KCDK-E: AKP, Avrupa’da Kürtlere dönük infaz planlıyor!

1116

BASINA VE KAMUOYUNA

Bugün Almanya’da AKP’nin yurtdışı paramiliter gücü Osmanin Germania  yapilan operasyon gecikmiş bir operasyondur.  Oysa Biz elimizdeki somut belge ve delillileri nisan ayından beri Alman Devleti ile paylaşmıştık.  KCDK-E asbaşkanı Sayın Yüksel Koç ve Kongra Gel asbaşkanı Sayın Remzi Kartal’a yönelik yapılacak suikastçı ekibe iki dava açılmıştır.  Bu konuyla ilgili bugün Berlin ve Paris’te basin toplantısı yapacaktık. Gelişmelerden dolayı bu basın toplantılarını erteledik. İleriki tarihte yapacağımız basın toplantısıyla bu belgeleri kamuoyu ile paylaşacağız.  Umarız Alman devleti AKP’nin paramiliter yapısı arkasındaki gücü talimatı veren siyasi iradeyi yargı önüne çıkarır. Umarız Gergerlioglu’ndan olduğu gibi siyasi çıkarlara kurban ederek üstünü örtmez.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011 yılında, Kürt siyasetçiler ve kurum temsilcilerine yönelik, “nerede olursa olsun, ister yurt içinde, ister yurt dışında olsun bulundukları inlerinde vuracağız” açıklamasından sonra Paris’te üç Kürt kadını Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez hunharca katledilmişlerdi. Erdoğan’ın açıklaması; yurt dışında, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarının dışında da muhalif konumunda olan kişilerin öldürülebilecekleri anlamına geliyordu. Erdoğan’ın, bir başka konuşmasında da, “dünyayı onlara daraltacağız, Avrupa’nın her yerinde ellerini- kollarını sallayarak dolaşıyorlar, buna izin vermeyeceğiz” demesi, bu cinayetleri üstlenmenin itirafıydı. Erdoğan’ın, son birkaç hafta içinde de defalarca “Avrupa’ya sesleniyorum, ülkenizde dolaşan PKK’lileri ya bize verin, ya da sonuçlarına katlanacaksınız” demesi, yine cinayetler işleyeceklerinin çok açık ve net bir ifadesiydi.

Türk devleti ve onun en yetkili temsilcisi olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece tehdit etmekle yetinmedi aynı zamanda Avrupa’ya bir çok ajan, özel vurucu güç ve cinayet işlemek için yetiştirilmiş katil gönderdi. Böylece Resmi ve gayri resmi kurum ve bireyler adeta cirit atmaya, Kürtlerin bulundukları kurumları gözetlemeye, Kürt siyasetçilerini izlemeye ve haklarında bilgi almaya başladılar. Bunun sonucunda, Avrupa’daki konsolosluk ve elçilikler, diplomat kimliği adı altında ajanlaştırma faaliyetleri yürüterek, Kürtler ve Kürt siyasetçileri hakkında bilgi toplama ve toplanan bilgileri Milli İstihbarat Teşkilatı’na vermek için özel çalışma yerleri haline dönüştürülmüştür. Türk Elçilik ve Konsoloslukları adeta MİT merkezlerine dönüştürüldü. Elçiliklerde çalışan her bir görevli Kürt siyasetçilerinin peşlerine takıldı. Avrupa’da değişik nedenlerden dolayı mağdur durumunda olan birçok insan bu amaçla kullanıldı. Para karşılığında, ya da değişik vaatlerle kullanılan bu kişiler ajan olarak Kürt derneklerine gönderilerek bilgi alınmaya çalışıldı. Almanya devletinin ilgili kurum sözcülerinin de, geçtiğimiz aylarda basın ve kamuoyuna yansıyan “Almanya’da 6 bin MİT elemanı var” tespiti, tüm bunları teyit eden resmi bir açıklama oldu.

Tüm bunlar somut bilgiler olarak tespit edildi. Almanya ve Fransa başta olmak üzere hemen hemen tüm Avrupa ülkelerinde Kürt siyasetçilerini öldürme, haklarında bilgi toplama, şantaj yapma, teknik kullanarak ses alma, fotoğraf elde etme gibi girişimlerde bulunulan isimler tespit edilerek ilgili ülkelere verilmiştir. En çok Almanya ve Fransa’da gündeme gelen bu somut olaylar ilgili ülkelerin yetkili makamlarıyla paylaşılmış, bu konuda gerekli uyarılarda bulunulmuş, mutlaka önlem alınması gerektiği defalarca belirtilmiştir. Ancak ilgili ülkeler yapılan bu uyarılar temelinde ciddi tedbirler almamış, somut bilgiler olmasına rağmen gerekli girişimlerde bulunmamış, verilen isimler hakkında ciddi işlemler yapmamıştır. Oysa Türk devleti ve onun Cumhurbaşkanı, alenen tehditlerde bulunmuş ve bu tehdittin bir sonucu olarak Paris’te üç Kürt kadını hunharca katledilmiştir. Benzer cinayetlerin işlenmemesi için bilgilerimizi fazla ciddiye almayan Almanya ve Fransa’da, Türk konsolosluklarının hizmetinde çalışan yeni ajan-provokatör ve cinayet işlemek için emir alan kişiler tespit edilmiştir.

Nisan ayından beri bu konuda elimizdeki tüm belgeleri ve MIT ekipleri ille ilgili isimleri Almanya ve Belçika’daki ilgili birimlerle paylaşmıştık. Bu X sahısı bulunduğu yerde ve Avrupa’nın hemen hemen tüm ülkelerini gezerek Kürt siyasetçileri takip etmiş, onlar hakkında yanlış-yalan bilgiler uydurarak Türk Konsolosluğuna, Türk polisine, Türk MİT’ine, Türkiye Cumhurbaşkanı’na vermeyi, bir meslek haline getirmiştir. Türk devletinin kontrgerilla ve özel vurucu timin karargahı konumunda olan Kıbrıs’ta öğrenci olan bu kişi, daha sonra Kürt siyasetçileri öldürmek ve kurumlarını özel olarak denetlemek amacıyla Almanya’ya gönderilen profesyonel bir katil adayı olduğu anlaşılmıştır. Türkiye’de TÜRKSAT uydusu üzerinden yayın yapan bir TV kanalının çalışanı olarak görünen ve bu TV adına programlar yapan katil adayı olan X, para karşılığında Türk MİT’ine ve Türk konsolosluğuna bağlı bazı kişilere çalıştığı, KCDK-E Eş başkanımız Sayın Yüksel Koç’un Almanya savcılarına verdiği bilgilerle somutluk kazanmıştır. Bu kişinin esas görevi KCDK-E Eş başkanı Sayın Yüksel Koç’u ve KONGRA-GEL Eş başkanı Sayın Remzi Kartal’ı öldürmek, Kürt kurumlarını bazı yanlış-yalan bilgilerle Almanya devletinin nezdinde kriminalize etmek ve Kürt siyasetçilerini terörist olarak göstermektir. Bu kişinin kendisi tek başına bu kirli işleri yapmakla kalmamış, başkalarını da bu yönlü bilgi toplama amaçlı girişimlerde bulunmuştur. Almanya savcıları tüm bu gelişmelerden haberdardır ve 2 tane de dava açılmış bulunmaktadır.

Türk devletinin Avrupa’daki çete örgütleme tarzı ve Kürt siyasetçilerine suikast düzenlemekle görevli kişilerin hareket tarzı daha çok TİM biçiminde örgütlendirdiği açığa çıkmıştır. Bir TİM’de 3 kişi yer almaktadır. Her birisinin ayrı ayrı görevleri vardır. Birisi istihbarat toplar, birisi tetikçilik yapar, diğeri ise TİM’in şefi olur. X in içinde yer aldığı TİM’in şefi T.C.dir. Yine 2 yıldır Almanya’ya gelen ve Bremen’de kalan T.C.nin, aynı zamanda Strasburg’da Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamento’sunda görevli bazı Türk “diplomatları” ile de bağlantılı olduğu kesinleşen başka bir durumdur. Bu şahsın da, X gibi, sık sık Türkiye’ye gidip geldiği tespit edilmiş bulunmaktadır.

Aynı tarihlerde Fransa’da da benzer bir durum yaşanmış ve Türk konsolosluğu tarafından kullanılan, Kürt siyasetçileri takip etme, bilgi gönderme ve Kürt kurumlarını kriminalize etme çabasında olan bir provokatör açığa çıkmıştır. E. adında olan bu ajan, önce Facebook üzerinden ‘Murat’ adından bir polis tarafından tehdit edilmiş, daha sonra ‘Murat’ denilen polisin isteğini kabul etmiş, ardından da para karşılığında Kürt politik göçmenlerinin fotoğraflarını, isim ve adreslerini hem ‘Murat’ denilen polise, hem de Paris’te bulunan Türk konsolosluğuna göndermiştir. “Bilinmeyen kişiler” tarafından hesabına yatırılan para karşılığında ajanlık yapan XX denilen kişi, Türk konsolosluğuna bağlı olarak Kürtleri ve Kürt siyasetçileri takip etmekle görevlendirilmiş daha birçok kişinin olduğunu söylemiştir.

İki somut örnekte de görüldüğü gibi Almanya ve Fransa’da Türk ajanları, Türk MİT’i, Türk konsoloslukları tarafından kiralanan birçok katil adayı adeta cirit atmaktadır. Eroin, esrar ve diğer uyuşturucu maddeleri satmakla yetinmeyen Türk Elçilikleri, aynı zamanda Kürtleri, Kürt siyasetçileri de vurmak için deyim yerindeyse harıl harıl çalıştıklarını gayet iyi biliyoruz. Almanya’da, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski danışmanı Muhammed Taha Gergerlioğlu ve onun başını çektiği üç ajanın Almanya’da suçüstü yakalanması, Erdoğan ve Türk Konsolosluklarının nasıl çalıştıklarını da artık açığa çıkan bir gerçeklik haline gelmiştir. Bu dört kişiden birisinin bizzat Erdoğan’ın danışmanlarından olması, Türk devletinin Avrupa’da Kürtlere karşı cinayet işleme konusunda nasıl da rahat davrandıkları açığa çıkan başka bir gerçek olmuştur. Bu dört kontrgerillanın MİT müsteşarı Hakan Fidan tarafından özel olarak yönlendirilmiş olması, ister istemez Paris’te katledilen üç Kürt kadını akla getirmektedir. Evet, Sakine Cansız ve iki arkadaşını katleden Ömer Günay’ı yönlendiren MİT Müsteşarı Hakan Fidan olduğu iddiasını da unutmamalıyız.

Paris’te üç Kürt kadını hunharca öldüren Ömer Güney’in Almanya’da yaşadığını, istihbaratla bağlantılarını buradaki ağlar üzerinden sürdürdüğünü, oradan Paris’e gidip cinayet işlediğini de gayet iyi biliyoruz. Almanya savcılarının bu konuda esnek davrandıkları, Türk devletinin gönderdikleri katillere karşı ‘hoşgörülü’ yaklaştıkları kesindir. Almanya tutukladığı kimi Türk ajanlarını da Türkiye ile pazarlıklar karşılığında davalarını düşürerek bırakmışlardır. Mevcut hukukunu işletmemiş, uluslararası hukuk ihlal edilmiştir.

Bu durumun, Fransa için de geçerli olduğunu belirtmek istiyoruz. Oysa 2013 yılında Paris’in göbeğinde üç Kürt kadını hunharca katledilmiştir. Fransa hükümeti çok daha fazla duyarlı olması gerektiği açıktır. Ancak defalarca Türk katil adayları ve IŞİD çeteleri hakkında somut bilgi vermemize rağmen gerekli duyarlılığı göstermemiştir. Tam tersine hep Kürtleri, Kürt siyasetçilerini takip etmiş, Kürt kurumlarında çalışan insanları ajanlaştırma, onları kullanma, bürokratik sorunları olan bazı kişilerden Kürt kurumlarından bilgi alma çabasına girmiştir. Bu amaçla bir çok Kürt insanı isimleri belli olmayan ama Fransız resmi kurumlarında sorguya çekilmiş, ajan olmaları için hem psikolojik baskılar yapılmış, hem de değişik vaatlerde bulunulmuştur. Bu ülkelerin Kürt halkına karşı, iradeleriyle oynayan, düşürmeye çalışan bu tutumlarından vazgeçmeye çağırıyoruz.

Talepler ve Çağrımız:

-Başta Almanya olmak üzere Avrupa devletlerinin ilgili kurum ve yetkililerinin, bu durumlar karşısında, derhal yerinde ve zamanında ciddi bir tavır ve tutum geliştirmeleri. Almanya ve diğer ilgili Avrupa devletlerinin bu tür durumlara yönelik duyarsız, ilgisiz, izleyici mevcut yaklaşımlarının, şimdiye kadar gerçekleşen ve benzeri olası suçları teşvik etme ve cesaret verme anlamına geleceğinin bilinciyle hareket edilmesi.

-Bu çerçevede, cirit atan Türk Gladyo’sunun karargahı haline gelmiş olan Türk Elçilik, konsolosluk ve katillerin barınağı haline gelmiş ajanlaştırma merkezleri olarak kullanılan Cami, dernek, vakıf, eğitim merkezi gibi kurumların bir an önce takip, inceleme, soruşturmaya tabi tutularak, gerekli hukuksal, yasal yaptırımların uygulanması.

-Büyükelçi-Konsolos, ‘memur’, ‘din adamı’ konumunu yaşayan ama esas olarak görevleri Avrupa’da IŞİD elemanları ile birlikte terör estirmek, Kürt insanlarını katletmek ve halkı sindirmek olan kişilerin bir an önce sınır dışına çıkartılması,

-Uzun süreden beri resmi makamlar tarafından izlenen ve açığa çıkartılan Katil adaylarının bir an önce yakalanıp sorgulamaları,

-Paris katliamının gerçek failleri olan Türk devletine bağlı kişi ve kurumların açığa çıkartılmaları,

-Kürt siyasetçilerinin izlenmekten, denetim altına alınıp, kriminalize edilmekten vaz geçilmesi.

Not : Elimizdeki belgeler ve Delileri daha sonra kamuoyu ile paylaşacağız

 

Demokratik Kürdistanlılar Toplum Kongresi / KCDK-E

Buruksel / 09.Kasim 2016