22 Ağustos 2019, Perşembe
Ana Sayfa Açıklamalar Erdoğan Avrupa’da provokasyon peşinde

Erdoğan Avrupa’da provokasyon peşinde

1477

KCDK-E Eş Başkanlık Divanı: Erdoğan’ın Fransa, İsviçre, Belçika ve özellikle de Almanya’da bazı şahsiyetlere suikast düzenleyerek, bazı işyerleri kundaklayarak, miting ve yürüyüşlerde katliam yaparak PKK üzerine atmayı planlıyor.

Türk devleti, Kürtlerin bir statüye kavuşmaması, kendi iradeleriyle kendilerini yönetecek bir toplumsal yapıyı inşa etmemeleri için, tam bir seferberlik zihniyetiyle büyük bir katliam ve soykırım politikasını hayata geçirmektedir. IŞİD’i besleyip silahlandırmasının da, Kobanê’nin düşmesi için yürüttüğü savaş taktiği de, uluslararası alanda yürüttüğü diplomasi de, en son olarak Efrin’i işgal etme stratejisinin nedeni de bundan dolayıdır.

Efrin’i işgal etme planı oldukça riskli olmasına rağmen bunu pratikleştirmeye çalışmaktadır. ABD ve Rusya arasındaki çelişki ve çatışmadan da yaralanarak, İran ile Suriye ve Irak’ın aynı nedenlerden dolayı hem sessiz kalmaları, ama aynı zamanda da başka biçimlerde onay vermeleri nedeniyle Efrin’e saldırmıştır. Buna karşı olarak SDG güçleri ve Efrin halkı tam 35 gündür bu işgal-katliam ve soykırıma karşı kahramanca bir direniş yürütmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önce ‘3 günde’, sonra ‘3 haftada’, daha sonra direnişin büyümesi ile birlikte ‘zamana değil neticeye bakacağız’ dediği Efrin’de yaşayan halkların yutulacak kolay bir lokma olmadıklarını bu süre içerisinde çok daha iyi anlaşılmıştır. Her türlü katliam ve sivil soykırıma rağmen Efrin halkı direnmeye devam etmektedirler. Efrin’de yaşayan halk direnişleriyle büyük bir saygınlık kazanmış, uluslararası düzeyde basının, sivil toplum örgütlerinin ve ilerici insanlığın taktirini kazanmış ve dolayısıyla Türkiye büyük bir çıkmaza ve giderek büyük oranda teşhir ve tecridi yaşar bir konuma gelmiştir.

Efrin halkıyla dayanışma içerisine girmeyen, bu konuda açıklama yapmayan hemen hemen tek bir sivil kurum yoktur. Uluslararası düzeyde çalışma yürüten kurumlar Türk devletinin işgalci, katliamcı ve barışa karşı savaşı esas alan bir konumda olduğunu, dolayısıyla bir an önce işgalden vazgeçme çağrısında bulunmuştur. Türk devleti hem Efrin’deki direnişi hem de uluslararası kamuoyunun bu kadar derin ve sert olacağını düşünmediğinden şimdi askeri ve politik manevralarının yanında yeni bir uluslararası komplo ve provokasyon peşine düşmüştür. Özellikle Avrupa’da Efrin işgaline karşı gelişen haklı tepki ve sivil toplum örgütlerinin direnişi destekleme temelinde ortaya çıkan ortak iradeyi bölme ve Avrupa’daki Kürtlerin ve dostlarının etkinliklerini, eylem ve faaliyetlerini kriminalize etme çabasının olduğunu belirtmek istiyoruz.

Avrupa’nın birçok ülke parlamentosunda yer alan bakan, parlamenter, milletvekili ve bazı bürokratların Türk ordusunun IŞİD ve El Nusra çeteleri ile birlikte işgal ettiği Efrin’de yapılan katliamı kınama çağrısı ve bu konuda yapılan çalışmalar oldukça önemli olduğunu ve giderek zorlandığını gören Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu iradeyi, ortaya çıkan uluslararası gücü bertaraf etmek için Avrupa’da PKK adına bazı girişimlerde bulunduğunu burada bir kez daha açıklama ihtiyacını duyuyoruz. Aldığımız güçlü ve sağlam istihbarata göre Erdoğan’ın Fransa, İsviçre, Belçika ve özellikle de Almanya’da bazı şahsiyetlere suikast düzenleyerek, bazı işyerleri kundaklayarak, miting ve yürüyüşlerde katliam yaparak PKK üzerine atma planlaması vardır. Aldığımız bu bilgi güvenilir yerlerdendir, benzer tehditler Türk çetelerine ait sosyal medyada hesaplarında da açık bir biçimde yazılmaktadır.

Tüm Avrupa devletleri ve özellikle Almaya hükümeti bilmelidir ki Kürtler ve Kürtler adına faaliyet yürütün tüm örgüt ve partilerin ne böylesi bir stratejileri ne Avrupa’da böyle bir planlamaları ne de bu tarzda bir çalışmaları vardır. Kürtler bugüne kadar hiçbir zaman Avrupa’da kriminal eylem yapma gibi bir düşünceleri olmadığı gibi bundan sonra da olmayacaktır. Yaşadıkları ülkelerin yasalarına ve hukukuna saygı göstermiş ve oranın halkıyla, toplum ve politik yapılarıyla uyumlu olmuşlardır. Terör, terörizmi, şiddeti ve katliamı en derin haliyle yaşayan ve buna maruz kalan Kürtler aynı tarzı benimsemedikleri gibi, dün olduğu gibi bundan sonra da bu tür bir anlayışa ve eylem tarzına karşı olmaya devam edeceklerdir.

Ancak biliyoruz ki, terörü ve terörizmi Kürtlere karşı kullanan Türk devleti ve Recep Tayyip Erdoğan’dır. Avrupa’nın birçok yerinde ajan ve tetikçilerini göndererek Kürtlere karşı terör ve terörizm uygulamıştır. Paris’te katledilen üç Kürt kadını buna en somut örnektir. Yine Almanya’da yakalanan ve Almanya mahkemeleri tarafından cezalandırılan birçok katil adayının ortaya çıkması ile bu durum çok daha berrak bir biçimde somutluk kazanmıştır.

Türk devleti ve Recep Tayyip Erdoğan’ın, Avrupa’da Kürtlerin haklı mücadelesini kirletmek, kaos, terörizm ve kriminal eylemlerle Kürtlerin özgürlük mücadelesine kan bulaştırmak ve Kürtlerin haklılığına gölge düşürmek, yine “bakın işte Kürtler nasıl şiddet uyguluyor, nasıl insanları, vatandaşlarımız öldürüyor” diyerek, Avrupa kamuoyunun nezdinde kriminal bir algı oluşturmak için bazı terörist eylemlerde bulunma çabasına karşı, tüm Avrupa ülkelerini ve özellikle Almanya hükümetini uyarıyoruz. Daha önce yapılan uyarıları dikkate almayan Almanya, bundan bir süre önce Amedspor’da futbol oynayan Deniz Naki’nin arabası taranmış, ölümden kıl payı kurtulmuştur. Şimdi de Erdoğan bizzat örgütlediği bazı çetelerle hem Türk vatandaşlarına hem Alman hem de diğer Avrupa ülkelerinin vatandaşlarına suikast düzenleme planlaması içerisindedir.

Erdoğan’ı, Türk devletini ve onun ne kadar terörist bir karaktere sahip olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bu nedenle başta Almanya, Fransa, Belçika olmak üzere tün Avrupa hükümetlerine diyoruz ki, bu tür terörist eylem ve girişimler olursa bunun tek sorumlusu Türk devleti ve onun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olacaktır. Bunu bir kez daha belirtirken Avrupa’da yaşayan halkımız ve dostlarımızı bu konuda duyarlı olma konusunda gerekli yaklaşımı gösterecekleri olan inancımızla “her yer Efrin her yer direniş” ruhuna uygun bir biçimde mücadelemizi yükseltme çağrımızı yeniliyoruz.