Kadın iradesini savunmak en temel görevimiz

113

Soykırımcı Türk devleti Kürt halkına dönük başlattığı topyekûn imha saldırısını derinleştirerek sürdürmektedir. Saldırılar artık öyle bir noktaya getirilmiştir ki Kürtlerin bütün değerleri, cenazeleri, mezarları, kadın, çocuk, toprağı ve her şeyi hedeflenmektedir.

İşgalci Türk devleti 2014 yılında aldığı çöktürme planı kararını bir bütün olarak Kürtleri yok etme biçiminde sürdürüyor.

Tıpkı Dersim soykırımında olduğu gibi kadını spesifik temel hedef alarak şiddet ve katliam uyguluyor. Özel bir savaş yöntemi uygulayarak tecavüzü yaptırıyor, yapanları cezasız bırakarak ödüllendiriyor ve teşvik ediyor.

Kürdistan’da kadın kaçırma, tecavüz ve şiddet artarak devam ediyor. Devlet eliyle bunu yapanlar teşvik ediliyor, cesaretlendiriliyor. Kürt soykırımının bir parçası olarak sürdürülen bu özel savaş saldırılarına maruz kalan kadınlar intihara sürükleniyor.

Kadın düşmanı AKP-MHP sürdürdüğü bu özel savaş yöntemiyle istersek tecavüzle, istersek katliamla ve istersek intihara teşvik ederek iradenizi yok ederiz demek istiyor. Tüm cinayetler, tecavüzler devlet bilgisi dahilinde bilinçli gerçekleştirilip, uygulanıyor.

Kadının Kürdistan özgürlük mücadelesinin öncü gücü olduğunu çok iyi bilen faşist iktidar Kürdün iradesini kadın üzerinden kırmak ve teslim almak istiyor. Bu nedenle Kürt kadın kurumları hedefleniyor, saldırı ve tutuklamalar gerçekleştiriliyor. Kürt kadını, Kürt iradesi ve örgütlü Kürt özgürlük mücadelesi tasfiye edilmek isteniyor.

Kürt kadınını hedefleyen şiddet, saldırı ve tecavüzler devlet politikası olarak meşru hale getirilmiştir. Öyle ki mahkemeler tecavüzcü askerleri tutuklamayarak serbest bırakıyor. Tecavüze uğrayıp intihar eden İpek Er bunun en somut örneği olmuştur. İpek Er’in katili soykırımcı Türk devletidir.

Kürdün katliamını ve soykırımını hedefleyen bu devlete karşı direniş ve karşı koyuş tek çıkış yoludur. Başta kadınlar olmak üzere tüm halkımız yaşanan bu somut tecavüz ve katliamlara karşı son derece duyarlı olmak zorundadır. Bunları ferdi olay olarak görmek büyük bir saflık olacaktır. Soykırımcı düşmanı tanımamak olacaktır.

Kadın şahsında verilmek istenen mesaj toprağımız, bir halk olarak kimliğimiz, kültürümüz ve değerlerimizin imhasıdır. O zaman bu soykırımcı özel savaş saldırısına karşı topyekûn mücadele tek seçeneğimizdir. Bu nedenle direnişimizi toplumsallaştırarak daha örgütlü hale getirmeliyiz.

İşgalci işgalcidir, soykırımcı soykırımcıdır, polis devletin polisidir, asker devletin askeridir ve Kürdün yok edilmesini hedefleyen tüm bu güçlere karşı tavizsiz bir karşı koyuş tek yoldur.

KCDK-E olarak Kürt halkının varlığını hedef alan soykırımcı AKP-MHP faşist rejimine karşı halkımızı bu konuda duyarlı ve uyanık olmaya, çevresini duyarlı hale getirmeye ve mücadeleyi yükseltemeye çağırıyoruz. Kadın iradesini sahiplenmek, kadın özgürlüğünü savunmak en temel görevimizdir. Yurtsever halkımızı özel savaş karşısında ulusal birlik ruhuyla hareket ederek soykırımı bertaraf edecektir.

Başta kadınlar olmak üzere tüm halkımızı her yerde kadın iradesini savunmaya, büyütmeye ve TJK-E’nin bu doğrultuda gerçekleştireceği çağrılara ses verip tüm eylemlere aktif katılmaya çağırıyoruz.

KCDK- Eş Başkanlık Divanı / 27 Ağustos 2020 / Brüksel