BÜYÜK DİRENİŞ, BÜYÜK ZAFER

191

8 Kasım 2018 tarihinde Leyla Güven’in “Ben siyasette PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kadının siyasette yer alması perspektifinden esinlenerek aktif olarak yer aldım. Bugün Sayın Öcalan üzerindeki tecrit sadece bir kişiye değil, bir halka uygulanıyor. Tecrit bir insanlık suçudur. Ben de bu halkın bir parçası olarak, Sayın Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek amacıyla süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlıyorum. Bundan sonra mahkemeye hiç bir savunma yapmayacağım. Yargı hukuksuz kararlarına son verene kadar ve tecrit kaldırılana kadar eylemime devam edeceğim. Gerekirse eylemimi ölüm orucuna da dönüştüreceğim” sözleriyle başlattığı açlık grevi direnişi, cezaevleri, Hewler, Maxmur, Strasburg, Paris, İngiltere, Hollanda, Almanya, Kanada, Avusturya ve İsviçre gibi merkezlerde direniş alevine dönerek büyüdü.

İmralı tecridine karşı DTK Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde başlayan ve dalga dalga yayılıp binlerin bedenlerinde vücut bulan açlık grevleri ile ölüm oruçları faşizme karşı zafere doğru çağın en kitlesel direnişine dönüştü.
Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu halklarının üstüne kabus gibi çökmüş faşist tekçi Erdoğan diktatörlüğünün savaş, talan, katliam ve tecritine karşı başlayan büyük başkaldırı direnişi, bedenlerini ölüme yatıran binlerin duruşuyla karşılık verdiler. Bedenlerini ölüme yatırmış kararlı direnişçiler, tecrit kırılıncaya kadar direnişi sonuca götürmenin mücadelesini verdiler.

BİNLERİN DİRENİŞİ, BEYAZ TÜLBENTLİ ANNELERİN DİRENİŞİYLE BÜTÜNLEŞEREK SONUÇ ALDI

Mücadele tarihimizin onurlu sayfalarında yerini alan açlık grevi ve ölüm orucu direnişi, zafer kazanarak sonuca gitti. Ağır bir tecrit içinde olan Reber Apo’nun 8 yıl sonra avukatlarıyla görüşmesinin sağlanmış olması, tecritin kırılması bu kararlı duruşun ve direnişin sonucu olmuştur. Beyaz tülbentli anaların sokaklara dökülerek bu direniş halkasına kilitlenmiş olmaları, bu mücadeleye bir üst aşamaya taşıyarak faşist tekçi iktidarı zora sokmaları korku çemberini kırmıştır. Beyaz tülbentli analar tarih sayfasına “Beyaz Tülbentler Hareketi” olarak kalıcı bir isim yazmışlardır. Tüm ahlaksız, insanlık dışı saldırılara rağmen bir tek geri adım dahi atmayan analarımız kesin zafere giden yolu açmıştırlar. Bu yol haklı mücadeleyi zafere taşımıştır. Tekçi AKP-MHP hükümeti sahte söylem ve yanılsamalarla durumu geçiştirmeye çalışsa da direniş zafere götürmüştür

AVRUPA’DA HALKIMIZ, DEVRİMCİLER, YILMADAN, USANMADAN HER GÜN ALANLARA ÇIKARAK, BÜYÜK DİRENİŞİN İÇİNDE ONURLU YERİNİ ALMIŞTIR

Açlık grevinin ilk gününden itibaren Avrupa ve dünyanın tüm merkezlerinde yaşayan halkımız, devrimciler, demokratlar, kadınlar, Avrupa’nın ilerici halkları büyük direnişin içinde yer alarak saflarını belirlemişlerdir. Yüzlerce eylem, etkinlikle yek vücut olarak Avrupa kurumları ve Türk devletine karşı açlık grevi direnişçilerinin sesi olmuşlardır.

6 aydır süren çağın direnişine Avrupa ve dünyadan ses veren on binler kararlı duruşlarıyla bu direnişin büyümesinin öznesi olmuşlardır. Bu kararlı duruş direnişle birleşerek diktatör Erdoğan’a geri adım attırmıştır. Yine bu direnişin içinde yer alarak devrimci tutum takınan Türkiyeli devrimci, demokrat, aydın ve Avrupalı dostlar kazanılan bu onurlu zaferin ortağı olmuştur.

TÜM MERKEZLERDE Kİ AÇLIK GREVİ DİRENİŞLERİ, DURUŞLARIYLA DİRENİŞİN ZAFERE TAŞIYANLARDIR

Başta bedenlerini ölüme yatıran 31 kişilik ölüm orucu direnişçileri olmak üzere, Leyla Güven, Nasır Yağız, Zindanlar, Strasbourg ve daha bir çok merkezde ki açlık grevcilerinin kararlı duruşları ve sahiplenişleriyle direnişi zafere taşımıştır. Bu kararlı direniş dünya kamuoyuna mal olmuş ve sonuç alma noktasına getirmiştir. Faşist AKP-MHP rejimin göz ardı edebileceği ve kaçacağı bir durum kalmamıştır. Bu direniş karşısında haklı talepleri kabul etme ya da red ederek teşhir olma gerçeği ile karşı karşıya kalan tekçi rejim mücadele karşısında geri adım atmıştır.

Bedenlerini ölüme yatıranlar, büyük direnişleriyle, büyük bir zafere imza atmışlardır. Bu direniş fitilinin ilk öncüleri haline gelen Ümit Acar, Zülküf Gezen, Ayten, Medya, Zehra, Uğur, Yonca Akıcı, Sıraç Yüksel’in fedai eylemleri büyük direnişin zafere taşıyanları olmuşlardır. Anıları mücadelemizde yaşayacaktır.

Yine tecrite karşı bedenlerini açlığa yatıran Türkiyeli devrimciler Kürt halk önderi Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması içinde cezaevlerinde ve Avrupa’da bu direnişin öznesi oldular.

TECRİT KIRILMIŞ, FAŞİST İKTİDAR DARBE ALMIŞTIR

Açlık grevi ve ölüm orucu direnişi büyük mücadelesiyle tecriti kırmış, tekçi faşist iktidarı darbeleyerek geriletmiştir. Şimdi her zamankinden daha çok çalışarak faşizmi yıkma mücadelesini kararlılıkla sürdürerek özgür yaşam için mücadele etmeliyiz.

Tekçi rejim baskı ve savaş ile halkları ve özgürlükleri tehdit etmeye devam etmektedir. Efrin toprakları TC tarafından gasp edilmiş, Kürdistan’ın tüm parçalarında işgal girişimleri devam etmektedir. Faşist baskılar ve tehditler ağırlaşarak sürmektedir.

Her zamankinden daha çok çalışarak, kazanımları büyüterek özgürleşme mücadelesini büyütmek için daha çok mücadele etmeliyiz. Faşizmi tam olarak geriletmek ve yıkmak için bir an bile geri adım atmadan, mücadeleye kararlı adımlarla sürdüreceğiz.

Ortadoğu’da barışın umudu, çözümün adresi olan Öcalan’ın özgür çalışır ve yaşar olması için mücadeleye her zamankinden daha çok sahiplenerek büyütmek gerekiyor.

KCDK-E olarak açlık grevi direnişlerine bedenlerin yatıran binlere, dünyanın bir çok merkezinde direniş içinde yer alan yurtsever halkımıza, mücadeleyi içinde yer alarak sahiplenen Türkiyeli devrimcilere, desteğini veren Avrupalı dostlara, kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz.

Aylardır gece gündüz demeden sokaklarda, alanlarda olan halkımızı büyük direnişin büyük zaferini kutlamak için coşkuyla sahiplenmeye, sokaklara ve alanla çıkmaya çağırıyoruz.

KCDK-E Eş Başkanlık Divanı
26 Mayıs 2019, Brüksel