İsviçreli siyasetçi ve örgütler: Diktatörlüğe karşı Kürtlerle dayanışma büyütmeli

740
ANF Images

İsviçreli örgütler ve siyasetçiler, Erdoğan diktatörlüğüne karşı yürüyerek, Kürt halkıyla uluslararası dayanışmanın büyütülmesi çağrısı yaptı.

Yapılan eylemde konuşan Avrupa’nın önde gelen siyasetçi ve yazarlarından ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği üyelerinden Jean Ziegler, dünya halklarını Kürt halkıyla dayanışmaya çağırarak, “Yaşasın Kürt halkının özgürlük mücadelesi, yaşasın Kürt halkı, yaşasın dayanışma” dedi

10 Aralık Dünya İnsan Hakları günü vesilesiyle, İsviçre Sosyalist Parti (SP), Yeşiller, Solitarité, Marche Mondiale des Femmes Suisse, Maison Populaire de Genève, Cenevre Kürt İnsan Hakları Merkezi, öncülüğünde bir araya gelen İsviçreliler, Erdoğan diktatörlüğünü protesto ederek, Kürt halkı ve demokratik kesimlerle dayanışmak amacıyla yürüyüş ve miting düzenledi.

Yapılan yürüyüş ve mitinge çok sayıda İsviçrelilerin yanı sıra Avrupa’nın önde gelen İsviçreli siyasetçi ve yazarlarında BM İnsan Hakları Yüksek Konseyi üyesi ve aynı zamanda Küba Devrimin öncülerinden CHE Guevara’nın yakın arkadaşı Jean Ziegler, SP Federal milletvekillerinden Carlo Sommaruga, Laurence Fehlmann Rielle, Yeşiller Eski Genel Başkanı Leuenberger, PEN İsviçre adına Alix Parodi, Maeche Mondiale des Femmes İsviçre temsilcisi Ranienne Ebel, Cenevre Belediye Konsey Üyesi Remy Pagani Solitarité temsilcilerinden Jean Batou katılarak bir konuşma yaptı.

“Stop Erdoğan”, “HDP’li vekillerine özgürlük”, “Kürt halkıyla dayanışma büyütülmeli”, “Türkiye’ye karşı harekete geçilmeli” pankartları ve dövizleri arkasında Place Neuve’de düzenlenen mitingle başlayan eylemde İsviçreli siyasetçiler yaptıkları konuşmalarda Erdoğan ve AKP hükümetinin anti-demokratik politikalarına karşı harekete geçilmesi çağrısı yaptı.

SOLİDARİTE: DİKTATÖRLÜĞE KARŞI KÜRT HALKIYLA DAYANIŞMA BÜYÜTÜLMELİ

Mitingde ilk olarak Solitarité adına söz alan Jean Batou, 15 Temmuz askeri darbe girişimin ardından Erdoğan’ın demokratik muhalefete karşı sivil bir darbe yaptığını ifade ederek konuşmasına başladı. Erdoğan’ı diktatör olarak nitelendiren Batou, Türkiye ve Kürdistan’da yaşanan insan hakları ihlallerinin boyutuna dikkat çekti. Erdoğan’ın uluslararası bütün hukuk yasalarını hiçe sayarak ülkedeki muhalefete saldırdığını altının çizen Batou, Kürt halkıyla uluslararası dayanışmanın kaçınılmaz olduğunu söyledi.

HDP Eş Başkanları ve milletvekilleri tutuklanmasına da değinen Batou, “Erdoğan’ın diktatörlüğüne karşı Kürt ve demokratik kesimler için sokaklarda olmalıyız. Kürtler dünyanın her yerinde Erdoğan tarafından illegalize edilmeye çalışılırken, Kürt halkıyla her yerde dayanışmanın büyütülmesi çok önemli. İsviçre Federal Konseyi, Avrupa Konsey’i (AK), BM artık Türkiye’ye karşı pasif politika içerisinde olmaktan vazgeçmeli” dedi.

MARCHE MONDİALE DES FEMMES SUİSSE: ERDOĞAN’A KARŞI DÜNYA KADINLARI SOKAĞA ÇIKMALI

Batou’nun ardından Marche Mondiale des Femmes İsviçre adına konuşma yapan Ranianne Ebel, Erdoğan’ın Türkiye’deki demokratik kesimlere karşı tavsiye planı uygulayarak kendi diktatörlüğünü inşa etmeye çalıştığını ifade etti. Türkiye’de özellikle Kürt kadınlarına yönelik yapılan saldırılara dikkat çeken Ebel, kadın hareketi olarak Erdoğan’ın cinsiyetçi siyasetine izin vermeyeceklerini söyledi. Kadınlar olarak Erdoğan ve diktatör sistemine karşı direneceklerini ifade eden Ebel, “Dünya kadınlarını Erdoğan’a karşı sokağa çıkmaya çağırıyoruz. Biz dayanışmayı yükseltirsek diktatörler kaybeder” şeklinde konuştu.

LEUENBERGER: AB VE İSVİÇRE HARAKETE GEÇMELİ

Ebel’in ardından söz alan İsviçre Yeşiller Eski Genel Başkanı Ueli Leuenberger’de 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nün önemine değinerek başladığı konuşmasında, Erdoğan diktatörlüğüne karşı Avrupa ve İsviçre’nin ortaya koyduğu politikayı sert dille eleştirdi.

Evrensel İnsan Haklarının Erdoğan tarafından hiçe sayıldığını vurgulayan Leuenberger, “Evrensel İnsan hakları ülkeden ülkeye değişmiyor bu haklar dünyanın her yerinde yaşayan insanlar için geçerlidir. Bu hakların çiğnendiği yerde harekete geçmek bu hakları kabul eden bütün güçlerin sorumluluğudur. Bu nedenle bir kez yine tekrarlıyorum İsviçre ve AB Erdoğan diktatörlüğüne karşı acilen harekete geçmelidir” dedi.

SOMMARUGA: ERDOĞAN HER TÜRLÜ HUKUĞU YOK SAYIYOR ÖNÜNE GECİLMELİ

Leuenberger’in ardından söz alan SP Federal Milletvekili Carlo Sommaruga ise, HDP Eş Genel Başkanları ve Milletvekillerinin tutuklanmasını asla kabul etmeyeceklerini söyledi. HDP’nin sadece Kürtlerin değil Türkiye halklarının demokratik geleceği için siyaset yaptığı belirten Sommaruga, HDP’nin Erdoğan’ın kurmak istediği diktatörlük rejimi önünde en önemli güç olduğunu vurguladı.

Erdoğan’ın artık bütün hukuksal değerleri yok sayarak demokratik kesimler üzerinde adete terör estirdiğini vurgulayan Sommaruga, İsviçreli siyasetçiler olarak Kürt halkı ve demokratik kesimlerle dayanışmalarını büyüteceklerini belirtti. Sommaruga, İsviçre Federal Konsey’i ve AK’yi Erdoğan’a karşı acilen harekete geçmeye çağırdı.

PAGANİ: KÜRT HALKININ ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ DESTEKLENMELİ

Cenevre Belediye Konsey Üyesi Remy Pagani de Türkiye’de yaşanan anti-demokratik politikalara değinerek başladığı konuşmasında, Kürt halkının ortaya koymaya çalıştığı özerklik sistemi ve özgürlük mücadelesinin desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Erdoğan’ın bir diktatör olarak uluslararası alanda kabul edilerek buna karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Pagani, Kürt halkını desteklemenin Erdoğan’ın diktatörlüğüne karşı mücadele etme anlamına geleceğinin altını çizerek, Kürt halkıyla dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini söyledi.

JEAN ZİEGLER: DİKTATÖRLERE KARŞI YAŞASIN KÜRT HALKININ ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ

Son olarak konuşma yapan Avrupa’nın önde gelen deneyimli siyasetçi ve yazarlarından BM İnsan Hakları Yüksek Konseyi üyesi ve aynı zamanda Küba Devrimin öncülerinden CHE Guevara’nın yakın arkadaşı Jean Ziegler, Erdoğan’a karşı mücadele etmenin insanlık değerlerini koruma anlamına geleceğini söyledi.

Kürtlerin tarihinin, tarihin bin yıllık derinliklerinden geldiğini söyleyen Ziegler, Kürt halkının yıllardan beridir tarih sahnesinden silinmek istendiğini belirtti. Kürt halkının kendisine dayatılan bütün yok etme politikalarına karşı bugün özgürlüğüne çok yakın olduğunu söyleyen Ziegler, bugün diktatör Erdoğan’ın Kürtlere ve Kürt seçilmişlere karşı ortaya koyduğu politikalara karşı harekete geçmenin insanlık değerlerinin bir gereği olduğu vurguladı. Erdoğan’ı güç hastası bir diktatör olarak tanımlayan Ziegler, “Başta dünya halkları olmak üzere, İsviçre Federal Hükümeti, BM, Avrupa Konseyi Kürt halkıyla dayanışmaya girerek Erdoğan’a karşı mücadele etmelidir.

Kürt halkının diktatörlere karşı verdiği mücadelede uluslararası destek ve dayanışma büyütülmeli. Yaşasın Kürt halkın özgürlük mücadelesi, yaşasın Kürt halkı, yaşasın Kürt halkıyla verilecek uluslararası dayanışma” diyerek konuşmasını tamamladı.

KATİL ERDOĞAN SLOGANIYLA YÜRÜDÜLER

Yapılan konuşmaların ardından kitle BM merkezi önüne kadar bir yürüyüş gerçekleştirdi. “Stop Erdoğan” pankartı arkasında yürüyen kitle sık sık “Katil Erdoğan”, “Yaşasın dayanışma”, “HDP’li vekillere özgürlük”, “Kürt halkıyla uluslararası dayanışma” sloganları attı.

TALEPLER

Yapılan yürüyüşün ardından BM önünde yapılan kısa açıklamada İsviçreli örgütlerin öncelikli talepleri şu şekilde sıralandı:

İsviçre Federal Konsey’i, Avrupa Konseyi, BM ve Avrupa Güvenlik Teşkilatı Türkiye’deki politik darbeye karşı net tavır almalı.

İsviçre Hükümeti, Türkiye’ye basit açıklama yapmakla yetinmeyerek Türkiye’ye karşı net ve etkili tavır almalı.

İsviçre Federal Konsey’i, Türkiye’yi hukuksuz bir şekilde tutuklanan HDP’li vekillerin, tutuklu gazetecilerin, akademisyenlerin, sivil toplu kuruluşu yöneticilerin ve belediye başkanlarının serbest bırakılması için zorlamalıdır.

İsviçre Federal Konsey’i, acil olarak Türkiye’den feminist kadın dernekleri üzerindeki baskıların kaldırılmasını istemelidir.

Uluslararası Kızıl Haç Örgütü ve Avrupa Konsey’i tutuklu bulunan siyasetçileri ziyaret etmeli ve koşullarını incelemeli.

İsviçre Federal Konseyi, BM’nin Kuzey Kürdistan’da bağımsız bir şekilde araştırma yapmasına izin vermesi için Türkiye’yi zorlamalıdır.

İsviçre, MİT ile olan ilişkilerini acilen durdurmalı. Türkiye’de uzun bir dönemden beri insan haklarını garantisi yok ve Kürt halkının geleceğine politik olarak değil askeri yöntemlerle çözüm aranıyor.

İsviçre Türkiye silah satışlarını durdurmalı ve Türk şirketlerine verilen üretim lisansları iptal edilmeli.