BASINA VE KAMUOYUNA

1096

Türk devletinin resmi ajansı olan Anadolu Ajansı, 25 Kasım tarihinde servis ettiği bir haberle bir süredir tehdit altında olan Kürt siyasetçilerini ve kurumlarını hedef göstermektedir.

Hedef gösterilen KCDK-E Kürtlerin Diasporada bulunan 26 çatı örgütü ve 403 kurumu kendi bünyesinde bulunduran Avrupa yasalarına göre kurulup tüzel statüsü olan ve hiç bir siyasi örgütle bağı olmayan bir sivil toplum kurulusudur. KCDK-E, çok kültürlü toplum esprisi çerçevesinde, bir yandan Kürt halkının, kendi kültürü ve kimliğinin korunması, geliştirilmesi ve tanınmasını sağlamaya çalışırken, diğer yandan Avrupa’nın ortak toplumsal yapısı içerisinde yer alan göçmen toplulukları ve kurumlarıyla Kürt toplumu ve kurumları arasında dostluk ilişkilerini kurmak, korumak ve geliştirmek için çalışıyor. Bunun için de, Avrupa’da toplumsal sorunların çözümü, hoşgörü ve barışı kalıcı kılmak için çalışan, evrensel demokratik değerleri benimseyen ve destekleyen diğer toplulukların Avrupa düzeyindeki örgütleriyle, tüm Kürdistani ve Avrupalı siyasi partiler, demokratik örgütler, kuruluşlar, platform, inisiyatif ve kişilerle dostça diyaloglar geliştirir ve gerektiğinde birlikte çalışmalar yapan bir sivil toplum kurulusudur.

Anadolu Ajansı, Avrupa’da yaşayan Kürtlerin demokratik örgütlenmesini, ‘Demokratik Toplum Merkezleri’ ve ‘Halk Meclisleri’ni ismen anarak kriminalize etmeye çalışmaktadır. Ayrıca bu sivil-demokratik kurumların çatı örgütü olan KCDK-E ve eşbaşkanlarını Kürdistan’ın değişik siyasal-demokratik kurumların birliği olan KNK’yi de hedefinin merkezine almaktadır.

Bununla da yetinmeyerek Avrupa’nın değişik ülkelerinde faaliyet gösteren, Syriza gibi iktidar partileri Alman Sol Parti, Yeşiller, İngiltere İşçi Partisi gibi parlamentoda temsili olan muhalif siyasal partileri isim isim vererek, karalama ve hedef göstermenin skalasını alabildiğine genişletmektedir.

Türk devleti, başta Kuzey Kürdistan ve Rojava olmak üzere halkımızın temel yaşam alanlarında yürüttüğü kültürel ve fiziki soykırım saldırılarını Avrupa’da da geliştirmek istemektedir. Paris katliamı sonrasında ara verilmiş olan bu yönelim sürecini yeniden geliştirdiğine dair belgeler kurumuz KCDK-E tarafından yakın zamanda kamuoyuna yansıtılmış, bazı çabaları da deşifre edilmiştir. Bazı girişimlerin açığa çıkmasından sonra AA’nın yalan haberinde de görüleceği üzere bizzat devletin resmi ağızlarından hedef gösterme işlemi üstlenilmiştir. Çok açık ki, bu haberde ismen verilen Kürt kurumları, yöneticileri ve Avrupalı siyasi partiler, MİT güdümlü birimlere adres olarak gösterilmektedir. AA’nın bu haberi aynı zamanda deşifre edilen birimlerin kendileriyle bağını da ispatlamaktadır. Hatta buna bir cevap olarak okumak yanlış olmayacaktır. Deşifre edilen girişimlerin hedef gösterdiği isimlerle AA’nın haberinde adı geçen yöneticilerin benzer olması bu bağı ortaya sermektedir.

Türk devletinin bu illegal, hukuk dışı girişimleri konusuna bir kez daha dikkat çekmek istiyoruz. Kürt meselesine ilgi gösteren ve bundan dolayı da adı geçen haberde hedef gösterilen Avrupalı siyasi partiler başta olmak üzere, tüm sivil toplum kurumlarını ve şahsiyetleri Avrupa’da yaşayan Kürt toplumuna, kurumlarına yönelik bu resmi tehdide karşı tavır almaya, seslerini yükseltmeye çağırıyoruz.

Avrupa Hükümetlerini de daha ciddi tedbirler almaya, istihbarat örgütü MİT ve ona bağlı kişi ve kurumlarca yürütülen faaliyetleri açıklamaya, Türk devletinin hareket alanını kısıtlamaya çağırıyoruz.

Tam da bu dönemde AA’nin kriminalize ettiği Kürtlerin demokratik ve sivil çalışmalarının önündeki yasal ve fiili engellerin kaldırılmasının önemli bir yanıt olacağını düşünüyoruz. Herkesi, Kürt halkının haklı mücadelesinin desteklemeye, AKP faşizmine karşı daha açık tavır almaya çağırıyoruz.

KCDK-E /Avrupa Demokratik Kürdistanlılar Toplum Kongresi

2 Aralık 2016 / Brüksel