‘Kadınlar, deneyimlerini ortaklaştırmalı’

43

Frankfurt’ta düzenlenen Uluslararası Kadın Konferansı’nın üçüncü oturumunda, dünyadaki kadın mücadelesi deneyimleri masaya yatırıldı. Afganistan’dan Selay Ghaffar, Rojava’daki mücadelenin kendileri için örnek olduğunu söyledi.

“Farklı ve evrensel mücadele alanları: Kadın hareketlerinin tecrübeleri” konulu oturumda, “Asyalı kadınların şiddet ve cinsiyetçiliğe karşı mücadelesi, siyahilere karşı ırkçılık ve cinsiyetçilik, tanrıçanın çocuklarının doğuşu, Ortadoğu’da kadının ikinci devrimi, Gabriela’nın varisleri, kadınların teori ve pratiğinin bütünleştirilmesi, kadın olarak daha fazla eksilmeyeceğiz, Afganistan’da kadın devrimi: Kültürel ve devrimci rönesanas” konulu sunumlar yapıldı. Oturumun sunumunu kadın aktivisti Yvonne Heine yaptı.

‘ABD’DEKİ SİYAHİ KADINLAR, GELENEKLERİNDEN, TOPRAKLARINDAN KOPARILDI…’

Aktivist, yazar ve sanatçı Jade Daniels, topraklarından, anne ve babalarından Afrika’dan koparılarak getirilen, köle olarak çalıştırılan insanların çocuklarından birisi olduğunu söyledi.

“Ben anaerkil bir aileden geliyorum. Ailem, gücü ile bütün engelleri aşmış bir aile” diyen Daniels, şöyle konuştu: “Kendi tarihimizi öğrendikçe hayat bizim için her gün yas oldu. Geleneklerimizden koparılmışlığımız, gemilerin Afrika kıyılarına gelerek demirlemesi ile başlamış.

Biz siyah kadınlar için acı ve yas hayatın önemli bir bölümü. Siyah kadınların yasını da sadece biz tutuyoruz. Sömürgeci ABD projesi bizimle empati kuramaz. Biz onların kurbanlarıyız, onlar bizimle hiçbir zaman empati kuramaz. Ama kadınlar her zaman mücadelenin en önündeler. Hala da kalkıyorlar, biz buradayız diyorlar.”

Hayatlarının sürekli şiddet ve baskı ile geçtiğini belirten Daniels, değişiklik için her gün mücadele ettiklerini söyledi.

Siyahların devrimci mücadelesinin dünya tarafından tanınmadığını da dile getiren Daniels şöyle devam etti: “Siyah kadınlar ailemizden, komşularımızdandır. Karar masalarında siyah kadınlar daha fazla olmalı. Amerikan emperyalizmine, siyahlara yönelik olan ırkçılığa karşı mücadele etmeliyiz. Devrim alanlarımızı sömürge olmaktan çıkarmalıyız. ABD’de çok yoğun bir şekilde misojini (kadın düşmanlığı) yaşanıyor.”

ABD’nin dünya nüfusunun yüzde 5’ini teşkil ettiğini vurgulayan Daniels, “Ama dünyada cezaevindeki nüfus oranının yüzde 25’i ise ABD cezaevlerinde. Siyah kadınların hapse girme ihtimali çok çok fazla. Siyah kadınlar birçok tıbbi deneme için işkencelerden geçirildi” dedi.

Siyah kadınların sivil haklar için mücadele ederken, gölgede kalmak zorunda olduğunu da dile getiren Daniels, bu çalışmaların erkeklere mal edildiğini de sözlerine ekledi.

‘SÜRYANİ, KÜRT VE SURİYELİ KADINLAR ÖZGÜRLÜK İÇİN ORTAK MÜCADELE EDİYOR’

Asuri Kadınlar Konseyi Kurucusu ve Cizîr Kantonu Yürütme Konseyi Eş Başkanı Nazira Goreya, Süryani kadınların Kürt ve Suriyeli kadınlarla birlikte özgürlükleri için mücadele ettiğini belirtti. Ataerkil sistemin toplumun her tarafında olduğunu vurgulayan Goreya, kadınların diktatör rejimlerine karşı mücadele etme temelinde örgütlendiğini söyledi.

Demokrasinin rönesans anlamına geldiğini, kadınlar için de rönesans niteliğinde olduğunu dile getiren Goreya, ataerkil sistemin kurumlaştığından bu yana sürekli kadınların acı çektiğini belirtti.

“Bizim devrimimiz dışında hiçbir yerde kadın ile erkek eşit değil. Bu eşitliğin sağlanması için biz de hala çalışıyoruz. Bütün enerji adalet ve adil bir sistem kurma üzerine yoğunlaşıyor” diyen Goreya, barışı da kadının getireceğini vurguladı.

Demokrasi ve kadın hakları için mücadele ettiklerini de kaydeden Goreya, demokratik modernitenin kadın merkezli olacağını ifade etti. Ortadoğu’daki demokrasinin ergenlik çağında olduğunu vurgulayan Goreya, “Toplumumuzda olacak bütün değişiklikler, kadınlarımızın elinde olandan daha fazla demokrasi ve özgürlük olarak gelişecek” dedi.

Sosyal alandaki kadınların gelecek toplumlar için belirleyici bir rol oynadığını da söyleyen Goreya, “Kadının güç, siyaset, savaş ve güvenlikte yer alıp örgütlenmesi gerekiyor” diye belirtti. Kadınların bütün sosyal sorunlara çözüm bulabileceğini de belirten Goreya, dürüst ve adil bir topluma ulaşmak için özgün örgütlenme gerektiğini kaydetti.

“Merkezi olmayan demokratik bir kimlik oluşturabilmek için etnik ve dini çelişkileri ortadan kaldırmak gerekiyor” diyen Goreya, Ortadoğu’daki devletlerin sistemlerini soykırımlar üzerine kurduğunu vurgulayarak, “Bunların aşılması gerekiyor” diye belirtti.

Asuri halkının şu anda yok edilme ile karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Goreya, bunun temelinde de din farklılığı olduğunu vurguladı.

“Derimizin rengi önemli değil, hepimiz kadınız ve kadınlar için mücadele ediyoruz” diyen Goreya, bütün kadınlar için mücadele ettiklerini, etmeye devam edeceklerini de sözlerine ekledi.

42 KOLEKTİFTEN OLUŞAN BİR ÖRGÜT: GABRİELA

Filipinli GABRIELA üyesi Joan Guan da örgütlerinin 42 kolektiften oluştuğunu ve Filipinler’de kadın özgürlüğü için mücadele ettiklerini belirtti. Köylü , ev kadınları, işçileri, öğrenciler, din kadınları herkesin özgürlük için çalıştığını vurgulayan Guan, “Böylesi bir örgütlenmeye sahibiz ve deneyimlerimizi paylaşmak istiyoruz” dedi.

Filipinler’de devrim için evrensel bir ağ oluşturmayı hedeflediklerini belirten Guan, temel haklar için mücadele ettiklerini söyledi. Orta ve alt sınıf insanları hedeflediklerini kaydeden Guan, projelerinin çok sayıda şahsiyet tarafından ortak düşmanla mücadele kapsamında desteklediğini de dile getirdi.

Ortak düşmanın emperyalizm olduğunun altını çizen Guan, ülkelerinin az kalkınmış olduğuna da dikkat çekerek, emperyalizm ve kapitalizme karşı mücadelenin ortak bir şekilde yürütüldüğünü söyledi.

Filipin halkının geleneksel olarak özgürlüğü sevdiğini de vurgulayan Guan, iletişim kampanyalarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Guan, her türlü istismara karşı mücadele ettiklerini de vurguladı.

‘FEMİCİD İLE KADINA YÖNELİK ŞİDDET BAĞLANTILANDIRILMIYOR’

UNESCO Brezilya’dan Rita Segato, Latin Amerika’da kadın vücuduna yönelik şiddetli saldırının femicid ile bağlantılı ele alınmadığını ifade etti. Segato, şu anda Guatemala, Salvador ve Honduras’ta kadına yönelik şiddetin çok fazla olduğunu, Meksika ve Kolombiya’da kadın katliamının yoğun yaşandığına dikkat çekti.

Mevcut durumda Brezilya’da başkanlık seçimleri için ismi geçen kişinin bir kadına yönelik, “Bu kadın o kadar çirkin ki tecavüz etmem”, “Gay bir çocuğum olacağına ölü bir çocuğum olsun” biçiminde açıklamalarda bulunduğunu dile getiren Segato, “Şu anda erkek politikası başarısızlığa ulaştığı için kadınlar politik arenada yer almalı” dedi.

“Siz türban örneğini gösterdiniz. Ortadoğu’da türbanı kaldıran kadın ile Güney Amerika’da kürtaj için mücadele eden kadın aynıdır” diyen Segato, her iki durumun da kadına yönelik diktatörlüğün yansıması olduğunu söyledi.

Segato, ulus devletinin DNA’sının erkek egemenlikli zihniyet olduğunu da belirtti.

‘SAVAŞ DAHA FAZLA UYUŞUTURUCU TİCARETİNİ BERABERİNDE GETİRDİ’

Afganistan’dan Selay Ghaffar, 4 yüzyıldır dört devlet arasında bölünmüş bir ülkenin özgürlüğü için mücadele ettiklerini söyledi. Şu anda da ABD ve NATO arasında Afganistan’ın bölündüğünü vurgulayan Ghaffar, bu dünyaların getirdiği savaşın daha fazla uyuşturucu ticaretini beraberinde getirdiğini kaydetti.

“Dünya genelinde çok sayıda kadın farklı şiddet biçimlerine maruz kalıyor” diyen Ghaffar şöyle devam etti: “Bize sadece çocuk doğurma makinaları olarak bakılıyor. Hayvanlardan kötü bir muameleye maruz kalıyoruz. Eşlerimizden habersiz evden çıktığımız için işkenceye uğruyoruz…

Kobabê ve Efrîn mücadelesi bize örnektir. Kürdistan’daki kadınların imkanları, hareket alanları çok daha fazladır. Emperyalizm dünyayı ekonomik ve siyasal olarak işgal etmeye çalışırken, Kürdistan, İran, Afganistan ve Filistinli kadınların direnişi bize örnektir. Afganistan’da kadınlar misojiniye karşı mücadele ediyor. Misojiniye karşı ilk dernek kuran Mina bir erkek tarafından katledildi. Kadınlar için ilk protesto gösterisini organize edilen Nahid, o eylemde öldürüldü.

Bizim hedefimiz özgürlük için mücadele eden bütün örgütler arasında bir koordinasyon ve inisiyatif örgütlemek.”

Panel katılımcıların soru ve değerlendirmeleriyle devam ederken, Alman gerilla Andrea Wolf’un (Ronahi) mücadelesini konu alan sinevizyon gösterimi de ilgiyle izlendi.