İşgalcilere karşı direnme zamanı!

14

Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik Türk devletinin işgal saldırıları devam ederken toplumun her kesiminde tepkiler de gelmeye devam ediyor.

Afganistan Dayanışma Partisi (SPA), Pakistanlı profesör Dr. Pervez Hoodbhoy, Hırvat yazar Dubravka Ugrešić, Kuzey Amerikalı yazarlar Judyth Hill ve Lucina Kathmann ile baba-kız olan Dr. Annelies E. Broekman ve Prof. Dr. Jan M. Broekman işgal saldırılarına karşı şunları dile getirdi:

DİRENEN SAVAŞÇILAR TAM DESTEĞİMİ SUNUYORUM

İslamabad’da Quaid-e-Azam Üniversitesi’nde fizik profesörü olan Dr. Pervez Hoodbhoy, ”Kürt halkını Türk devletinin kurtlarının ve DAİŞ barbarlarının önüne atmak Amerika’nın bugüne kadarki en büyük ihaneti oldu. ilerici Pakistanlılar adına, tüm olumsuzluklara rağmen direnmeye devam eden cesur Kürt savaşçılarına tam desteğimi sunuyorum” dedi.

BİR SANİYE BİLE YETER

Kürt halkının acısını yüreğinde hissettiğini belirten Amsterdam’da yaşayan Hırvat yazar Dubravka Ugrešić, şunları söyledi: ”Dünyanın dört bir yanındaki birçok insan gibi, Rojava’nın cesur kadınlarına hayranlık duyuyorum. Feminist bilincimle ve tüm kalbimle, onların davasını destekliyorum. Tek yürek olmuş sesimizin zalim güç oyunlarını yenilgiye uğratacağına bir saniye bile olsa inanalım, çünkü bir saniye bile yeter. Kürtlerin yenilgisi bizim de yenilgimiz olur.”

OMUZ OMUZA OLACAĞIZ

Uluslararası PEN eski Başkan Yardımcısı Lucina Kathmann ile San Miguel PEN Başkanı Judyth Hill ise kaleme aldıkları ortak bir açıklamayla Rojava’daki işgale tepki gösterdi. Uluslararası PEN Barış Komitesi üyeleri, Kürt PEN Merkezi ve PEN Türkiye başkan ve üyeleri ile Kürt Halkla İlişkiler Merkezi Civaka Azad’a hitaben yazılan mektupta şu ifadeler yer aldı: ”Meksika, Guanajuato’daki San Miguel PEN olarak, barış, dil, edebiyat ve gazetecilik özgürlüğü için müttefikimiz olan size karşı en içten desteklerimizi sunuyoruz. 1980’de Türk hükümeti Kürtçeyi ve tüm Kürtçe kültürel eğitimi yasaklama konusunda uzun süredir devam eden politikasını kurumsallaştırdığında; 5 Şubat 2016’da Türk hükümeti Diyarbakır’daki PEN bürosunu kapattığında ve bir yandan da Hristiyan kiliselerini ele geçirip sayısız okula saldırdığında; sayısız akademisyen ve gazeteciyi hapse attığında ve daha birçok başka olumsuz koşulda Kürt halkının kültürel ve dilsel haklarına ve yaşamlarına yönelik kesintisiz baskı ve zulme karşı sesimizi yükselttiğimizde, mektuplar kaleme aldığımızda ve imza kampanyaları yaptığımızda, sizinle dayanışma içindeydik ve Kürt ve Türk yoldaşlarımız için yüreğimiz yandı.

Şimdi Recep Tayyip Erdoğan, ABD yönetiminin vicdansız ve açıkça yeşil ışık vermesiyle Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal ettiğine göre, Kürt müttefiklerimizin acımasız şekilde katledilmesine ek olarak, Suriyeli Kürtlere karşı kurumsal baskı, hapis cezaları ve anadilde eğitimin, dil ve eğitim haklarının ve kültürel özgürlüğünün kategorik olarak yasaklanması takip edecektir.

Dünyanın dört bir yanından akademisyenler, düşünürler ve sanatçılar tarafından ifade edilmiş bulunan dayanışmaya katılıyoruz. Farkındalık yaratmanın ve bu kabul edilemez duruma bilinçli bir tepki örgütlemenin önemini biliyoruz; bu ortak tepkilere katılıyoruz ve Kürt ve Türk müttefiklerimizle Recep Erdoğan ile onun Türk ve uluslararası destekçilerinin baskıcı ve menfur davranışına karşı direnişlerine süregiden, güçlü, içten desteğimizi ifade ediyoruz.

Bu savaş çılgınlığına ve kültürel soykırıma son vermek ve hayat kurtarıp barışı korumak için müzakere ve diyaloğa geri dönülmesi için Kuzey-Doğu Suriye’de ve Türkiye’de tehdit altında olan Kürt ve Türk meslektaşlarımızla ve yoldaşlarımızla dayanışma içindeyiz ve kolektif bir şekilde tepki gösteriyoruz.

Tüm bunlar ışığında, San Miguel PEN olarak, Kürt yoldaşlarımızın yaşamına, özgürlüklerine ve haklarına yönelik bu saldırıları, hepimizin insan haklarına yönelik saldırılar olarak görüyor ve askeri kuşatmanın durdurulması ve Suriye’de barışın hâkim olmasını istiyoruz ve buna yönelik tüm çabaları güçlü güçlü bir şekilde destekliyor ve dayanışıyoruz.

Kürt ve Türk yoldaşlarımızla, Kürt PEN Merkezi, Türk PEN, PEN Uluslararası üyeleri ve ifade özgürlüğüne inanan ve ifade özgürlüğünü korumak için mücadele eden tüm halklarla Kürt müttefiklerimizi desteklemede omuz omuza olacağımızı ilan ediyoruz.”

FAŞİZMİN YÜKSELİŞİ ÖNLENMELİ

İspanya’dan Dr. Annelies E. Broekman ile Belçika’dan Prof. Dr Jan M. Broekman ise şu ortak açıklamayı kaleme aldı: ”Rojava’daki savaş suçlarını ve süregiden saldırıyı bildiren gündelik haberler karşısında, kendimizi ifade etme ihtiyacı hissettik. Avrupa’da yaşayan bir baba-kız olarak, Suriye’nin Kürt sakinleri ve bunca farklı kültür ve etnisiteye ev sahipliği yapan bu bölgede onlarla birlikte acı çeken herkes için derin bir kaygı ve üzüntü duyuyoruz. Çekilen kişisel ve toplumsal acıların farkında olmak, insan haysiyetinin paylaşımcı bilincinin bir eylemidir. Size bu satırları bu motivasyonla yazıyoruz.

Öncelikle, söz konusu nüfus tüm bölgesel ve uluslararası yasaların etkisini ortadan kaldıran ölçeklerde acılara maruz kalıyor. Bu durum konusunda güçlü ve devamlı bir bilinç yükseltme çağrısı, küresel seviyede duyurulmalı çünkü bu eylemler hepimizi etkiliyor. Bunlar, insan hakları veya BM benzeri kurumlar gibi, sözüm ona medeni toplumların dayandığı ilkelerin ve kuralların zeminini ortadan kaldırıyor. İnsan yaşamının canlı yayında ayaklar altına alınması karşısında bunlar hangi yüzle hiçbir şey yapmadan durabiliyor?

Ortadoğu’da gerçek anlamda demokratik bir projeyi inşa edebilmiş olan Rojava halkına yönelik saldırılar, devasa bir anlama ve sembolik değere sahip. Kitlesel medya bunu güçlü bir şekilde vurgulamalı.

İkincisi, sözüm ona yapılmış olan ateşkese ve diğer siyasi görüşmelere rağmen, bu aktüel ve akut göz yummanın anlamı, derinleştirilmeli ve tüm dünyada anlatılmalı. Olan bitenler, insanlığa olan bilimsel ve kültürel katkıları dahil, bunlara şahit olanların tümünün iradesine, tavrına ve sesine karşı bir eziyet. Avrupalı yurttaşlar, bu yıkıma karşı mücadele etmenin gerekliliğini, zorluğunu ve çoğu zaman da buna cesaret yetmediğini biliyorlar. Bu bilme hali, tüm yurttaşların kaderini belirliyor ve yaşamını, köklerini ve haysiyetini yitirme tehdidi altındaki herkes için birleştirici bir direniş mesajı olmalı.

Üçüncüsü, uluslararası toplum, sadece söz konusu bölgedeki gerçek tehdit ve saldırganlığı durdurmaya değil, siyasal düzenin şiddetlenmesini önlemeye de çağrılıyor. Çünkü bu, faşizmin gerçek yükselişini ve çok kültürlülüğün, feminizmin, ekolojik adaletin ve sekülerliğin şiddetle bastırılmasını getiriyor. Güçlenmiş bir enternasyonal dayanışma ve Rojava halkının acıları konusunda farkındalık yaratma çağrımız, bu nedenle, bu durumun tüm yerküreyi tehdit eden dolaylı bir sonucu olan faşizmin ve silahlı çatışmanın (nükleer ve kimyasal silahlar dahil) tehlikeleri konusunda da bilinç yükseltmeye dönük güçlü bir siyasi çağrı aynı zamanda.

Bu dayanışma ifademiz, gözlemlerimize dayanmaktadır ve uluslararası seviyede tekrarlanmalıdır. Faşizmin etki alanının genişletilmesinin tehlikelerinin yanı sıra, insanların, kültürlerin ve toplulukların acılarına dairdir.

Rojava’da ortaya konulan cesur ve ilerici toplumsal projenin sona ermeyeceğine, aksine, tıpkı bizim gibi tüm dünya halklarına da onun bu gezegende yaşamın korunmasına yönelik değerlerini ve pratiklerini yükseltme konusunda ilham olacağına dair umudumuzu ifade etmek istiyoruz.

BİRLEŞMİŞ BİR HALKI HİÇBİR GÜÇ YENEMEZ

Türk işgaline tepki gösteren Afganistan Dayanışma Partisi (SPA), Rojava ile dayanışma mesajı verdi.

”Rojava halkı bu süreçten her zamankinden daha örgütlü ve kararlı çıkacaktır” denilen açıklamada şu ifadeler yer aldı: ”IŞİD’in ve diğer kökten dinci çetelerin manevi babası Erdoğan’ın faşist hükümeti, Rojava halkına bir kez daha saldırdı. Ancak bu kez, ona bağlı fanatik gruplardan oluşan ve bir IŞİD paravanı olan Özgür Suriye Ordusu adı verilen çetelerin desteği ile doğrudan bir saldırı bu. IŞİD’in ABD, İsrail ve İngiltere’nin yarattığı bir örgüt olduğu artık bir sır değil. IŞİD en modern silahlarla beslendi ve sözü edilen güçlerin bölgesel piyonları Türkiye, Suudi Arabistan, Ürdün ve Katar tarafından dört başı mamur bir ordu olacak kadar büyütüldü. Bu ultra gerici ve insanlık karşıtı grup, Taliban ve El Kaide gibi, İslam adına, ABD ve Batı adına yeni sömürgeci planların yolunu döşüyor. Bu stratejik bölgede emperyalist ülkelerin uzun vadeli planlarının hayata geçirilebilmesi için Ortadoğu’yu kana boğup yangın yeri haline getiriyorlar.

İnanıyoruz ki bu saldırı ABD yeşil ışık yakmaksızın mümkün olamazdı. ABD yönetimi Kürtlere ihanet ederek, bir kez daha bu savaş çığırtkanı ve insanlık dışı süper güçle, Henry Kissinger’ın deyimiyle sonuçları ‘ölümcül’ olabilecek bir dostluk yapılamayacağını göstermiş oldu. Gerçekten de bu utanç abidesine asla güvenilmemeli. ABD’nin egemen gücü, tarihi boyunca, devrimci ve ilerici güçleri ortadan kaldırmak için her türden eylemlere ve suçlara girişmiştir.

Rojava direnişini dünya açısından son derece dikkat çekici ve hayret verici kılan şey, tam bir aslan misali, mücadelenin en ön cephesinde silahlı kadınların varlığı olmuştur. Bu kararlı kadınlar, tarihteki yerlerinin bilincinde olarak, korkusuz bir şekilde ve yürekleri aşkla çarparak, erkeklerle omuz omuza çarpışıyor ve ölüyorlar ama asla anayurtlarını bu taş devri canilerine terk etmiyorlar. Rojava’daki bu kadınların ortaya koyduğu parlak örnek, kukla rejimlerin eline tutsak düşmüş tüm uluslar, özellikle de özgürlük aşığı kadın örgütleri için ülke ve insanlık sevgisini açısından büyük bir ders. Birleşmiş bir halkı hiçbir kuvvet yenemez!

Dünyanın tutsak uluslarının ilerici kurtuluş mücadelesini savunmayı amaçlarından biri olarak belirlemiş olan Afganistan Dayanışma Partisi (SPA), Afganistan’daki mevcut musibetlere rağmen, dünyanın ezilen halklarıyla yanyana durmayı ve onların direniş ve fedakarlıklarını yansıtmayı ve onlarla dayanışmayı ve onları desteklemeyi görev bilir. Halkımız yıllardır kan ve ihaneti en derinliklerinde yaşayarak öğrenmiş ve işgalcilerin verdiği sahte sıfatlar taşıtan bin bir türlü düşmanın mantar gibi çoğalışını görmüştür.

Boyun eğmez Rojava halkından ilham almamızın ve işgalcilere ve onların ulusumuzun kaderi ile oynayan yardakçılarına karşı direnmemizin zamanıdır. Afganistan’ın eziyet çeken halkı, acımızın ortak olduğunu asla unutmamalıdır. Bu yüzden, ortak bir mücadele yürütmeli ve dayanışma içinde olmalıyız. Hepimiz emperyalizmin ve onun yerel kökten olan veya olmayan piyonlarının pisliğini çekiyoruz. Bu katillere karşı tek yumruk olalım.”