Berlin’de ‘DAİŞ’e karşı mücadelede Kürtlerin rolü’ konulu seminer

470

Berlin’de düzenlenen “DAİŞ’le mücadelede Kürtlerin rolü” konulu seminer Batı ve Güneyli Kürdistanlı temsilcileri Avrupalı siyasetçilerle buluşturdu.

Romanya eski cumhurbaşkanı Emil Constantinescu Kürtlerin mücadelesini desteklediğini belirtirken, Güney Kürdistan Parlamentosu Başkanı Sadık ise “DAİŞ’le mücadele Kürtler arasında demokrasiyi zayıflattı” dedi.

Almanya’nın başkenti Berlin’de bulunan Kültür Diplomasisi Enstitüsü adlı kuruluş bugün önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Ulusal ve uluslararası çalıştayların düzenlendiği enstitüde bugün gün boyu “DAİŞ’le mücadelede bölgesel aktör olarak Kürtler” başlıklı bir seminer düzenleniyor.

Kültür Diplomasisi Enstitüsü ve Benelux ülkelerindeki (Belçika, Hollanda ve Lüksemburg) Rojava-Kuzey Suriye Temsilciliği’nin işbirliği seminerde DAİŞ’le aktif şekilde mücadele eden Batı ve Kürdistan’daki aktörler yaşadıkları zorları Avrupalı siyasetçilerle paylaştılar.

Seminer, Rojava-Kuzey Suriye’nin Benelux ülkelerindeki temsilciliğinden Aviva Stein’in açılış konuşmasıyla başladı. Daha sonra söz alan Kültür Diplomasisi Enstitüsü Direktörü Mark Donfried böyle bir buluşmaya ev sahipliği yapmaktan gurur duyduklarını belirtti. DAİŞ’le mücadelede diplomasinin önemine dikkat çeken Donfried devamla şöyle konuştu:

“Her türlü aşırılığa karşı kültürel diplomasiyi geliştirmeliyiz. Çünkü görüş-alış verişi, müzakere kültürü geliştikçe aşırılıklar da ortadan kalkacak. Aşırılık sadece Ortadoğu’da değil, Avrupa ve Amerika’da da var. Son dönemde aşırı sağcı partilerin yükselişi bunun en bariz göstergesi.”

CONSTANTİNESCU: İKİ FARKLI GÜVENLİK ANLAYIŞI VAR

Seminerin ilk bölümünde söz alan Romanya eski cumhurbaşkanı Prof. Emil Constantinescu ise Kürtlerin mücadelesini desteklediğini ifade etti. Doğu bloğunun yıkılması öncesi Romanya’da verdiği mücadeleyi hem de sürgünde yaşadıklarını kısaca dile getiren Constantinescu “Bu tecrübelerimi Kürtlerle paylaşmaktan gurur duyuyorum” şeklinde konuştu.

Dünyada iki farklı güvenlik anlayışının olduğunun altını çizen Romanyalı politikacı ve bilim insanı “Birinci anlayışa göre tek süper güç ABD’dir, onsuz hiç bir şey yapılamaz. İkincisi ise bölgesel güçleri ve sivil toplumu da yanına alan bir güvenlik anlayışıdır. Bence yerel güçlerin katılımı dünyadaki çatışmaları azaltabilir” diye konuştu.

Uzun vadeyi önüne koyacak bir güvenlik politikasının oluşması gerektiğini belirten Constantinescu “Sorunu bütün yönleriyle ele almamız gerekiyor. Müzakere, diyalog, görüşme trafiği ve kültürel diplomasi şart. Eğer bu işe yaramazsa savaşlar dünyayı ortadan kaldırabilir” uyarısı yaptı.

Kültürel Diplomasi Çalışmaları Merkezi olarak akademisyenleri, siyasetçileri ve yerel güçleri bir araya getirdiklerini hatırlatan Prof. Emil Constantinescu son olarak “Ben sürgün ve mülteciliğin ne olduğunu iyi biliyorum. Güçlü bir demokrasi için mücadele etmeliyiz” çağrısı yaptı.

‘DAİŞ SADECE ASKERİ OLARAK YENMEK MÜMKÜN DEĞİL’

Seminerin birinci bölümün son konuşmacısı ise Güney Kürdistan Parlamentosu Başkanı Yusuf Muhammed Sadık’idi. Goran Hareketi üyesi olan Sadık özellikle Güney Kürdistan’ın DAİŞ’le verdiği mücadeleyi ve yaşanan eksiklikleri anlattı. Avrupa’daki son terör saldırılarına dikkat çeken Sadık, DAİŞ terörüne karşı verilen mücadelede Kürtlerin önemli bir aktör olduğunu söyledi.

DAİŞ’le mücadelede Güney Kürdistan’ın yaşadığı zorlukları anlatan Kürdistan Federe Bölgesi Meclis Başkanı devamla şöyle konuştu:

“Son terör saldırıları ve Avrupa’ya mülteci akını bir kez daha Kürtlerle işbirliğinin önemini gösterdi. Terörle mücadelede işbirliğimizi en üst seviyeye çıkartmalıyız. DAİŞ’i sadece askeri olarak yenmek mümkün değil. Orta ve uzun vadeyi kapsayacak bir konseptimiz olmalı.”

‘KÜRDİSTAN’DA SİVİL HAYATI GÜÇLENDİRMELİYİZ’

DAİŞ ile mücadelenin Güney Kürdistan’da demokrasiyi zayıflattığını savunan Sadık “Bu süre zarfında sadece DAİŞ bize zarar vermedi. Ayrıca DAİŞ ile mücadele ederken kendi aramızdaki sorunlar da derinleşti. DAİŞ’e karşı sadece askeri değil, sivil bir mücadele de verilmeli. Sivil hayatı güçlendirmeliyiz” şeklinde konuştu.

Güney Kürdistan’da iç savaşın tehlikesine dikkat çeken Sadık “DAİŞ tehlikesinin sürdüğü bu dönemde bazı gruplar Şengal’e saldırdı. Kürtler arası iç savaş korkusu uluslararası arenadaki işbirliğimize zarar verebilir” dedi. Türkiye ve İran’ın da bu durumu kullanmak için fırsat kolladığını ifade eden Sadık, devamla şu uyarıları yaptı:

“Türkiye ve İran bizim bu durumumuzu manipüle edip kullanmak istiyor. ABD ve Avrupa peşmerge gücünü yeniden yapılandırmak istiyor. Biz de bunu destekliyoruz. DAİŞ ile mücadelede Kürdistan halkı savaşçılarını destekliyor ve bu yüzden bu mücadele başarılı şekilde yürüyor.”

Kürdistan’ın dört parçasının demokrasi ve özgürlük mücadelesi verdiğine dikkat çeken Goran Hareketi üyesi Muhammed Sadık Güney Kürdistan’daki siyasi krize de vurgu yaptı. Sadık Güney Kürdistan’ı kast ederek “Yolsuzluk, kanunsuzluk ve haksızlığın olduğu bir yerde demokrasi ve özgürlük için güçlü bir mücadele verilemez” tespitinde bulundu.

Güney Kürdistan’daki siyasi krizin çözülmesi için “Orduyu siyasetten çekmek gerekiyor. Askeri güçlerin hakim olduğu bir yerde partiler ve sivil toplum özgürcü çalışma yürütemez” dedi. Dolaylı bir şekilde KDP peşmergelerinin bölgedeki hakimiyetini ima eden Güney Kürdistan Parlamentosu Başkanı Sadık “Sadece belli bir grubu koruyan değil, bütün toplumu savunan bir ordu yaratmalıyız” şeklinde konuştu.

Konuşmacılara yöneltilen soruların ardından Öğle arası verildi. Seminerin ikinci bölümü Alman Sol Parti parlamenteri Andrej Hunko ve PYD Eşbaşkanı Salih Müslüm’ün konuşmalarıyla devam ediyor.