu, onları yalnız bırakmayacağımızı belirtirken başta Türk ve Kürt halkı olmak üzere tüm sivil toplum örgütleri, demokrasi güçleri, uluslararası kurumları bir an önce harekete geçme çağrısında bulunuyoruz.

Yine başta kurumlarımız, yönetim yapılarımız, Demokratik Toplum Merkezlerimiz olmak üzere Avrupa’da yaşayan halkımızı ve demokrasi güçleri yarından itibaren ilgili kurum ve kuruluşlarının önünde çadır kurma, açlık grevlerine girme ve oturma eylemlerinde bulunma çağrısını yapıyoruz. Bu perspektifle geliştireceğimiz eylemlere herkesin tereddütsüz ve ikirciksiz bir biçimde katılmanın bir insanlık, yurtseverlik ve onur borcu olduğunu vurgularken KCDK-E Başkanlık Divanı olarak şu eylem planlamasında bulunuyoruz :

  • 10 Nisan’dan itibaren tüm bölge ve alanlarımızda gece yürüyüşlerinin düzenlemesi,
  • 11 Nisan’da tüm ulusal ve yerel basın kurumlarının kitlesel olarak ziyaret edilmesi ve cezaevlerindeki uygulamalarla ilgili dosyaların sunulması,
  • 12 Nisan’da uluslararası kurum ve kuruluşlar ile birlikte af örgütünün bürolarının bulunduğu her yerde Türk devletinin tutsaklara uyguladığı vahşet belgelerini dosya biçiminde sunulması,
  • 13 Nisan’da Strasburg’da CPT’nin önünde kayıp ve mağdur ailelerin öncülüğünde hem bir mitingin yapılması hem de bileşenlerimiz olan tüm kurum temsilcilerinin ilgili kurumları ziyaret etmesi, burada basın açıklamasının yapılması, basın açıklamasında tüm kurum ve meclis asbaşkanlarımızın hazır bulunması
  • 15 Nisan’da Almanya’nın tüm eyaletlerinde merkezi olarak yürüyüş ve mitinglerin yapılması, yine İsviçre, Marsilya, Paris, Hollanda, Belçika, İtalya Japonya, Avusturalya, Kanada, İngiltere ve Yunanistan’da saha düzeyinde yürüyüş ve mitinglerin yapılması

KCDK-E Başkanlık Divan’ı

8 Nisan 2017