Etnik soykırım ve demografi değişimi formu devam ediyor

179

“Kuzey ve Doğu Suriye’de etnik soykırım ve demografi değişimi” formunun ikinci oturumunda işgalcilerin etnik soykırım saldırıları ve demografik yapının değiştirilmesi politikaları üzerine sunumlar yapıldı, tanıklıklar anlatıldı.

Rojava Stratejik Araştırmalar Merkezi (NRLS) tarafından, “Kuzey ve Doğu Suriye’de etnik soykırım ve demografi değişimi” adıyla Qamişlo’nun Rimêlan beldesindeki Aram Tigran Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen forum devam ediyor.

Forumun ikinci oturumunda etnik soykırım saldırıları ve demografik yapının değiştirilmesi politikalarının hukuksal boyutu ve gelinen boyut ele alındı. Cizre Bölgesi Toplumsal İşler Komitesi eski Eşbaşkanı ve hukukçu Dr. Zozan İbrahîm’in moderatörlüğünü yaptığı oturumda, Cizre Bölgesi İnsan Hakları Örgütü Başkanı Evîn Cuma bölgedeki hak ihlallerine ilişkin hazırlanan raporu okudu.

İNSANLIK SUÇLARINA DİKKAT ÇEKİLDİ

Raporda, Türk devleti ve çetelerinin Kuzey ve Doğu Suriye’de işlediği savaş ve insanlık suçlarına dikkat çekildi. Raporda etnik soykırım saldırılarında Efrîn’de 54’ü işkence altında olmak üzere Bin 213 sivilin, Serêkaniyê’de ise 19’u sınır hattındaki askerlerin açtığı ateş sonucu olmak üzere 271 sivilin Türk devleti tarafından katledildiği vurgulandı.

Efrîn Bölge Meclisi Başkan Yardımcısı Israfîl Mustefa da, Türk devleti ve çetelerinin Efrîn’deki uygulamalarına ilişkin seminer verdi. Mustefa, Türk devleti ve çetelerinin Efrîn’de etnik soykırım ve demografik yapının değiştirilmesi politikaları çerçevesinde sivillere dönük katletme, kaçırma, zorunlu göç, şantaj, fiziki işkence ile kentteki okul, kutsal mekan ve ibadet alanlarını tahrip etme gibi suçlar işlediğini söyledi. Efrîn’de kadınlara çarşaf giyme zorunluluğu getirildiği ve kadınların dışarıya yanlarında yakın akrabaları olan erkek olmadan dışarıya çıkmasının yasaklandığını ifade eden Mustefa, kentte 50 kadının katledildiğini, 210 kadının yaralandığını, 60 kadının tecavüze maruz kaldığını ve 3 kadının da maruz kaldıkları karşısında intihar ettiğini dile getirdi.

Israfîl Mustefa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne, Efrîn’deki işgalcilerin çıkarılması ve zorunlu göçe tabi tutulan halkın evlerine dönmesinin koşullarının yaratılması için acilen harekete geçme çağrısı yaptı.

‘KENTLER ETNİK SOYKIRIM SALDIRISINA UĞRADI’

Özerk Yönetim Yürütme Meclisi Eşbaşkan Yardımcısı Hemdan Hesen El-Ebd ise Girê Spî’de yaşanan etnik soykırım ve demografik değişime ilişkin konuştu. Girê Spî’de, Türk devletinin işgal saldırıları ile birlikte huzur ve güvenlik ortamının tamamen ortadan kaldırıldığını belirten El-Ebd, işgalciler tarafından kentte siviller arasında 7 patlamanın gerçekleştirildiğini ve bu bombalı saldırılar ile halkın göç etmesinin hedeflendiğini söyledi.

Girê Spî’de sivillerin fidye karşılığı kaçırıldığını, işkence uygulandığını ve cezaevlerine atıldığını kaydeden El-Ebd, halka ait tüm mal ve mülklerin de yağmalandığını ifade etti.

İkinci oturumun son semineri ise Serêkaniyê’li Ebdulrezaq Eryanî tarafından verildi. “İşgalden önce ve sonra Serêkaniyê” başlığıyla seminer veren Eryanî, Serêkaniyê’de tüm halk ve inançların ortak bir yaşam sürdürdüğünü ve Özerk Yönetim ile herkesin haklarının garanti altında olduğunu belirterek, işgal saldırıları ile kentin bir etnik soykırım saldırısına sahne olduğunu söyledi..

İgal saldırılarına maruz kalan Serêkaniyê ve Girê Spî’liler etnik soykırım saldırıları ve demografik değişime tanıklıklarını anlattı.

Forum, etnik soykırım saldırıları ve demografik yapıyı değiştirme politikalarına karşı izlenebilecek yol ve mekanizmanın ele alındığı üçüncü bölüm ile devam ediyor.