Efrin halkının sesi olmak için, işgale karşı mücadeleyi yükseltelim!

209

Efrîn’i işgal eden Türk devleti katliam, saldırı ve talanla o toprakların esas sahiplerini göçertti, evlerine, mallarına, tarihsel ve inanç değerlerine barbarca saldırdı.

Tüm Kürdistanın işgalini hedefleyen Türk devleti Efrîn’i eli kanlı çeteleri ile doldurarak Kürdistanın diğer bölgelerine büyük bir tehdit olmayı sürdürmektedir. TC’nin uluslararası egemen güçlerin desteğini alarak gerçekleştirdiği bu soykırım işgali Efrîn’e örülen duvarlarla utanca dönüşmüştür.

Hiçbir hukuk ve uluslararası kurala uymayan Türk devleti ve onun AKP-MHP faşist bloku Kürdistan coğrafyasını saldırarak, bombalayarak Efrîn’i işgal etti. Kürtlerle barış içinde birlikte yaşayan Efrîn halklarının toprakları, dünyanın gözü önünde işgal ve talan edildi. Demokratik yaşamın örnek bir modeline yapılan bu saldırı tüm ilerici insanlığa, özgürlük ve eşitlik paradigmasına karşı yapılmıştır. Efrîn’in işgaliyle büyük bir göç gerçekleşmiş ve dışardan yerleştirilen çetelerle bölgenin demografik yapısı değiştirilmiştir. Efrîn insanlık düşmanı daiş ve cihadist grupların merkezi yapılmış ve Kürtlerin topyekûn etnik temizliğinin planlandığı merkeze dönüştürülmüştür.

Efrin’de gerçekleştirilen işgal açık göstermiştir ki, tüm Kürdistan bir tehlike altındadır. Dört parçadaki Kürdistanlılar, Ortadoğu devrimci demokratları ve dünya ilerici vicdan sahibi insanlar buna karşı kararlı mücadelelerini sürdürmektedirler.

Türk devleti ve onun faşist AKP-MHP ittifakı Kürt düşmanlığında sınır tanımıyor. Öyle ki insanlığın umudu olan Rojava’da ki kadın özgürlükçü ve eşitlikçi modelin tüm Ortadoğu’da hayat bulmasını önüne geçmek istemektedir. Bu nedenle Kürt karşıtı kirli savaşı hem içerde ve hem de dışardan daha da pervasız hale getirmektedir. Sınır ötesi operasyon adı altında Güney Kürdistan’a dönük yoğun işgal girişimleri bu nedenledir. Güney Kürdistan’a dönük sınır ötesi operasyon altında yapılan bu işgal girişimlerinin bir diğer sebebi de İstanbul seçimleri için milliyetçi oylara malzeme olarak kullanılmak istenmesidir.

Uluslararası güçlerin sessizliği Türk devletinin önünü açmış, başta Güney olmak üzere tüm Kürdistan’da işgal ve saldırılarını pervasızlaştırmıştır. Rusya’nın Efrîn işgalinde hava sahasını açarak Türk devletinin işgaline açık destek sunması ve uluslararası güçlerin buna sessiz kalmaları bu işgalde onları suç ortağı yapmıştır. Bugün Güney Kürdistan’a yönelik Türk devletinin işgal saldırılarına karşı da benzer bir sessizlik sürüyor. Uluslararası sessizlik ve suç ortaklığı Kürdistan’ın her parçasında katliamlara zemin sunuyor.

Efrîn’de örülen duvarlarla kalıcılaştırılmak istenen işgale karşı durmak ve  Efrîn halkının topraklarına tekrar dönmesini sağlamak için daha güçlü bir sahiplenmeye ihtiyaç vardır. Efrîn’i işgalden kurtarmanın ve yeni işgallerin önlenmesi ancak etkin bir şekilde sahiplenmeyle mümkündür.

Avrupa halklarına işgalci Türk devletinin gerçek yüzünü teşhir ederek bunu durdurabilecek gücümüz vardır.

Leyla Güven’in öncülüğüyle başlayan ve yaklaşık 7 ay süren tarihi açlık grevi ve ölüm orucu direnişleri Kürdistan hakları ve ilerici insanlığın önderi olmuş Öcalan üzerindeki tecridi kırmış ve dünya kamuoyunun gündemine sokmayı başarmıştır. Faşizm dipten sarsmış bu tarihsel direnişin ışığında Efrîn ve Güney Kürdistan’ı güçlü sahiplenmeliyiz. Türk devletinin tehditlerine ve işgal emellerine karşı benzer bir kararlı mücadele vererek geriletebiliriz.

Efrîn’in etrafına betondan duvarlar örerek Kürdistan’dan koparmak, DAİŞ ve cihadistlerin katliam planlama merkezlerine dönüşmesine sağlamak isteyen Türk devleti ve diktatör Erdoğan’a karşı Efrîn’i güçlü bir sahiplenmeyle savunmalıyız. Aynı emmelerini Güney Kürdistan üzerinden gerçekleştirmek isteyen işgalci Türk devletine karşı kararlı bir şekilde mücadele vermeliyiz. Uluslararası kurumları, insanlık ve tüm toplumsal katmanları bilgilendirerek Efrîn’i sahiplenmeyi büyütmeliyiz.

8 Haziran cumartesi günü, Ebert Platz, 50668 Köln adresinde, gerçekleşecek büyük yürüyüşe vicdan sahibi kurum, aydın, herkesi katılmaya çağırıyoruz. Sadece katılma değil, herkesin tüm imkanları ve yeteneklerini, ilişkilerini kullanarak bu sahiplenmenin güçlü geçmesi için çaba sarfetmeye ve Efrîn’in sesi olmaya çağırıyoruz.

KCDK-E Eş Başkanlık Divanı
5 Haziran 2019, Brüksel