İnsanlık katlediliyor suça ortak olmayın

246

Almanya, Fransa ve İngiltere’den Yeni Özgür Politika gazetesine konuşan siyasetçi, yazar, sendikacı ve uzmanlar, “Efrîn’de insanlık katlediliyor. Sessiz kalmak en büyük savaş suçu. Bu suça ortak olmayın” çağrısı yaptı.

Fransız Komünist Parti Genel Sekreteri Pierre Laurent “Erdoğan diktatörlüğü” olarak tanımladığı Türk devletinin Efrîn işgaline tepki göstererek, “Bugüne kadar sayısız kez hükümete ve cumhurbaşkanına seslendik. Fransa, derhal Avrupa Birliği, BM ve uluslararası güçleri Erdoğan’ı durdurmak için harekete geçmeli” dedi. Sadece devlete değil, Fransa’da kendine demokratım, komünistim, sosyalistim ve çevreciyim diyen tüm herkesi Efrîn için eylemde olması gerektiğini ifade eden Laurent, “Çağrıda bulunuyorum. Efrîn sahiplenildikçe kurtulacaktır. Hükümet derhal STOP katliam, STOP Erdoğan demelidir!” mesajı verdi.

Sol Parti Milletvekili Eric Coquerel, “Şimdi Kürtlerle dayanışma zamanı. Erdoğan’ın Efrîn saldırısı karşısında Fransa sessiz kalarak işbirlikçi durumunda. Yaşananlar dayanılmaz. Orada insanlık katlediliyor. Buna karşı sessiz kalmak çağın en büyük savaş suçu!” diye konuştu.

YENİDEN BİR SOYKIRIMI İZLİYORUZ

Cumhuriyetçiler Milletvekili Valerie Boyer ise “Yeniden bir soykırımı izliyoruz. Soykırıma doymayan Türk devletinin karşısında herkes sessiz. Ve bu soykırımın adresi üstelik NATO’nun ikinci gücü olarak tanımlanan Türkiye. Bu utanç. Tarihin utancı! Fransa ve Avrupa bunu kabul ediyor mu! Nereye kadar bu sessiz işbirlikçilik!” diyerek tepki gösterdi.

ERDOGAN’A BİZ İZİN VERDİK!

Fransa’dan Yazar Caroline Fourest ise “Efrîn’de insanlık kanlar içinde” dedi. Fourest sessizliğin Erdoğan’a cesaret verdiğinin altını çizerek şunları belirtti: “Erdoğan ve onun işbirlikçisi cihatçılar Kürtleri, Êzîdîleri ve oradaki halkı katlediyor. Bizlerin desteklemesi gereken Kürtleri, orada DAİŞ’e karşı mücadelenin dışına itmek istiyorlar. Kürtlerin aldığı pozisyonu ve kazanımlarını yok etmeyi hedefliyor Erdoğan.  Buna biz izin verdik. Sessiz kalarak izin verdik. Bunun bedelini, onları yalnız bırakarak çok ağır ödeyeceğiz ama çok geç olacak. Şimdi Kürtleri sahiplenme zamanı. Sessizliği kır!”

TÜRKİYE’NİN KORKUSU ABD

Fransız-Lübnanlı Siyaset Bilimci Khattar Abou Diab, Efrîn konusunda Türkiye’nin saldırısını “Belki de Ankara ve Şam, Rex Tillerson’un ayrılmasından da anlaşılacağı gibi Suriye’deki ABD politikasında bir değişiklikten korkuyor gibi görünüyor. Bu nedenle, Kürt yerleşim birimlerini  mümkün olan en kısa sürede bitirme arzusu içinde” dedi.

Abou Diab, Türkiye’nin ABD’nin tavır değişikliği olmadan, Kürtlerin elinde bulunan diğer bölgeleri hedeflediğini belirtti.

BATI İÇİN AĞIR BEDELLERİ OLACAK

“Bu arada Erdoğan, Amerikalıları ve Rusları baştan çıkararak güzel bir diplomatik oryantal dans gerçekleştirmiş oldu. Türkler onların izniyle, Suriye hava sahasını kullanarak Efrîn’i bombaladı. Kürtleri bir kez daha terk eden çifte ihanet” diyen Diab, Efrîn’de yaşanan sonucun Batı için ağır bedeller getireceğini ifade etti. Suriye’nin Batılı güçler tarafından tam bir terör batağına itildiğini ifade eden siyaset bilimci, “Suriye’de Kürtlerin elinde bulunan bölge şimdi hem Türk hem Arap hem de İran tehdidi altında” dedi.

ARAP KAMPIN ÖNCÜLÜĞÜNE SOYUNDU!

Abou Diab, Erdoğan’ın Ortadoğu’da Sünni kampın öncülüğüne soyunduğunu İran’ın ise Şii kampı oluşturmaya çalıştığına dikkat çekti. Suriye’nin önce El-kaide, El-Nusra, ÖSO, DAİŞ gibi örgütlerin batağına şimdi ise iki uç arasındaki bir savaş alanına doğru sürüklendiğini ifade eden, Abou Diab, “Ortadoğu’da Kürtlerin önerdiği federasyon dışında Suriye’yi kurtaracak bir proje yok. Ama Suriye için bir barış ortamını öngören de yok. Çatışmanın derinleşmesi Kürtler ve mazlum halklar dışındakilerin işine geliyor. Örneğin Araplar, Efrîn saldırısı karşısında Erdoğan’ı destekledi ve bu anlamda Katar desteğini unutmamak gerekiyor” diyerek Erdoğan’ın Arap kampın öncülüğüne soyunduğunun altını çizdi.

KÜRTLER TERÖRE KARŞI EN ETKİLİ BÖLGESEL GÜÇ

Fransa’nın söz konusu saldırı karşısında hiçbir şey yapmadığını belirten Abou Diab, “Teröre karşı en etkili bölgesel askeri güç Kürtlerdi. Söz konusu yeni durum aynı zamanda bölgedeki terörü besleyecek, onun manevra alanını güçlendirecek bir durum. Şimdi Kürtleri sırtından vuranlar bu süreci nasıl yöneteceklerini düşünsünler. Türkiye’nin bu gruplarla sürekli teması olduğunu biliyorlar” diye konuştu.

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Diğer taraftan İran faktörü olduğunu vurgulayan Abou Diab, “İki kamp arasında gerilim tırmanacak. Türkiye ezelden beri Irak Kürdistan’ına dönük emelleri biliniyor. Muhtemel bir yeni saldırı cephesi orası da olabilir. Bütün bu olasılıklar arasında ‘Türkiye’nin Suriye’de konumlanışına Batı göz yumacak mı’ sorusu cevap bekliyor. Kürtleri çoktan gözden çıkarttıkları açık. Çünkü birbirleriyle ekonomik çıkarları söz konusuydu. Peki bunun getirebilecekleri riskleri hesapladılar mı!” şeklinde konuştu.

MERKEL SUÇ ORTAĞI

Efrîn savaşında Türkiye’ye en yakın duran Avrupa ülkelerinin başında Almanya geliyor. Alman tankları Efrîn’de sivil halka karşı kullanılırken, artan tepkilere rağmen Almanya Türkiye’ye karşı yaptırımdan kaçınıyor. Die Linke milletvekili Heike Hänsel, meclisteki bütün fraksiyonların Türk devletinin Efrîn’e saldırısını uluslararası hukuğa aykırı gördüğünü ve işgali kınadığını belirterek, partilerin iradesine rağmen Almanya hükümetinin Türk devletinin Efrîn’e yaptığı saldırıyı kınamamasının bir skandal olduğunu belirttti. Merkel hükümetini Türk devletinin işlediği suçların ortağı olarak tanımlayan Hänsel, “Türk devleti Efrîn’e saldırırken, Alman hükümetinin Türk devletine sadece 20 gün içinde 4.4 milyon dolar değerinde silah ve silah malzemeleri sattı. Türk devletine bu silahları satanlar bu suça ortak olmuştur. BM de Türk devletinin Efrîn’e yaptığı saldırıyı uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendirmeli ve işlenen bütün suçların araştırılıp ortaya çıkarmalıdır” dedi.

BASKIYI ARTIRMALIYIZ

Türk devletinin NATO üyesi olduğuna işaret eden Hänsel, “NATO Türk devletini kınamalı. Alman hükümeti NATO içinde bu işgal saldırısının kınanması için insiyatif alabilirdi” diyerek şöyle devam etti: “Hepsinin orada kendi çıkarları var, NATO’nun kendi çıkarları var, o bölgedeki savaş için Türkiye’ye ihtiyaçları var. Sorun olan da bu zaten. Onun için direnişi artırmalıyız. Parlementoda ve parlemento dışında Merkel üzerinde baskıyı artırıp, ‘Erdoğan ile yaptığı yol arkadaşlığını’ bitirmesini sağlamalıyız.”

SAVAŞI ALMANYA’YA TAŞIDI

Newroz’a getirilmek istenilen yasağın Merkel hükümetinin  Erdoğan’ın Kürlere karşı sürdürdüğü savaşı Almanya’ya taşıdığının gösterdiğini olduğunu vurgulayan Hänsel, “Eğer Merkel hükümeti Efrîn’i işgal hareketine karşı sokağa çıkanları, PKK yasağına karşı sokağa çıkanları kriminalize ediyorsa, Almanya Erdoğan’ın uzun kolu haline gelmiştir” dedi.

Hänsel, “Türk istihbarat örgütü ile ortak çalışma bir an önce bitirilmeli. Erdoğan’ın Almanya’daki UETD, DİTİB ve diğer AKP gruplarına daha fazla destek verilmemeli. Biz hukuk devletini Erdoğan’ın saldırılarına karşı savunmalıyız, bunu İçişler Bakanlığı ve Başbakan’dan da bekliyoruz” diye konuştu.

SPD KÜRTLERİN YANINDA YER ALMALI

Eski Adalet Bakanı Heildrun Merk de Türk devletinin Efrîn’e yaptığı saldırının uluslararası hukuğa aykırı olduğunu belirterek, hükümet ortağı olan partisi SPD’nin, Kürtlerden yana tutum almasını talep etti. Niedersachsen (Aşağı Saksonya) eski Adalet Bakanı Heidrun Merk Hannover’deki Newroz kutlamasına  da katılarak, Kürtlerle dayanışma mesajı verdi.

Türkiye’nin savaş suçu işlediğinin altını çizen Merk şunları belirtti: “İkinci dünya savaşından beri çok açık kurallarımız var. Savaşta hiçbir hastahane bombalanmaz, savaştan kaçan siviller bombalanmaz, savaş sürerken ve askerler kendi aralarında savaşırken sivillerin hayatta kalmaları için imkan verilir. Bütün bu hukuk kurallarını Türkiye çoktandır çiğniyor. Kendi ülkesinde demokrasi ve hukuku çiğnediği gibi bugünde Suriye’de çiğniyor. Suriye’de Kürtlere yapılanlar uluslararası hukuğa aykırı. Hepimiz buna karşı durmalıyız. Kimin burda suç işlediğini kimin işlemediğini ortaya çıkarmalıyız. Erdoğan suçludur.”

SPD Kürtlerden yana tutum alınmalı

Merkel hükümetinin doğru bir yolda yürümediğini belirterek eleştiren Merk, yeni dışişleri bakanının eski bakanın yolundan giderek Türk devletine silah satışlarını devam ettirmesinin kabul edilmez olduğunu belirti. Kendi partisi SPD’ye de çağrı yapan Mark, “Ben SPD’liyim kendi hükümetimden, hemen şimdi mağdurların yanında yer almasını talep ediyorum. Hakları çiğnenenler, mağdur olanlar maalesef yine Kürtler oluyor. Çocuklarını kaybedenler, ailelerini kaybedenler, öldürenler Kürtler olurken, baktığımızda hükümet yine onların düşmanlarının yanında yer alıyor, hükümet Kürtlerden yana tavır almalıdır, bunu hak eden Kürtlerdir” dedi.

İKİ YÜZLÜLÜĞÜN KİTABINI YAZDILAR

İngiliz hükümetinin Türkiye ile olan kirli pazarlıklarından kaynaklı Efrîn’deki savaş suçları ve işgal saldırısına sessizliği de tepki topluyor.

İşçi Parti Milletvekili Kate Osamar: Türk ordusunun Efrîn ardından farklı bölgelere doğru ilerleme ihtimali çok yüksek. Bu ilerleyişinin sebebi ise ‘terörist’ diye nitelendirdiği insanlara yönelik ‘kökten temizleme’ yapma isteğidir. En rahatsız edici durum Türk ordusunun Efrîn saldırılarında cihatçı gruplarla işbirliği yapıyor olmasıdır. Unutulmamalıdır ki, Kürt güçleri cihatçı grupları Kuzey Suriye’den temizlemek için oldukça yoğun savaştı.

İşçi Parti Milletvekili David Lammy: Erdoğan NATO’nun verdiği yetkileri kullanarak bugün sahada El-Kaide ve DAİŞ ile işbirliği yapıyor. Suçsuz günahsız kadın çocuk ve insanların barbarca katledilmesine hep birlikte ortaklık ediyorlar. İngiltere devleti derhal bu soykırımın ve işgal saldırılarının sonunu getirecek iradeyi ortaya koymalıdır. Ayrıca bu despot davranan adama (Erdoğan) silah satmaktanda artık İngiltere sizcede vazgeçmemeli midir?

Sien Finn Milletvekili Chris Hazzard: Kürtlerin yanında olmak bir onurdur. İngiltere Başbakanı May Türk devletinin Efrîn’e yönelik saldırılarını çok sert bir dille kınamalıdır. Sien Finn olarak Efrîn insanlarının yanındayız ve destekçileriyiz. Ne olursa olsun derhal Efrîn saldırıları durdurulmalıdır. Bilmiyorduk demek insanlık suçudur, Kürtler uyarmıştı. Artık hiçbir Avrupalı siyasi ya da sendika lideri ‘bilmiyordum’ diyemez. Avrupa’nın iki yüzlülüğüne bu şekilde bir kez daha tanık oluyoruz. Siyaseten iki yüzlülüğün kitabını yazmış, sermayenin kulubü AB’den, silah ticaretindeki kirli elleriyle yaptığı kanlı pazarlıkları, yine Türkiyeyi, mülteci sorunu ile ilgili maşa olarak kullandığına da tanık oluyoruz. İnsanlık duygusunu yitirmiş, kapitalizmin beşiği İngiliz siyaseti ve Londra parlamentosundan sadece tek tük seslerin Efrîn’in işgalini kınadığını zar zor duyabilmek ise İngiltere ve çıkarcı politikalarının ne kadar ‘vampirleştiğinin’ bir diğer kanıtı.

Ulaşım İşçileri sendikası TSSA Lideri Manuel Cortes: Türkiye saldırılarını derhal durdurmalıdır, kendi sınırları dışında bir ülkeye kanunsuzca saldırıyorlar ve bölgeyi işgal etmeye çalışıyor. Dahada kötülerinin yaşanmaması için Türkiye durdurulmalıdır. İngiltere silahları kendi insanlarına karşı kullanacak devletlere satmamalıdır. Bu doğru ve etik değil. Bu ticareti onaylamıyoruz. İngiliz Dışişleri Bakanı Boris Johnson derhal net bir çağrı yapmalıdır.

GMB Sendikası Lideri Tim Roache: Türkiye’nin biran önce utanç verici saldırılarından geri adım atması gerekiyor. İngiltere Başbakanı Boris Johnson Efrîn işgalinde oyunun içinde yokmuş gibi davranıyor. Johson bu saldırıları kınamak ve tepki göstermek adına elinden geleni yapmalıdır. Bölgede barışın geliştirilmesi için hızlı bir şekilde emek vermelidir. Efrîn halkı ise direnmekten asla vazgeçmemelidir. Yaşananlar ülkelerin ayıbıdır, utancıdır.

GMB Sendikası Uluslararası Komite Direktörü Berth Schouwenberg: İngiliz devleti Kürtler DAİŞ’e karşı savaşırken destek çıkıyordu, fakat saldırıya uğradığıda  buna sessiz kalarak suça ortak oluyor. Bunu açıklayacak tek kelime var ne yazıkki oda İngiliz emperyalizmidir. İngilizler, işine geldiği zaman dost oluyorlar gelmediği zaman ise bakın böyle sessizce olanları izlediklerine tanık oluyoruz. Ne üzücüdür ki İngiltere’nin bu yaklaşımı Kürtlere yönelik tarihlerinde hep olmuştur. Efrîn halkı yalnız değildir. İngiliz devleti çok empati yapamıyor, fakat bizler sendikacılar olarak Kürtlerle empati kurabiliyoruz, bizler Kürtlere destek olabilmek ve yardım edebilmek için elimizden geleni yapacağız.