Demokrasi ve özgürlük için diktatör Erdoğan’a karşı 28 Eylül’de Berlin`de 29 Eylül Köln’de gerçekleştirilecek Merkezi Yürüyüş ve mitinglere katılalım.

363

Kürt halkının kazanımlarını katliam ve savaş politikaları ile yok edemeyen TC, Dersim ve diğer Kürt illerinde ormanları ve doğayı yakmakta-yıkmaktadır. ekolojik Rojava ve Şengal saldırıları, Efrin işgali ve Güney Kürdistan kuşatması halkımıza ve mücadelemize karşı topyekun kirli bir savaş yürütmektedir.

Faşist iktidar İmralı’da Kürt Halk önderi Reber APO’ya uyguladığı tecritle savaş ve katliam politikalarını derinleştirmektedir. Kürt halk önderi Reber APO şahsında uygulanan tecrit Kürt halkına ve demokrasiye uygulanan bir tecrittir. Halkımız ve dostlarımız direnişiyle bu kirli politikaları boşa çıkaracaktır. Kürt özgürlük mücadelesi karşısında zorlanan ve krize giren Türk devleti tüm parçalardaki Kürdistanlılara karşı kirli ve kuralsız bir savaş yürütmektedir.

Kürt halk önderi Reber APO’nun demokratik ulus paradigması Ortadoğu’da tüm kimliklerin ve inançların özgür ve ortak yaşamının temeli olmuştur. Tüm Ortadoğu’da ve dünyada umut olan bu paradigma tekçi Türk devletinin ve işbirlikçilerini korkutmaktadır.  Hiçbir savaş ve katliam politikası özgür yaşam paradigmasını durduramayacaktır. İşte bu nedenle Türkiye ve Ortadoğu’nun demokratikleşmesi ve özgürleşmesi  Reber APO’nun özgürlüğü ile birbirine bağlıdır.

Tekçi AKP-MHP faşist rejimi halkların iradesini gasp ederek, sefalet ve yoksulluk dayatmaktadır. Muhaliflere, aydın, akademisyen, gazeteci, sendika hareketleri, STÖ Kürdistanlı ve Türkiyeli muhalifleri baskı, katliam ve tutuklamalarla susturmak için tüm yöntemleri kullanarak ülkeyi tek tipleştirmek istemektedir.

Farklı kimlik ve inançları yok etmek için tüm kirli yöntemleri kullanmaktadır. Milliyetçi ve mezhebçi söylemleri kullanıp şovenizmi büyüterek halklar ve inançlar arası çatışmayı büyütmek istemektedir. Savaş ve katliam politikalarını sınır dışına taşıyarak Ortadoğu ve dünya halklarının başına bela etmektedir.

Faşist Türk devletinin kirli politikaları artık gizlenemez bir noktaya gelmiştir. Emekçi halklar, yoksullar, kadınlar ve inançlar tarafından bu tehlikeli gidişat görülerek gün yüzüne çıkarılmıştır. Ülkeyi ekonomik bir felaketin eşiğine getiren faşist AKP-MHP ittifakı ve onun başını çeken diktatör Erdoğan ekonomik, siyasi ve toplumsal kriz yasamaktadır.

Kürt halkının kanını akıtmak ve Kürdistanı işgal etmek için kirli bir savaş yürüterek Türkiye ekonomisini bitişe sürükleyen diktatör Erdoğan kapı kapı gezerek Avrupa’dan ve dünyadan para dilenmeye çıkmıştır. Bu kirli savaşa her türlü silah satışı yaparak destek sunan Almanya bu kirli politikaların ortağı olmuştur.  Almanya yaptıkları kirli anlaşmalar, silah satışları ve ekonomik çıkarları için insanlık değerlerini ayaklar altına almaktadırlar.

AKP-MHP faşizmini ve diktatör Erdoğan’ı desteklemekle yetinmeyen Almanya, diktatör Erdoğan’ı Almanya’ya davet ederek, gayri meşru, gaspçı Erdoğan’ı meşrulaştırarak insanlık değerlerini ve vicdanını hiçe saymaktadırlar.

Diktatör Erdoğan’ı ancak birleşik bir mücadele ve direnişle durdurabiliriz
Her birimizin gerekçeleri farklıda olsa hepimiz bu kirli savaş ve tekçi politikaların mağdurları ve yok sayılanları olarak ortaklaşmalıyız ve gücümüzü birleştirmeliyiz.   Bu süreçte diktatör Erdoğan’a karşı birlik ruhuna ters ayrı etkinlikler ve eylemler yürütmek demokrasi mücadelesini zayıflatacak ve bu diktatöre yarayacaktır.

Kürt, Türk, Laz, Çerkes, Asuri-Süryani, Ermeni, Alman, Hristiyan, Müslüman, Alevi, kadın, genç ve muhalif herkes önemli bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Türkiye halklarını bekleyen, dünyayı tehdit eden bu tehlikeye karşı ayrı duruşlar, etkinlikler değil ortak mücadele yürütmek ve tüm güçlerimizi ortaklaştırmak esastır.

Şırnak, Cizre, Sur, Efrin’de yakıp, yıkan, gasp eden, katleden, Şengal’de Ezidi halkımızı barbar DAİŞ çetelerini finanse ederek kıyımdan geçiren, Kürde ve insanlığa düşman diktatör Erdoğan’a karşı birleşik mücadele ve direniş tek çözümdür.

Bu nedenle ““Erdoğan not welcome” adıyla 132 farklı Alman, Kürdistanlı, Türkiyeli kurumun ortak organize ettiği yürüyüşlere katılarak herkesi demokrasi ve özgürlük cephesini güçlendirmeye çağırıyoruz.

KCDK-E olarak Kürt, Türk, Laz, Çerkes, Asuri-Süryani, Ermeni, Alman, Hristiyan, Müslüman, Alevi, kadın, genç ve muhalif herkesi diktatör Erdoğan’a karşı ortak tepki gösterebilmek için “Erdoğan not welcome” bileşenleri olarak aşağıdaki tarih ve şehirlerdeki merkezi yürüyüşlere katılmaya çağırıyoruz.

Herkes seferberlik ruhu ile, evlerine kilit vurarak tüm gücüyle çalışarak, diktatöre karşı görkemli yürüyüşlere katılarak, demokrasi ve özgürlüğün sesini yükseltmelidir

Diktatör Erdoğan’a AKP-MHP faşizmine ve onu davet ederek destekleyen Alman devletine karşı tek ağızdan cevap vermek için demokrasi ve eşitlik bloğunu ortak eylemlerine katılmaya çağırıyoruz.

28 Eylül’de Berlin Merkezi Yürüyüşüne Katılacak Şehirler
Oldanburg, Hamburg, Bremen, Hannover, Kiel, Kassel, Salzgitter, Magdaburg, Dresden, Halle, Berlin
Yer: Postdamer Plalz Berlin, Başlama Saati: 16.00

29 Eylülde Köln Merkezi Yürüyüşüne Katılacak Şehirler
Munster, Bilefeld, Dortmund, Essen, Duisburg, Düsseldorf, Bonn, Köln, Gissen, Mainz, Darmstadt, Saarbruken, Suttgart, Munchen, Nurnberg, Heilbron, Pforzheim, Ulm, Bodensee
Yer: Deuterwerft in Köln, Toplanma saati: 10.00, Başlama saati: 11.00’de

KCDK-E Eş Başkanlık Divanı