Hesekêli kadınlar: Onurumuz ve toprağımız için direnişteyiz

90

Hesekêli kadınlar, Türk devletinin saldırılarına karşı onurlarını ve topraklarını korumak için direnecekleri mesajını verdi.

Rojava halkı, 2013 yılından bu yana DAİŞ saldırılarına maruz kalmış ve Derazor’da DAİŞ’i askeri olarak yenilgiye uğratmıştı. Bununla beraber katliamcı Türk devleti ve çeteleri, Serêkaniyê ile Girê Spî başta olmak üzere halkların ortak yaşamlarını ve kadının gücünü hedef alan saldırılarla bir kez daha gerçek yüzünü gösterdi. Bu saldırılar sonucunda ise binlerce Serêkaniyêli evsiz, yurtsuz bırakıldı, yüzlerce sivil şehit düştü ya da yaralandı. Bu süreçte kapılarını Serêkaniyêli halka açan Hesekêli kadınlar, savaşta yaralanan ve şehit düşenleri alandan çıkarmak için büyük çaba gösterdi.

ZEKİYA ANA: İNSAN BİR KERE VE ONURLUCA YAŞAR

Bir kızı şu an Serêkaniyê’de direniş cephesinde yer alan, kendisi de canlı kalkan olarak bütün savaşlarda sivil ölümlerinin önüne geçmeye çalışan Zekiya Mıhammed, şunları dile getirdi:
“PYD üyesiyim ve aynı zamanda Kongreya Star’dan doğru HPC-Jin Kurumu üyesiyim de. Bizler kimseye muhtaç değiliz, biz bir olursak kendimize yeteriz. Her gün çıkıp ‘Kürtler ve Apocular kalmadı’ söylemleri asılsızdır. Bizler varız, eskisi gibi değiliz, daha çok çalışıyor, daha çok başarıyoruz. Her yaşadığımız zorluk bize daha çok güç katıyor. Üzerimize düşen her sorumluluğu da yerine getiriyoruz. Erdoğan şunu bilsin ki; korkmuyoruz. Ben 59 yaşındayım ve silahım omzumda her yerde yerimi alıyorum. Korkmuyorum ve benim kızım da şu an eskiden yaralı olmasına rağmen Serêkaniyê’de savaş cephesinde direniyor. Canlı kalkanlar olarak  Serêkaniyê’ye gittiğimizde uçaklar bombalar yağdırırken hepimiz zılgıtlar çekip, sloganlar attık. İnsan bir kez ölüyor, öldük mü bari şerefimizle, vatanımız için bir şeyler yaparken ölelim. Yaşadığımız sürece direnmeye devam edeceğiz. Gün direniş günüdür, namus ve şerefine sahip çıkma günüdür. Eğer insan şeref ve namusundan yoksun yaşayacaksa hiç yaşamasın. Neden başkalarının vatanında elimiz böğrümüzde oturup izleyelim… Kendi topraklarımızda olmamayı kesinlikle kabul etmiyoruz. Dağda ve cephede direnen bütün herkesi selamlıyorum.”

HPC’Lİ NECAH: TOPRAKLARIMIZI BIRAKMAYACAĞIZ

Necah Musa Saliba Toplumsal Savunma Güçleri (HPC-JİN) üyesi Süryani kadın Necah da şunları söyledi:
“Ben HPC-JİN’de görev almaktayım. Buradaki amacım topraklarımı mevcut saldırılara karşı korumaktır. Biz halklar hepimiz kardeşiz, bizlerin arasında hiçbir fark yoktur. SOTORO birliklerimiz de bizlerle beraber burada topraklarımızı savunuyor.
Erdoğan’ın amacı, halkları karşı karşıya getirmek, kutuplaştırmaktır. Bizlerin arasında bir savaş çıkarmayı amaçlamaktadır. Biz bunu istemiyor, beraber ortak bir yaşamı paylaşmayı amaçlıyoruz. Saldırılar sonucunda göç etmek zorunda kalmış halkımız için çok üzülüyorum. Bunların içinde hamile kadınlardan tutun da çocuklara, çocuklardan tutun da savaşamayacak durumda olan yaşlı insanlara kadar herkes vardı.
Biz halklar topraklarımızı bırakmayacağız. Kimimiz gidip cephede savaşamasak da sokağımızı savunuyoruz ve bu uğurda canımızı da vermeye hazırız. Topraklarımızı kimselere bırakmayız. Allah bütün güçlerimizi korusun.”

ŞERİF: AMAÇLARI KADININ GÜCÜNÜN YOK ETMEK

Mirved Omer Şerif, Derazor’a DAİŞ’in saldırması sonucu Hesekê’ye göç etmek zorunda kalan genç bir öğretmen. Mevcut saldırılarda kadının hedef alındığını belirten Şerif, şöyle dedi:
“Şu anda yaşadığımız savaş koşullarından kaynaklı eğitim durmuş durumda. Öğrencilerimizin eğitim görememeleri bir sorun, bizler buna karşın eğitimin devam etmesinden yanayız. Bizler ne Türk devletinden, ne de onların askerlerinden korkuyoruz.
Türkiye devletinin amacı bölge halkları olan Kürt, Arap, Süryani ve diğer bütün halkların arasında bir savaş başlatmaktır. Bizler bu oyunlara gelmemeli, birlik olmalıyız. Şu anda da görüldüğü gibi amaçları DAİŞ’lilerin tutulduğu hapishaneleri vurmak ve bu yöntemle DAİŞ’li teröristlerin kaçmasını sağlamak. DAİŞ’in serbest kalması bölge halkları ve dünya için de bir tehdittir. Bu işgal ve saldırılara karşı bizlerin birlik olması ve topraklarımıza yabancı birilerinin girmesine engel olmamız gerekmektedir. Zaten bu güçler çoğunlukta da kadınları hedef almaktadır. Kadının gücünün ortadan kalkmasını amaçlamaktalar. Bunun kanıtı ise; siyasetçi bir kadın olan Hevrin Xelef’in çetelerce katledilmesidir. Kadınlarımız ve halklarımız buna karşı birlik olmalı ve bu saldırıların karşısında durmalıdır.”