17 Aralık’taki eylemlere güçlü katılalım! Edî Besê !!!

1003

Öcalan’ı tasfiye planı ve siyasi soykırımına karşı mücadeleyi büyütmeye!

HALKIMIZA KARŞI TERÖR ESTİRİLİYOR’

Demokratik siyasi alanına, halkın iradesine, yurtsevere, kadınlara, gençlere, işverenlere, kültür-sanat, ekonomik, sosyal yapılanmasına, kısacası Kürtler adına yapılan her türlü faaliyet ve etkinliklere topyekûn bir biçimde saldırmaktadır. ‘Onları yakacağız’, ‘intikamımız büyük olacak’, ‘affetmek yok’, ‘şehirleri de, köyleri de, evleri de yakıp yıkacağız, karşı çıkanlardan da en acımasız bir biçimde hesap soracağız’ gibi belirlemelerle çok açık ve net bir biçimde Kürt halkının siyasi, askeri ve komünal yaşamına dönük kapsamlı operasyonlar düzenleyen Türk devleti ve onun faşist temsilcisi olan AKP-Erdoğan diktatörlüğü, sözcüğün gerçek anlamında halkımıza karşı terör estirmektedir.

Savaşın bir sonucu olarak yaşanan İstanbul’daki bombalama eylemi  de gerekçe yapılarak, geliştirilen siyasi soykırım giderek fiziki bir soykırıma dönüşmektedir. Bu siyasi ve fiziki soykırımı esas olarak yönlendiren ve her gün yeni kararnamelerle sürece yön veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Oluşturduğu özel savaş ekibiyle halkımıza karşı geliştirdiği vahşet düzeyindeki uygulamalar, sadece siyasi ve komünal yaşama değil, savaşı daha da derinleştirme çabası içerisinde olan Erdoğan’ın, Kürdistan’ın dört bir yanını kana bulama planlaması içerisinde olduğu artık kesin bir gerçeklik haline gelmiştir.

Musul-Kerkük-Rakka planlaması, Rojava’yı kabul etmeme ısrarı, PYD/YPG/YPJ’ye karşı geliştirilen düşmanca tutumlar, Cerablus işgali, Bab operasyonu Türk devletinin bu kanlı planın bir sonucu olduğu açığa çıkan başka bir gerçektir. Türk devleti ve Erdoğan’ın direktifi ile oluşturulan özel savaş kurmayı bu soykırım savaşını sadece Kürdistan’da değil, Avrupa’ya da taşımıştır. Avrupa’da oluşturduğu suikast timleri ile Kürt siyasetçilerini ve kurumlarını hedefleyen somut planlar ortaya çıkmış, deşifre olan bu planlar Fransa, Almanya, Belçika yetkililerine verilmiştir. Açığa çıkan bu suikast timlerinin yerine yeniler atanmıştır. Daha da önemlisi Avrupa’da bulunan Türk kurumlarının ve bu kurumlarda çalışan elemanların önemli bir bölümü ajan ve kontra konumunda olan kurum ve kişilerdir. Bu da açığa çıkan başka bir gerçektir.”

‘KİRLİ SAVAŞI AVRUPA’YA DA TAŞIDILAR’

Belçika’nın başkenti Brüksel’de Kürt Enstitüsü’nün yakılması, yine Chalerloi kentinde bulunan Kürt Kültür Merkezi’nin kondaklanmasının, Türk devletinin özel-kirli savaşını Avrupa’ya taşımasının iki somut örneği olduğunun belirtildiği açıklamada, “Daha önceki dönemlerde de Avrupa’nın birçok kentinde Kürt kurumları saldırıya uğramış, Kürt siyasetçileri takip edilerek haklarında konsolosluklara kirli bilgiler servis edilmiştir” denildi.

Yapılan her türlü saldırı ve kirli bilgi ve komplolara rağmen Kürtler duyarlı ve temkinli davranmayı esas almış, Türk devletinin bu kirli saldırılarına karşı demokratik tepkilerini göstererek ilgili ülkelerin yetkililerine gerekli tedbirleri alınması konusunda uyarılar yapmıştık. Ancak ilgili ülkeler gerekli yaklaşımları göstermemiş, faşist çeteler karşısında gerekli önlemleri almamış ve sonuçta Kürt kurumlarına saldırılar yapılmıştır.

‘BAŞKAN ÖCALAN HEDEFTE’

AKP diktatörlüğü ve Erdoğan faşizminin hedeflendiği esas irade, Kürt Halk Önderi Başkan Abdullah Öcalan’dır. Başkan Abdullah Öcalan’ı devre dışı bırakarak halkımızı teslim almak isteyen Türk devleti ve Erdoğan, bu nedenle İmralı Adası’na dönük özel konseptler oluşturma çabası içinde olmuştur. İdamın yeniden ele alınması, tecridin derinleştirilmesi, görüşmenin yapılmaması hem bir şantaj girişimidir, hem de Başkan Abdullah Öcalan’ı tasfiye etme tutumudur.”

ÇAĞRI

Halkımızı ve dostlarımıza Türk devletinin hem Başkan Abdullah Öcalan’a karşı geliştirmeye çalıştığı tasfiye girişimine, hem de geliştirdiği Kürt soykırımına karşı bir kez daha ‘Edî Besê’ deme çağrısında bulunuyoruz. AKP ve Erdoğan’ın faşist yönelimlerine, Kürt halkının siyasi, askeri ve komünal yaşamına karşı geliştirdiği soykırımı durdurmak için ne gerekiyorsa onun yapılması gerektiğini belirterek bir kez daha diyoruz ki; Başkan Abdullah Öcalan’ı özgürleştirelim, faşizmi durduralım, AKP katliamına ‘dur’ diyelim. Erdoğan’ın halkımıza reva gördüğü işkencelere, baskı ve şiddete ‘yeter’ diyelim.

17 Aralık 2016 tarihinde Avrupa’da ülke ve eyalet düzeyinde yapılacak miting ve yürüyüşlerin bu perspektifle gerçekleştirilmesi çağrısını yeniden yaparken, halkımızı ve dostlarımızı yapılacak bu yürüyüş ve mitinglere tüm güçleriyle katılmaya davet ediyoruz.

KCDK-E / 15 Aralık 2016 / Brüksel