Berlin’de YJA Star ve YPG filmleri

663

7’nci Berlin Kürt Film Festivali devam ediyor. Şimdiye kadar birçok filmin izlendiği festivalde, dün de DAİŞ’e karşı direnişleri anlatan iki film gösterildi.

Berlin’de 7’ncisi yapılan Kürt Film Festivali, Kürdistan’ın dört parçasından filmlerin gösterimiyle devam ediyor. Rojava, Şengal, Kobanê direnişi, Kürt tutsakların Amed direnişi olmak üzere birçok temada filmlerin gösteriminin yanı sıra Yılmaz Güney ve Kürt sinemasında kadın konuları olmak üzere birçok başlıkta da paneller yapılıyor. 20 Haziran’da son bulacak festival çerçevesinde dün de iki önemli film gösterildi. Filmlerden biri Zaynê Akyol’un yönetmenliği yaptığı “Gülistan” ve diğeri Ekrem Heydo’nun yönetmenliği yaptığı El-Nusra’nın Serê Kaniyê saldırısını konu alan “Bihuşta Min” filmi.

KÜRT KADIN GERİLLALARIN DİRENİŞİ

Akyol’un yönetmenliği yaptığı “Gulistan”, Kandil, Kerkük, Maxmur’da çekilmiş. Film, DAİŞ’in Şengal’e saldırısına karşı Êzidîleri kurtarmak için gidecek bir grup genç kadın gerillanın eğitim, günlük yaşamın yanı sıra gerillada olmalarının nedenlerini irdeliyor. Bir yolculuk hikayesi olan filmde yönetmen Akyol, Kürt kadınlarının DAİŞ’e karşı savaşının arka perdesine işaret ediyor. Filmde, savaşın tek başına çözüm olamayacağına da vurgu yapan yönetmen, kadın eksenli yeni bir yaşamın kurulmasından kadın gerillaların rolüne de değiniyor. Zaynê Akyol, filminde Kürt kadın gerillaların mücadelesini çok açık ve net hatlarla dünya sinema seyircisine anlatıyor.

Gösterimden sonra seyircilerin sorularını yanıtlayan belgeselin yapımcılarından Mehmet Aktaş, “DAİŞ’in saldırısından sonra Şengal’e gidecek olan kadın gerillanın serüvenine tanıklık ettik. Kameralarımızı onların gündelik yaşamı, tartışmaları ve yeni yaşama bakış açılarını kayıt altına aldık” dedi.

‘BİHUŞTA MİN’

Gösterilen diğer bir film ise Rojavalı Yönetmen Ekrem Heydo’nun El-Nusra çetelerinin 2012 yılında Serê Kaniyê saldırısını konu alan “Bihuşta Min” oldu. Film, çetelere karşı YPG ve YPJ’nin direnişinin yanı sıra saldırılar öncesindeki Serê Kaniyê’deki Arap, Kürt, Çeçen ve Ermenilerin birlikte yaşamını irdeleyerek, saldırılar sonrasında bu halkların birbirine nasıl düşman hale getirildiğini anlatıyor. Ermeni Ara’nın arazilerine el konulması, Arapların çetelere katılması ve Kürtlerin katledilişi, ardından da direniş saflarında yer almasını irdeleyen film, kurgu, kamera ve sinemasal estetiği açısından da kusursuz. Film, Serê Kaniyê’nin özgürleştirilmesi ve Ermeni Ara’nın arazilerinin çetelerden alınmasıyla son buluyor.

Yönetmen Ekrem Heydo, film çekimleri için birçok kez Rojava’ya gittiğini belirterek, “Çatışmaların sürdüğü dönemde çekimler yaptım. Orada yaşayan halkların cennetinin bu saldırılar sonucunda nasıl cehenneme çevrildiğini vermeye çalıştım. Ancak şu anda bütün kontrol Kürtlerin elinde, diğer halklar da özgür ve demokratik bir şekilde haklara sahip. Başta eğitim olmak üzere bütün alanlarda kendi kimlikleriyle yaşayabiliyorlar” diye konuştu.