Kadınlara yönelik şiddet, taciz, tecavüz, öldürmeye hayır!

739

25 kasım 1960 tarihinde Dominik Cumhuriyetinde, Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden (Patria, Minerva ve Maria) Mirebel kardeşlere tecavüz edilip öldürülmelerinin yıldönümüdür.

Mirabel kardeşlerin tecavüz edilip öldürülmesi ile kadın hareketlerinin mücadelesi ile uluslararası gündeme taşınmıştır 25 kasım.

Her yıl 25 kasımda dünyanın dört bir yanında kadınlar kadına yönelik şiddeti kınamak protesto etmek ve kadın mücadelesini büyütmek için alanlara çıkıyorlar.

Kadın katliamları taciz ve tecavüz kapitalist modernitenin beş bin yıllık tarihinde başat rol oynamıştır. Ve Dünyadaki bütün devletler ve iktidarlar erkek egemenlikçi sistemle varlıklarını sürdürürlerken, varoluş ve iktidarlarını sürdürmeyi kadın üzerindeki baskıcı, katliamcı, soykırımcı politikaları ile her geçen gün en azgın biçimde devam ettirmektedirler.

Kadının köleliği üzerinden kurdukları imparatorlukları, tarihte Tanrı devlet, Kral devlet ve ulus devletle sürdürmektedirler.

Erkeğin devlet olgusu ve güç istenci her zaman kadınlar üzerindeki şiddet politikaları ile varlığını sürdürmektedir.

Bugün dünyanın her yerinde her gün yüzlerce kadın şiddete uğramakta, katledilmekte, taciz ve tecavüze uğramaktadır. Devlet, baba, koca, erkek kardeş ve yakın erkek akrabaları tarafından.

Savaşların ve despot diktatörlükle yönetilen devlet geleneklerinde, devlet şiddeti toplumda ve kadın üzerinde daha fazla artmıştır. Devlet şiddetine paralel erkek şiddeti de aynı biçimde artmaktadır.

Kapitalist sistemde ise şiddetin başka boyutu kadın bit meta seks ve fuhuş sektörünün bir objesi ve alınıp satılan bir nesnesi haline gelmiştir.

Kadınlara yönelik şiddet, taciz, tecavüz, öldürme ve namus adı altında töre cinayetleri Ortadoğu’da neredeyse olağan hale gelmiş ,adete kadın mezbahanesine dönüşmüştür.

Başta Kürdistan Türkiye ve Ortadoğu’da savaş ve devletlerin iktidarcı erkek egemenlikçi politikası kadınlara yaşam alanlarını dar etmiş nefes alamaz hale gelmiştir. Her gün onlarca kadının katledildiği tacize ve tecavüze uğradığı AKP-MHP faşist Erdoğan Türkiye’sinde 15 yıllık iktidarlarında %bin beş yüz artmıştır. Yasalarla tacizcisi ve tecavüzcüsü ile evlendirme ile bu şiddet devlet eliyle teşvik edilmektedir. Kadın giyiminden oturmasına kadar kaç çocuk yapması gerektiğine, sokakta gülmemesi gerektiği erkeğin evin reisi olduğu vs. hepsi diktatör Tayyip Erdoğan ve şürekası tarafından kadınlara ve topluma her gün dikte edilmektedir. Çocuk yaşta evliliğin anayasada geçirilmesi de Türkiye de kadına yönelik şiddeti ve tecavüzü teşvik etmektedir. İŞİD zihniyetinin Ortadoğu’da ve Kürdistan ve Türkiye’de kafa kesip, tecavüz edip öldürmesi, Ezidi kadınları ve Müslüman olmayan kadınları köle pazarlarında satması kadına yönelik politikaların vahametini göstermektedir. Kadın üzerinden toplum esir alınmakta ve köleleştirilmektedir.

Avrupa’da ise durum pek farklı değil. Sadece son iki yılda 600 ün üzerinde kadın öldürülmüştür. En yakınları tarafından. Almanya’da bir yıl içerinde 6 Kürt kadını eşleri ve yakınları tarafından katledilirken, katiller İŞİD’in öldürme ve tecavüz etme biçimlerini uygulamaktadır. Katiller aramızda dolaşıyor. Erkeğin şiddeti devletin şiddeti ile aynı paralelliktedir.

Kürt kadın hareketinin mücadelesi sömürgeci devlet anlayışını  ve Ortadoğu’da süren savaşa karşı kendi özgürlüğünü devrime dönüştürme halidir. Bugün yıllardır Kürt kadınlarının örgütlü mücadelesi ve önderliğin kadın özgürlükçü paradigması etrafında mücadeleyi yükselmeleri bütün mücadele eden kadın hareketlerine ve kadın dayanışmasını yükseltmesinde büyük moral olmuştur.

Devlet ve erkek aklı ile yapılan bütün şiddet ve kadın katliamlarına karşı Kürt kadınlarının mücadelesi bugünde 25 kasım kadına yönelik şiddete karşı uluslararası kadın dayanışma gününde rengini en ön saflarda belli ediyor.

KCDK—E olarak kadın mücadelesini her gün yaşamın her alanında büyütmeye kadın dayanışmasını çoğaltmaya çağırıyoruz.

Faşizme karşı kadınların öz savunmalarının şart olduğunun önemini belirtiyoruz.